Günümüzde stresin birçok rahatsızlıkla yakından ilgili olduğu saptanmıştır. Özellikle stresli mesleklerde çalışanlar bu tür risklerle daha sık karşı karşıya kalmaktadırlar. Stresin sonuçlarını fizyolojik, psikolojik ve davranışsal olmak üzere üç grupta inceleyebiliriz.
Stresin Fizyolojik Sonuçları
Stresin yol açtığı fizyolojik rahatsızlıklar çok fazladır. Burada en yaygın görülenleri üzerinde durulmaya çalışılacaktır.
Kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon: Yapılan araştırmalar kalp hastalıklarına genellikle endişe, depresyon, gerginlik, öfke gibi olumsuz etkilerin neden olabileceğini ortaya koymuştur. Stresin en çok etkilediği organlardan biri de kalbimizdir. Kendini aşırı zorlama, aşırı yorgunluk, sürekli gerginlik gibi psikolojik stresler kalbi zorlar. Eğer kişi sürekli mesleksel bir gerginlik yaşıyorsa stres ve kalıtsal faktörler kalp hastalığına zemini hazırlar. Yüksek tansiyonda benzer şekilde stresli mesleklerde yoğunlukla gözlenir.
Migren ve Stres: Migren en genel tanımıyla ne zaman geleceği belli olmayan nöbetlerin, çoğunlukla başlangıçta başın bir yerinden başlayıp, bütün başa yayılması ile şekillenen ve nöbet dışındaki zamanlarda hastanın bütünüyle sağlıklı olduğu bir hastalıktır. Migren ağrısı gerilim doruktayken değil de, baskı kalktıktan bir süre sonra meydana gelmektedir. İş ortamındaki stresler çalışanların sık sık baş ağrısı çekmelerine neden olabilir. Strese yatkın kişilerde baş ağrılarına daha sıklıkla rastlanır.
Ülser ve stres: Stres ve ülser birbiriyle doğrudan ilgili kavramlardır. Stres, insanın şuurlu algılama alanı olan beyin kabuğu ile algılanır. Buradan, tehdit beynin çeşitli bölgelerinden geçerek stres hormonlarından biri olan kortizolun salgılanmasına neden olur. Kişi her istenmeyen koşulda, her streste üzüntüde bu yolu kullanıyorsa, sonuçta kortizolun salgıladığı hidroklorik asit midede yara açılmasına, diğer bir değimle ülser oluşmasına neden olur.
Kanser ve stres: Çağımızın en korkulu hastalıklarından biri olan kanserin nedeni bugün pek çok faktöre bağlanmaktadır. Örneğin kalıtımsal faktörler, yanlış beslenme, zehirli gazlar vb. gibi. Stres de en az bunlar kadar kanseri tetikleyen ya da ortaya çıkma sürecini hızlandıran bir konudur. Kanserli hastalarda yapılan araştırmalarda, çoğunlukla hastalık ortaya çıkmadan önce kuvvetli bir stresle karşı karşıya kaldıkları gözlenmiştir. Yakınlardan birinin ölümü, büyük maddi veya manevi kayıplar, yüksek iş stresli bir meslekte çalışmak gibi. İleri sürülen görüşlere göre stres vücudun dayanıklılık sistemini azaltmaktadır. Yine stresler vücudun hormon düzeyini bozmaktadır. Vücudumuzda meydana gelen anormal hücre, normal koşullarda vücuttaki koruyucular tarafından öldürülmektedir. Fakat uzun süre yoğun stres maruz kalmış kişilerde, vücuttaki koruyucu sayısı azaldığından, kanser hücreleri öldürülememekte ve büyümesine imkân doğmaktadır. Yapılan araştırmalar üreme, deri, hareket sistemi rahatsızlıklarının da stresle doğrudan bağlantılı olduğunu göstermiştir.
Çevrenizde veya iş yerinizde en sık rastladığınız rahatsızlıklar nelerdir, bu rahatsızlıkların yaşanan stres ile bir bağlantısı olup olmadığını tartışınız.
Stresin Psikolojik Sonuçları
Bireyler her zaman iç sıkıntısının, zor çalışma saatlerinin, gelecek endişelerinin geçim sıkıntısının, ölüm korkularının, kişisel çatışmaların ruhsal etkilerinde kalmışlardır. Teknolojik değişimlerin hızı, işlerin stresli olması, amirlerle olan problemler, uzun çalışma saatleri ve bunun aile yaşamına getirdiği ek yük gibi duygusal gerilimlerle karşı karşıya kalan insanların, ruhsal ve biyolojik dengeleri bozulmaktadır. Stresin sonucunda bireylerde ortaya çıkan psikolojik sonuçlardan en belirginleri endişe, depresyon, uyku problemleri ve psikolojik yorgunluktur.
Endişe ve Stres: Endişe kavramı kaygı, korku, sıkıntı gibi anlamlara gelmektedir. Böyle bir duygu bireyin henüz gerçekleşmemiş bir tehlike karşısında duyduğu korkuyu anlatmakta, yürek atışının hızlanması, titreme, sıkıntı ve umutsuzluk duygularını içermektedir. Bu durum aşırı bir nitelik aldığında bir nevroz özelliği kazanmakta, dikkati toplayamama, karar verme güçlüğü, aşırı terleme gibi sürekli bir gerilim ortaya çıkmaktadır. Endişe algılanan bir tehlikeye karşı bedeni harekete geçmeye hazır tutan bir merkezi sinir sistemi yanıtıdır. Endişe rahatsızlıklarında ise bu alarm mekanizması gerektiğinden daha çok çalışır. Normal bir insandaki kaygılanmanın aksine endişe rahatsızlığı bireyin yaşamını değiştirebilecek, işini yapmasını engelleyebilecek kadar şiddetli olabilmektedir.
Stresli iş koşulları, endişenin ortaya çıkmasına elverişli bir ortam yaratmaktadır. Ancak sürekli bir gerilim ortamında bulunma, kişilik özellikleriyle birleşince endişe kronikleşmektedir. Bu durum sürekli kaygı durumudur. Geçici bir duruma bağlı yaşanan bir kaygı ise durumluk kaygıdır. Kişiler sürekli kaygı durumunun kaynağı olarak çalıştıkları ortamı görüyorlarsa bundan kurtulmak için alkole, aşırı sigara veya ilaç kullanımına diğer kaçış yollarına başvurabilirler.
Depresyon ve Stres: Depresyon kişilerin bunalım ve çöküntü hallerini anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Depresyon stresli olaylar ve durumlar karşısında organizmanın huzursuzluğunu, tedirginliğini, sıkıntısını, durgunluğunu ve üzüntüsünü ifade etmektedir.
Depresyon, uykusuzluk, yoğunlaşma bozukluğu, cinsel problemler, kararsızlık, iştahsızlık, içine kapanma gibi temel belirtiler gösterebilirler. Endişe ve depresyon birbirine bağlıdır. Biri bir diğerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Depresyona yol açan etkenler normal olarak her insanda üzüntü yaratabilir. Fakat insanların çoğu depresyon yaratan olaylar karşısında kendi kendilerini sınırlandırmayı başarırlar. Bazı insanlar ise depresyon yaratan olayın etkisinden kendilerini kurtaramaz ve uzun dönemli bir bunalım dönemi yaşarlar. Bunların sonucunda intiharlar ya da klinik tedavi gerektiren durumlar ortaya çıkabilir. Basit depresyon geçiren kişi çoğu kez tek başına kalarak geçmişteki yanlışlarını ve gelecek için umutsuzluğunu düşünmek ister Akut depresyonlarda ruhsal ve bedensel etkinlikler azalır, suçluluk ve değersizlik duyguları yoğunlaşır, intihar girişimi olasılığı yükselir.
Uykusuzluk, Psikolojik Yorgunluk ve Stres: Stresin temel belirtilerinden biri de uyku bozuklukları ve dinlenmeye rağmen kesilmeyen yorgunluklardır. Günümüz insanının en çok yakındığı sorunların başında uykusuzluk gelmektedir. Aşırı gerginlik, sinirlilik, endişe, çözümlenemeyen sorunlar bireylerde uykusuzluklara neden olabilmektedir.
Psikolojik yorgunluk ise aşırı stres ve zihnin aşırı çalışması sonucu ortaya çıkar. Bu tür yorgunluk sinir merkezini etkileyerek zihinsel bir yorgunluğa sebep verir ki bunu da uykusuzluk şeklinde görürüz. Saldırganlık ve uyku bozuklukları şeklindeki yorgunluk durumları da bütün nevrotik durumların temelini oluşturur. Psikolojik yorgunluğun en önemli nedenlerinden biri işle ilgili faktörlerin bireylerde gerginliklere neden olmasıdır. İş süreci, vücut hareketlerinin süresi, grup baskısı, zaman baskıları, amirlerle olan sürtüşmeler, yetki ve sorumluluk dağılımındaki eşitsizlikler, engellenmeler, rol çatışmaları, ekonomik problemler psikolojik yorgunluk üzerinde etkili olurlar. Açıklamalardan da anlaşıldığı gibi özellikle mesleksel stresler psikolojik yorgunluk üzerinde doğrudan etkilidirler.
Tükenme ve Stres: Stresin en son sonuçlarından biri olan tükenme belirtilerinin hem insanlar hem de onların çalıştığı örgütler açısından önemi büyüktür. Tükenme bireyin çok fazla baskı ve az tatmin duyduğunda ortaya çıkan bitkinlik duygusudur.
İnsanlar bazen yoğun olarak hayat çekilmez duygusunu yaşarlar. Bu duygu tükenme belirtisi olarak tanımlanmıştır. Bu durumun bedensel belirtileri uykusuzluk canlılığı kaybetme, baş ağrısı, ciddi göğüs ağrıları ve genel sağlıkla ilgili belirsiz şikâyetlerdir. Davranış ve duygularla ilgili belirtiler daha önce ortaya çıkar ve daha kolay tanınır. Ani öfke, patlamalar, sürekli kızgınlık, yalnızlık ve umutsuzluk duyguları çaresizlik, engellenmişlik, gücenme, şüphecilik, cesaretsizlik ve güvensizlik en sık dile gelen şikâyetlerdir.
Tükenme belirtisi, işte yüksek performans gösteren beklentileri ve kişisel yatırımları yüksek olan profesyoneller ve bireylerde meydana gelir. İş dışına ayırdıkları zaman sınırlıdır, işteki zorluklar ve artan emekleri için sınırlı ödüllendirmeler tükenme eğilimini başlatır. İstekler dinlenmeyen veya bastırılan, sürekler amirler tarafından azarlanan, küçümsenen bireyler çok daha kolay tükenebilirler. Bu aşamada çalışanlarda işe gitmede isteksizlik, uzun çalışma saatlerinin verdiği bıkkınlık, genelde fiziksel ve ruhsal bir bitkinlik başlar. Kaçınılmaz sonuç tükenmedir.
Stresin Davranışsal Sonuçları
Stresten kaçınmak için bireylerin en çok başvurduğu davranış kalıpları arasında sigara, alkol, uyarıcı madde alışkanlığı yer almaktadır. Bunun yanında aşırı iştah veya iştahsızlık, saldırganlık, kaza eğilimi de davranışsal sonuçlar arasında sayılabilir.
Alkol Kullanımı ve Stres: Alkol alışkanlığı stresle ilgili sorunları en yaygın görülen ve bilinenidir. Günlük iş veya özel yaşamla ilgili streslerden kurtulmak ve rahatlamak için başvurulan alkol, zamanla alışkanlığa ve bundan sonra da tutsaklığa dönüşür. Sonuçta bedensel ve ruhsal birçok hastalık ortaya çıkar. Kişiyi ruhsal ve ahlaki bir alçalmaya sürükleyerek psikoza ve suç işlemeye götürür. Alkol kullananların son yıllarda büyük bir artış göstermesi, toplumda stresin yaygınlaştığının diğer bir göstergesidir. Yapılan araştırmalar dünyanın her yerinde alkol tüketiminin arttığı yolundadır. Başlangıçta gerginliklerden kurtulmak için alınan alkol, bağımlılık yarattığında pek çok zararlı sonuçlara yol açabilir. Sağlığın bozulması, karar verme güçlüğü, zayıflayan aile ilişkileri zamanla alkolün ortaya çıkardığı pek çok zararlı sonuçlardan birkaçıdır.
Sigara, Uyuşturucu Kullanımı ve Stres: Sigara alışkanlığı ve içilen sigara miktarının artması gerilimin arttığının bir göstergesidir. Sigara alışkanlığı olan kişiler, çok değişik nedenlerden ötürü sigara içtiklerini belirtmişlerdir. Bazılarına göre sigara yorgunluk duygusunu azaltır, dikkati bir konu üzerinde yoğunlaştırmaya yardımcı olur. Bazılarına göre ise sigara bir yatıştırıcıdır, stresi azaltır.
Sigara kadar önemli diğer bir sorun da uyuşturucu kullanımında görülen bir artıştır. Özellikle gelişmiş ülkelerde uyuşturucu kullanan kişilerin sayısı gittikçe artmakta, öğrencilerde, yönetici ve işçi olarak çalışanlarda sıkça rastlanılmaktadır. Uyuşturucu kullananlar hem kendileri hem de etrafındakiler için potansiyel bir tehlike yaratmaktadır. Gerilimi azaltma, uykusuzluğu önlemek için alınan teskin edici haplar da zamanla alışkanlık yaparak bireyde tedavi gerektirecek durumlara yol açmaktadır. Genelde kullanılma nedeni, kişisel güven kazanmak, baskılardan kurtulmak, endişeyi azaltmak, işle veya evle ilgili sorunlardan kurtulmak amir problemleriyle baş edebilmek için uyuşturucuya başvurulmaktadır. Kullanıldığı anda geçici rahatlık vermesine rağmen, sonradan bireylerde çok daha ciddi rahatsızlıklara yol açmaktadır.
Saldırganlık ve Stres: Bireylerin kendilerini engellenmiş hissettiklerinde ve çaresiz kaldıklarında en çok gösterdikleri reaksiyonlardan biri de saldırganlıktır. Saldırganlık objelere veya insanlara karşı olabilir. Örgütte bir takım sorunlarla karşılaşan birey, bunları aktaracak, tartışacak veya en azından kendisini dinleyecek kişi ya da bir birim bulamadığında tepkisini hırçınlaşarak veya şiddet uygulayarak gösterecektir.
Yüksek stres altında oluşan yorgunluk ve endişenin kişilerde yol açtığı çevresine karşı düşmanca tutumlar, özellikle çalışma ortamında sosyal desteğin olmaması durumunda daha da şiddetlenmektedir.
Kaza eğilimi ve Stres: Stresin dikkati yoğunlaştırma yeteneğini ortadan kaldırması insanın güvenlikle ilgili önlemleri almamasına yol açmaktadır. Örneğin bireyin amiriyle kavga etmesi, eşi veya çocuklarıyla ilgili problemler, ailevi sorunlar parasal problemler, gelecekle ilgili endişeler işinde dikkatini azaltarak kaza riskini arttıracaktır.
Örgütlerde karşılaşılan iş kazaları derinlemesine incelendiğinde kaza nedenlerini üç grupta toplamak mümkündür. İş kazalarının ilk nedeni olarak teknolojik etkenler görülebilir. Teknoloji nedeni ile oluşan kazalar arasında kullanılan araç gereçlerin yetersizliği yer alabileceği gibi, kişi iş uyumunun gereği gibi sağlanamamasından doğan kazaları da görmek mümkündür. İş kazalarına yol açan üçüncü grupta toplanan faktörleri de çevresel nedenler olarak görmek mümkündür. Örneğin havanın yağışlı veya sisli olması göre yapan trafik polisi için risk taşımakta polisi göremeyen sürücülerin kaza yapmalarına neden olabilmektedir.
Yapılan araştırmalar insan organizması üzerindeki olağan dışı, olumsuz dikkat dağıtıcı gerginliklerin kaza olasılığını önemli ölçüde arttırdığını göstermiştir. Yine yorgunluk sorunu ve buna sebep olacak çalışma koşulları kaza nedenleri arasında sayılabilir. Özellikle endişe ve gerginliklerin neden olduğu psikolojik yorgunluğun bireylerin dikkatini önemli ölçüde dağıttığı düşünülmektedir. Stresle ilgili olarak belirlenen rol belirsizliği, zayıf iletişim beklentilerinin çatışması ve eğitim eksikliği de kazaların meydana gelmesi ile sonuçlanabilir.
Perakende Okulum Mağazacılığı Uzmanından Öğrenin
