Yeni Yazı >>
Home / + 1. Mağaza merkez Yönetimi / İş İlişkisinin Özürlüler, Eski Hükümlüler ve Terör Mağdurları Yönünden Düzenlenmesi

İş İlişkisinin Özürlüler, Eski Hükümlüler ve Terör Mağdurları Yönünden Düzenlenmesi

Özürlü, eski hükümlü ve terör mağdurlarının çalışma yaşamında korunmasını öngören hukuki düzenlemeleri daha iyi kavrayabilmek için, önce iş ilişkisinin bu kişiler yönünden neden düzenlenmesi gerektiği üzerinde duralım.

Özürlüleri, Eski Hükümlüleri ve Terör Mağdurlarını Koruma Gereği

Anayasa’nın 48 inci maddesinde yer alan, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir” hükmü uyarınca bir işveren bir iş sözleşmesi yapmaya zorlanamaz. Ancak; kanun koyucu bazı durumlarda sözleşme yapma zorunluluğunu getirerek, sözleşme serbestîsi ilkesini kamu yararını gözeterek sınırlandırmıştır. İşverene özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma zorunluluğu getiren İK’nın 30 uncu maddesinde yer verilen hükümler, bu düzenlemeler çerçevesinde irdelenmelidir.

Fiziksel ya da düşünsel yeteneklerde bir eksiklik ya da bozukluk haline sakatlık, sakatlanan kişiye ise özürlü denir. Sakatlıklar fiziksel nitelikte olabileceği gibi, düşünsel (ussal ya da ruhsal) nitelikte de olabilir. Sakatlıklar bazen doğuştan gelir. Bazen de çeşitli hastalıklar ve kazalar sonucu sonradan edinilebilir (edinsel sakatlıklar). Ayrıca sakatlıklar, belirtilerinin görülebilmesine, yeteneklerden yoksun bırakması ya da yetenekleri belirli oranlarda azaltması gibi etkinliklerine göre de gruplandırabilir. Özürlüler, sakatlıkları nedeniyle bir yetmezlikle karşı karşıyadırlar.

Bir başka yönden; toplumda bir düzen sağlama gereksiniminin ortaya çıkardığı hukuk kurallarına uyulmaması durumunda, maddi bir müeyyidenin öngörüldüğünü Hukuka Giriş dersinde öğrenmiştiniz. Hukukun suç saydığı fiili işleyene uygulanan ceza, işlenilen suçun yaptırımıdır ve onun ağırlığı ile orantılıdır. Hukuki müeyyide türlerinden birisi de hürriyeti bağlayıcı cezalardır. Eşdeyişle, kişinin tutuklanarak cezaevine konulmasıdır. İşlemiş olduğu herhangi bir suç nedeniyle, hakkındaki mahkûmiyet kararı kesinleşerek hürriyeti bağlayıcı bir cezaya çarptırılan ve tutuklanarak cezaevine konan kişilere hükümlü denir. Cezasını tamamlayarak hükümlülük niteliği ortadan kalkan kişiler ise eski hükümlü olarak adlandırılır. Bir eski hükümlünün hükümlülük niteliği, işlenen suçun cezasının tamamlanmasıyla birlikte, tüm hukuki unsurları ile ortadan kalkmış, bu kişiler hukuken suçtan arınmıştır. Ancak, işlenilen suç ya da yeniden suç işleme eğilimi göz önünde tutularak, bu kişilerden tedirginlik, güvensizlik duyulur.

Mutlaka Okumalısın!  Reklam: Güçlü ve Zayıf Yönleri

Özürlülerin ve eski hükümlülerin içinde bulundukları bu koşullar, hem toplumsal ve hem de çalışma yaşamı içinde yer alıp, uyum gösterebilmelerini engeller. Eğer özürlüler tıbbi, mesleki ve sosyal, eski hükümlüler sosyal ve mesleki yönden yeterince rehabilite edilmemiş ve eğitim hizmetlerinden gereğince yararlanamamışlar ise, olağan koşullar altında bir iş bulup, o işi ellerinde tutabilmeleri hemen hemen olanaksızlaşır. Günümüzde gerek ulusal, gerekse uluslararası sosyal politikaların ilke ve kuralları, özürlülerin ve eski hükümlülerin istihdam edilmelerine yardımcı olunarak korunmalarını öngörür. Bu yönde işlerlik kazandırılacak sosyal politikaların, toplumsal yaşama uyabilmeleri ve karşılaşabilecekleri sorunları çözebilmelerine de yardımcı olacağı gözden ırak tutulmamalıdır. Çalışma yaşamının özürlüler ve eski hükümlüler yönünden düzenlenmesinin önemi bu nedenle öne çıkar.

İK’nın 30 uncu maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanan “Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör Mağduru İstihdamı Hakkında Yönetmelik” in 3 üncü maddesinde kimlerin özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru sayılacakları gösterilmiştir. Aslında, özürlülerin ve eski hükümlüler ile terör mağdurlarının korunma nedeni ve biçimi birbirinden farklıdır. Terör mağdurlarının, özürlüler ve eski hükümlülerle aynı özel hükümler çerçevesinde korunmaya çalışılmasının ne kadar uygun olduğu bu nedenle tartışılabilir. Getirilen hukuki düzenlemeler ile terör mağdurlarının istihdam edilebilmede karşılaşabilecekleri engelleri aşabilmelerine yardımcı olmaktan çok, işsizliğe karşı korunmaları hedeflenmektedir.

Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör Mağduru İşçilerin Korunması

İK’nın uygulama alanı içine giren işverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları işyerlerinde, özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırmakla yükümlüdür (m. 30). Kanun koyucu yükümlülüğü düzenlerken, özel-kamu kesimi ya da gerçek tüzel kişiler yönünden bir ayrım gözetmemiştir. Özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru işçileri meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmak da, işverenin bu alandaki yükümlülükleri kapsamında bulunur.

Kanunda; işverenlerin hangi oranda özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru işçi istihdam edeceğinin, her yılın Ocak ayı başından itibaren yürürlüğe girecek şekilde Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Mutlaka Okumalısın!  Pazar Analizi

08. 07. 2005 tarihinde 25869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01. 01. 2006 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu Kararı’na göre, İK’nın 30 uncu maddesi kapsamına giren işyerlerinde oranlar; kamu işyerlerinde özürlüler için %4, eski hükümlüler için %2 olarak; özel sektör işyerlerinde özürlüler için %3, eski hükümlüler için %1, terör mağdurları için de %2 olarak belirlenmiştir. Ancak, 2006 yılı için belirlenmiş olan bu oranın, ülkemizde işe ihtiyacı olan özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru sayılarında meydana değişikliğe paralel olarak değişebileceği unutulmamalıdır.

Kanun’da kota oranları esnek tutulmakla birlikte, bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin toplam oranının yüzde altı olacağı ifade edilmektedir (m. 30/1). Özürlüler için belirlenecek oranın, toplam oranın yarısından az olamayacağı hükmü de, yine aynı madde metninde yer almaktadır.

Çalıştırılacak özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru sayısı saptanırken, işyerinde belirsiz ve belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan tüm işçi sayısı esas alınır. Oranlar hesaplanırken, yarıma kadar olan kesirler dikkate alınmaz. Yarım ve daha fazla kesirler ise tam’a dönüştürülür (m. 30/3).

İşverenin aynı il sınırları içinde birden çok işyeri bulunuyorsa, çalıştırmakla yükümlü olduğu özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru sayısı, tüm işyerlerinde çalıştırdığı toplam işçi sayısına göre hesaplanır. Kanun; Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen oranların üstünde ya da yükümlü olmamasına karşın özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru veyahut da çalışma gücünün yüzde seksenden çoğunu kaybetmiş özürlü çalıştıran işverenlere bazı kolaylıklar da getirilmiştir. İşverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her işçi için, sigorta prim hissesinin yüzde ellisini Hazine öder (m. 30/10).

Kanun işvereni; işyerinin işçisi iken sakatlanan, eski hükümlü ya da terör mağduru olanlara öncelik tanımakla da yükümlü tutulmuştur (m. 30/4)). Ayrıca İK’nın 30 uncu maddesi, “Bir işyerinden malûlen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan malûliyeti ortadan kalkan işçiler, eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır” hükmüne de yer vermektedir (f. 8).

Mutlaka Okumalısın!  Girişimci Düşüncenin Temelleri

İşçi yönünden,
i. işyerinden sakatlığı nedeniyle ayrılmak zorunda kalması,
ii. sakatlığının sonradan ortadan kalkması,
iii. eski işine yeniden dönmek istemesi,

İşveren yönünden ise,
i. boş yer varsa hemen,
ii. boş yer yoksa boşalacak olan ilk işe,
iii. o anda geçerli olan koşullarla,
iv. başka isteklilere tercih ederek işe almak bu zorunluluğun doğabilmesi için Kanun’un birlikte aradığı koşullardır.

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız hüküm yalnızca özürlülere ilişkindir. Madde metninde, sakatlığın türü ya da nedeni yönünden yükümlülüğü sınırlayıcı bir hükme yer verilmemiştir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun ek 1 inci maddesinin (B) fıkrasına göre; terör eylemleri nedeni ve etkisiyle;

i. Şehit olan veya çalışamayacak derecede malül olan kamu görevlileri ile er ve erbaşlar varsa eşleri, yoksa çocuklarından birisi, çocukları da yoksa kardeşlerinden birisi veya
ii. Malül olup da çalışabilir durumda olanlar terör mağduru olarak kabul edilmektedir.

İK’nın 30 uncu maddesi bu kişileri de çalıştırma zorunluluğu kapsamına almıştır. Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler dışında bağlı olacakları özel çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe alınacakları “Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör Mağduru İstihdamı Hakkında Yönetmelik” (R. G. , T. 24. 03. 2004, S. 25412) hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir.

İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri, Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar (m. 30/5).

Özürlü ve eski hükümlü çalıştırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren veya vekiline, çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve çalıştırmadığı her ay için yediyüz elli milyon lira para cezasına hükmolunur. Bu para cezasından kamu kuruluşları da muaf tutulamaz (m. 101). Para cezaları, Türkiye İş Kurumu bütçesinin Maliye Bakanlığı tarafından açılacak özel tertibine gelir kaydedilir. Bu hesapta toplanan paralar ise, özürlü ve eski hükümlülerin mesleki eğitim ve rehabilitasyonu ile iş kurma projelerinde kullanılmak üzere Türkiye İş Kurumu’na aktarılır (m. 30/11).