İşletmelerin amaçları açısından finansal kararların önemini ifade etmek.
Finans yöneticileri finansal kararlar alırlarken belirli bir amacı göz önünde bulundurmalıdırlar. Finansal yönetim açısından finansal kararlarda birincil amaç, işletmenin piyasa değerinin ya da ortakların servetinin(varlıklarının) maksimum yapılmasıdır. Ortakların varlığı, eğer işletme anonim şirket ise hisse senetlerinin değeriyle belirlenir. Hisse senetlerinin değeri piyasada arz ve talebe bağlı olarak belirlenen fiyatla ölçülür. Ortakların ya da hissedarların varlıklarını maksimize etme amacı, önceleri birincil amaç olarak benimsenen muhasebe kârını maksimize etme ya da hisse başı kârı maksimize etme amacından farklıdır.
Muhasebe kârı, belirli muhasebe kuralları izlenerek hazırlanan ve gelir tablosuyla raporlanan kardır. Ancak muhasebe kârları; performansın ve değerin ekonomik bakımından her zaman en anlamlı ölçüsü olamamaktadır. Özellikle değer yaratmanın en temel unsurlardan biri olan nakit akımı ile aynı şey değildir. Gelir tablosunda muhasebe zararı görülmesine karşılık, o işletme pozitif bir nakit akışı sağlıyor olabilir. Bu, muhasebe kârının hesaplanmasında işletme için gerçekte nakit çıkışı gerektirmeyen amortismanların düşülüyor olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü nakit akışlarının hesaplanmasında muhasebe kârına o dönemde ayrılan amortismanlar ilave edilmektedir. Ayrıca uygulanan amortisman yöntemine göre de farklı muhasebe kârları hesaplanabilecektir.
Kâr maksimizasyonu amacının diğer önemli eksiklikleri de şunlardır:
– Öncelikle böyle bir amaç, işletmenin gelecekte elde edeceği kârların, yıllar itibariyle dağılımını ve devam süresini ihmal etmekte, diğer bir ifade ile zaman boyutunu dikkate almamaktadır. Hangi dönem için kârın maksimum yapılacağı konusu belirsizdir. Kısa dönemde kârların maksimum yapılması, işletmenin uzun dönemde başarısını olumsuz yönde etkileyebilir.
Örneğin, işletme kısa dönemde kârını maksimum yapmak için, yoğun harcama gerektiren araştırma ve geliştirme faaliyetlerinden kaçınabilir ve bu yüzden de kârı yüksek görülebilir. Ancak böyle bir tutumun, işletmenin gelecekteki başarısını olumsuz yönde etkileyeceği açıktır.
– Yine kâr maksimizasyonu, gelir akışlarının risk derecesini de dikkate almamaktadır. İki yatırımın gelecekte beklenen gelirleri aynı ise bu iki yatırım arasında fark gözetilmemektedir. Oysa her iki yatırım aynı gelir akışını sağlılarsa da, yatırımlardan birinin gelirlerinin gerçekleşme olasılığı diğerine göre düşükse, diğer bir ifadeyle riski daha yüksekse, bu yatırımın değeri daha düşük olacaktır.
Dolayısıyla finansal kararlarda, zaman ve risk boyutunu taşıyan işletmenin piyasa değerini maksimize etme amacının birincil amaç olarak alınması, kâr maksimizasyonuna göre daha doğru bir yaklaşım olmaktadır. Hissedarların varlıklarını maksimize etme amacı, işletme yönetiminin sosyal sorumluluğu bir tarafa bırakması anlamına gelmemektedir. Hissedarların varlığını maksimum yapma; tüketiciyi korumaksızın, çevreyi düşünmeksizin, uygun istihdam yaratmaksızın, uygun ücret ödemeksizin mümkün görülmemektedir.
Perakende Okulum Mağazacılığı Uzmanından Öğrenin
