Yeni Yazı >>
Home / Genel / Ticaret Bankalarının Hukuksal Çerçevesi

Ticaret Bankalarının Hukuksal Çerçevesi

Ticaret bankaları kendi sermayelerinin çok üzerinde yabancı kaynakla çalışan finansal kurumlardır. Bu özelliklerine ek olarak, faaliyetleri ülke ekonomisinin gidişini etkileyebilmektedir. Bu nedenlerle, ticaret bankalarına kaynak sağlayan mevduat sahiplerini her türlü zarara karşı korumak ve bankaların, faaliyetleri ile ekonomiyi olumsuz etkilemelerini önlemeye dönük önlemleri almak, bankacılığın var olduğu tüm ülkelerde, devletin önemli görevleri arasında sayılmıştır. Devlet, yasalar çıkarmak sureti ile bankacılık faaliyetlerini düzenler ve yasaların getirdiği normların hayata geçirilebilmesi için de gerekli organları kurar ve çalıştırır.

ülkemizde ticaret bankalarının kuruluş ve çalışma esaslarını belirleyen yasal düzenleme Bankalar Kanunu’nda yerini almıştır. Bankalar Kanunu ve bu kanuna göre kurulmuş çalışına organlarınca çıkarılmış olan yönetmelikler ve tebliğler bir bütün olarak bankacılık mevzuatını oluşturmaktadır.

Ekonomik sarsıntıları sıkça yaşayan ve gelişme gayreti içinde olan ülkemizde, koşulların sıkça değişmesine bağlı olarak bankacılık mevzuatında sık değişmeler olmaktadır. Bu nedenle, hâlihazırdaki mevzuatı incelemek yerine, temel kuralları incelemekte yarar vardır.

Bu kurallar;
– Bankaların kuruluş şartları,
– Organları,
– İşleyişleri,
– Kredi verme şartları,
– Kamu düzenleme ve denetleme kurumları ile ilgili kurallardır. Bir ticaret bankasının bankacılık faaliyetinde bulunabilmesinin ön şartı, anonim ortaklık olarak kurulmuş olmasıdır.

Bu ön şart yerine getirildikten sonra, ortaklığın bankacılık faaliyetinde bulunabilmesi için, ilgili devlet otoritesinden izin alınması gerekir. 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nun 6. Maddesinin 1. Fıkrasına göre Türkiye’de bir bankanın kurulmasına veya yurt dışında kurulmuş bir bankanın Türkiye’de ilk şubesinin açılmasına, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu‘nun (BDDK) en az beş üyesinin aynı yöndeki oyuyla alman kararla izin verilir. İzin için yapılacak başvurulara ve iznin verilmesine ilişkin esas ve usuller Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca düzenlenecek yönetmelikle belirlenir. Banka kuruluşuna veya Türkiye’de şube açılmasına ilişkin izinler, izin tarihinden itibaren bir yıl içinde faaliyete geçilmemesi halinde geçersiz olur.

Kurulun banka kurulmasına ilişkin karan ile kurulan bir bankanın bu izne ek olarak mevduat toplama izni de alması gerekir. Bu izin bir beyanname ile yapılacak başvuru üzerine Kurulca verilir. Verilen izin Resmi Gazete’de yayımlanır. Kurum, bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelerdeki şartları taşımayanlara gerekli düzeltmeleri yapmaları ve eksiklikleri tamamlamaları için uygun bir süre verir. Bu süre içinde yeniden başvuranlar hakkında yapılan inceleme sonunda durumları uygun bulunmayanlara sonuç tebliğ olunur ve verilmiş olan kuruluş izni geçersiz olur.

Gerek banka kurulması veya Türkiye’de şube açılması gerek kurulmuş bir bankaya mevduat toplama izninin verilmesi için yerine getirilmesi gerekli şartlar Bankalar Kanunu ile bu kanuna göre çıkarılmış yönetmeliklerde sayılmıştır. Banka organları banka ortaklarından oluşan genel kurul, genel kurulca seçilen ve üye sayısı kanuna göre 5 kişiden az olamayan yönetim kurulu ve genel müdürlük ve şubelerdir. Ayrıca genel kurulca seçilen bir denetleme kurulu, ortaklar adına banka faaliyetlerini denetlemekle görevlendirilmiştir.

Kanun, bankanın ortaklık oluşumu, ortakların nitelikleri, yönetim kurulu üyeleri ile genel müdür, murahhas aza ve genel müdür yardımcılarının sahip olması gereken nitelikleri de saymıştır.

Bir ticaret bankası, mevduat toplayarak oluşturduğu fonları krediye dönüştürme ana görevi yanında Bankalar Kanunu ve ilgili mevzuatın izin verdiği diğer bankacılık hizmetlerini de görür. Bu hizmetler, müşteriye ait çek ve senet tahsili, müşterinin kıymetli evrakı ile kıymetli madenlerini saklama, müşterinin vereceği talimat doğrultusunda vergi, elektrik, su, telefon vb. gibi periyodik ödemelerini yapma, ticari müşterilerinin ithalât ve ihracat işlemlerinde konu olan bankacılık işlemleri vb.dir.

Bankacılık mevzuatında yer alan kredi vermeye ilişkin şartlar oldukça önemlidirler. Çünkü banka kaynaklarının çok büyük bir bölümünü oluşturan mevduatın geri ödenebilirliğinin yüksek olup olmadığı bu mevduatın tahsis edildiği kredilerin geri ödenebilirliğinin yüksek olmasına bağlıdır. Ayrıca açılan kredilerin ülke ekonomisi yararına olup olmadığı da ülkenin refahı için, büyük önem taşır. Bankalar Kanunu’nun 9.maddesinin 1. Fıkrası c. Bendine göre ticaret bankalarında kredi açma yetkisi bankanın yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu bu yetkisini BDDK’ca belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde kredi komitesine veya genel müdürlüğe devredebilir.

Mutlaka Okumalısın!  Diğer Satış Gücü Örgüt Türleri

Bankalar Kanunu, bir bankanın açabileceği kredi türlerini ve bir firmaya açılacak kredi limitini belirlemiştir. Bir firmaya açılacak kredi nakdi veya gayrinakdi olabilir. Limit dahilinde olmak koşulu ile hem nakdi ve hem gayrinakdi kredi aynı zamanda açılabilir.

5411 sayılı Bankalar Kanunu’nun 48. Maddesinin 1. Fıkrası bankanın hangi işlemlerinin kredi sayılacağını düzenlemiştir. Bu Fıkraya göre: “Bir han kant n vereceği nakdi krediler ile teminat mektupları, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi gayrinakdi krediler, satın alacağı tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette vereceği ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdi krediler, gayrinakdi kredilerin nakde tahvil olan bedelleri. vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler ve ortaklık payları izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu Kanun uygulamasında kredi sayılır.”

Bir banka gerçek veya tüzel bir kişiye doğrudan veya dolaylı olarak öz kaynaklarının yüzde yirmi beşinden fazla kredi veremez, aval ve kefaletlerini kabul edemez. Bir adi ortaklık tarafından kullanılmak üzere verilecek krediler, sorumlulukları oranında ortaklara verilmiş kredi sayılır.

Bu Kanun uygulamasında dolaylı pay sahipliği, dolaylı kredi ve dolaylı iştirak tanımları ile kredi sınırlarının hesabında gayrinakdi kredilerin dikkate alınma oranlan, ortaklık payları ile vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmelerin kredi sınırlarının hesabında dikkate alınma oran, esas ve usulleri Kurulca belirlenir.

Bankalar Kanunu’nun krediyi tanımlayan ve düzenleyen 48. Maddesindeki kredi sınırlan, Kurul’ca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde konsolide esasa göre de hesaplanır ve uygulanır.

Ekonomik işbirliği ve Kalkınma Örgütü üyesi ülkeler ile kurulca kabul edilecek diğer ülkelerin merkezi yönetimleri, merkez bankaları ve kredi kurumları ile yapılan işlemler veya bunlarca çıkarılan ya da ödenmesi garanti edilen bono, tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları ve verilen diğer garantiler karşılığı yapılan işlemler kurulca belirlenen oranlar dahilinde dikkate alınır.

Aşağıdaki kredi işlemleri bu maddedeki sınırlamalara tabi değildir.
– Karşılığı nakit olan işlemler
– Hazine, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Toplu Konut idaresi Başkanlığıyla yapılan işlemler ile bu kurumlarca çıkarılan ya da ödenmesi garanti edilen bono ve tahviller karşılığı yapılan işlemler
– Kurulca belirlenecek esaslar dahilinde bankaların kendi aralarındaki işlemler
– Merkez Bankası ile ya da bu Banka nezdindeki piyasalarda yapılan işlemler
– Kredi limitlerinin hesabında aynı kişiye yeni kredi tahsisi halinde daha önce yabancı para cinsinden verilen kredilerin müteakiben tahsis edilen kredinin kullandırıldığı tarihteki cari kurdan dikkate alınması kaydıyla, kredilerde kur değişikliklerinin doğurduğu artışlar ile vadesi geçmiş kredilere tahakkuk ettirilen faiz ve diğer unsurlar
– Bedelsiz edinilen ortaklık payları ile ortaklık paylarının herhangi bir fon çıkışı gerektirmeyen değer artışları
– Öz kaynak hesabında indirilecek değer olarak dikkate alınan işlemler Bankalar Kanunu 50. Maddesi bir bankanın kredi açamayacağı durum ve kişileri belirlemiştir. Bu fıkraya göre: a. Bankanın yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile genel müdür ve genel müdür yardımcılarına, kredi açmaya yetkili diğer mensuplarına, bunların eş ve velayet altındaki çocuklarına ve bunların ayrı ayrı veya birlikte sermayelerinin yüzde yirmi beş ve daha fazlasına sahip oldukları ortaklıklara.

Mutlaka Okumalısın!  Algılama ve Beş Duyumuz

b. (a) bendinde sayılanlar dışında kalan mensupları ile bunların eş ve velayet altındaki çocuklarına,
c. Banka mensuplarının kurduğu veya bunlar için kurulan sandık, dernek, sendika veya vakıflara, her ne şekil ve surette olursa olsun kredi veremez, kefaletlerini kabul edemez ve tahvil ya da benzeri menkul kıymetlerini satın alamazlar, (a) bendi hükümleri, yönetim kurulu üyeliklerinde bulunan banka sermayesinin doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on ve daha fazlasına sahip olan gerçek kişi ortaklar ile tüzel kişi ortakların hissedarları hakkında uygulanmaz. Bir bankanın iştirak veya kuruluşlarının yönetim ve denetim kurullarında bulunan kimselerin aynı zamanda bu bankanın mensubu olması, bu iştirak ve kuruluşun banka ile işlem yapmasına engel değildir. Banka mensuplarına aylık net ücretleri toplamının beş katını aşmamak üzere verilecek nakdi krediler ile bu kişilere yönetmelikle belirlenecek esas ve şartlar çerçevesinde kredi kartı verilmek suretiyle kullandırılacak krediler ve bunlar için kabul edilecek kefaletler bu fıkra hükümlerine tabi değildir. Sonradan (8) ve (9) numaralı fıkra hükümlerine aykırı hale gelen kredilerin altı ay içinde tasfiye edilmesi zorunludur. Kredinin vadesi konusunda önceden tespit olunmuş şartlar saklıdır.

Bankalar Kanunu kredi limitleri ile kurallarını bankalar açısından belirlediği gibi kredi kullandırılacak firma açısından da belirlemiştir. Kanunun 52. Maddesinin

“Bankalar açacakları krediler ve verecekleri kefalet ya da teminatlar için, talepte bulunanlardan Kurumca belirlenecek esas ve usuller dahilinde hesap durumu almak zorundadırlar. Sermayenin yansından fazlasına genel ve katma bütçeli dairelerin, kamu iktisadi teşebbüslerinin. 28/5/1986 tarihli 3291 sayılı Kamın kapsamına alınan kuruluşların sahip olduğu kurum ve ortaklıklar ve bankalar dışında kalan müşterilere açılacak krediler ve verilecek kefalet ya da teminatların Kurumca belirlenecek tutarı geçmesi halinde alınacak hesap durumu belgesi ile eki bilanço ve kâr ve zarar cetvellerinin genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygunluğunun Kurumca belirlenecek esaslar dahilinde 1.6.1989 tarihli 3568 sayılı Kanuna gön’ ruhsat almış, denetim yetkisine sahip meslek mensupları tarafından denetlenmesi şarttır.”

Kamu düzenleme ve denetleme kurumları: Bankalar Kanunu 82. Maddesinin BDDK’nın kurulmasını öngörmüştür. Anılan kanun maddesine göre: “Kurum, kanun ve ilgili diğer mevzuatın. Kanunda gösterilen yetkiler çerçevesinde düzenlemeler de yapmak suretiyle uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak, tasarrufların güvence altına alınmasını temin etmek ve Kanunla verilen diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere kurulmuş kamu tüzel kişiliğini haiz idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluşudur. Kurum, tasarruf sahiplerinin haklarım ve bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları önlemek, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli karar ve tedbirleri almak ite uygulamakla yükümlü ve yetkilidir. Kurumun merkezi Ankara’dadır. Kurum gerekli gördüğü yerlerde teşkilat kurabilir.”

Kurumun karar organı, biri başkan, biri ikinci başkan olmak üzere yedi üyeden oluşan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruludur. Kurul Başkanı, Kurumun da başkanıdır. Üyelerin, hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, siyasal bilgiler, kamu yönetimi ve dengi dallarda veya bu dallarla ilgili mühendislik alanlarında en az lisans düzeyinde, mühendislik dalında lisans düzeyinde öğrenim görmüş olanların ise belirtilen alanlarda lisansüstü öğrenim görmüş olmaları gerekir. Üyeler; en az üçü bankacılık olmak üzere maliye-finans alanında en az 10 yıl deneyim sahibi ve üst düzey yöneticilik yapmış veya yukarıda sayılan öğrenim dallarında en az 10 yıl öğretim üyeliği yapan adaylar arasından ilgili Bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca atanır. Bakanlar Kurulu, üyelerden birini başkan birini de ikinci başkan olarak görevlendirir.

Mutlaka Okumalısın!  Müşteri İlişkileri Yönetiminin (CRM) Teknolojileri ve Yazılımları

Kurum, görevleri ile ilgili konularda bakanlıklardan, ilgili resmi ve özel kuruluşlar ile kişilerden gizli dahi olsa her türlü belge ve bilgiyi isteyebilir. Bunlar söz konusu isteğe cevap vermek ve Kurumun görevlilerine gereken kolaylığı göstermekle yükümlüdürler. Kurum, talepleri halinde veya gerektiğinde Mazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ile Merkez Bankasına para, kredi ve bankacılık politikalarının yürütülmesi ile ilgili konularda mütalaa ve bilgi verir. Kurum Kanunun verdiği yetkiye dayanarak bankalarla ilgili düzenlemeleri yapar. Bankaların denetlenmesi görevi ise Kurum bünyesinde Başkana bağlı olarak çalışan Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu’na verilmiştir. Bankalar Kanunu ile “Bu Kanun ile diğer kanunların bankalarla ilgili hükümlerinin uygulanmasının ve her türlü bankacılık işlemlerinin denetimi, bankaların varlıkları, alacakları, öz kaynakları, borçları, kâr ve zarar hesaplan arasındaki ilgi ve dengelerin ve mâli bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların tespit ve tahlili Kurum adına doğrudan Başkana bağlı bir Kurul teşkil eden bankalar yeminli murakıpları ve yardımcıları tarafından yapılır” hükmü getirilmiştir.

Bankalar yeminli murakıpları ve yardımcıları; bu kanunda yazılı görevleri ile kayıtlı olmak üzere vergi inceleme yetkisine sahiptirler. Murakıplar, 20.2.1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümlerine aykırı hareket eden banka ve ilgililer hakkında adı geçen kanunun ek 1. maddesindeki işlemleri yapma yetkilere sahip oldukları gibi tüm bankaların kuruluş kanunu hükümleri ile diğer kanunların bankalarla ilgili hükümlerinin uygulanmasını da denetlemeye yetkilidirler.

Bankalar yeminli murakıptan ve yardımcıları, bankalar ve bankaların iştirak ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerden bu kanun hükümleri ile ilgili görecekleri bütün bilgileri istemeye, bunların tüm defter, kayıt ve belgelerini incelemeye yetkili olup, bilgi istenenler de istenilen bilgileri vermekle, defter, kayıt ve belgeleri incelemeye hazır bulundurmakla yükümlüdürler.

Kamu kurum ve kuruluşları, Merkez Bankası ve benzeri kuruluşlar ile Risk Merkezi görevleri ile ilgili olarak islenecek her türlü bilgiyi ki bu bilgi gizli de olsa, bankalar yeminli murakıpları ve yardımcılarına vermekle yükümlüdürler. Herhangi bir nedenle mâli bünyesi zayıflayan ve bankacılık faaliyetini yürütemeyecek duruma gelen bir ticaret bankasının mevduat sahiplerini korumak ve bankanın iflasının doğurabileceği ekonomik sarsıntıları hafifletmek amacı ile “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) faaliyete geçirilmiştir. Bankalardaki tasarruf mevduatı bu fonca sigorta edilir. TMSF’nin yegâne görevi tasarruf mevduatını sigortalamaktan ibaret değildir. Fon, yaşamı tehlikeye girmiş bir bankayı devir alarak o bankanın mâli bünyesinin güçlendirilmesi ve tekrar ekonomiye kazandırılması için gerekli çalışmaları yapmakla da görevlendirilmiştir. Bir bankanın, denetlemeler sonucunda Bankalar Kanunu’na ve bu kanuna dayanılarak alınan kararlara ve yapılan düzenlemelere, bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı ve bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek nitelikte işlemlerin tespit olunması halinde BDDK, sorumluları hakkında yapılacak cezai işlem saklı olmak üzere, vereceği süreler içinde söz konusu işlemlerin düzeltilmesi ve tekrarına meydan verilmemesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda ilgili bankayı uyarır. Banka, verilen süreler içinde kurumca istenen tedbirleri almak ve aldığı tedbirleri kuruma bildirmek zorundadır. İstenen tedbirlerin alınmaması veya bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek nitelikteki işlemlerin tekerrürü halinde kurul, işlemlerin mahiyet ve önemine göre uygun bulduğu yaptırımları uygular. Bu yaptırımların en sonuncusu bankanın TMSF devredilmesidir. TMF, bankanın yönetimini devralır. Bu devirle birlikte bankanın hisse senetlerinin sahipliği de Fon’a geçer. Fon bankanın mâli bünyesinin kuvvetlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması amacına dönük olarak bankayı yönetir. Fon’un nihai amacı bankayı iyileştirdikten sonra üçüncü kişilere devretmektir.