Yeni Yazı >>
Home / Genel / Dinleme ve Anlama

Dinleme ve Anlama

Dinleyici olarak bir kişi, eğer bir kimsenin söylediğini anlamayı gerçekten ister ve dikkatini tamamen söylenenler üzerinde toplarsa, konuşanın bütün olarak ne demek istediğini mutlaka anlayamaz mı? sorusu bu noktada gündeme gelmektedir.

Yapılan araştırmalar dinlemenin insanı mutlaka anlamaya götürmediğini ortaya koymuştur. Bazı durumlarda insanlar, bütün dikkatlerini verdikleri halde bazı şeyleri tam anlamıyla anlamadıklarını fark ederler. İletişim sürecinde alıcı konumundaki dinleyenlerin dinlediğini tam olarak anlayabilmesi ya da bunu gösterebilmesi için konuşma sürecinin en önemli öğelerinden biri olan yansıma ya da geri bildirim (feed-back) öğesinin işe koşulması gerekir.

Bir kimse ile konuşurken, onun demek istediği ile dinleyenin anladığının aynı olup olmadığını denetlemeye yansıma ya da geri bildirim denir. Yüz yüze iletişimde yansıma mutlaka vardır. Yansıma öğesini kullanarak dinlemenin anlamaya o denli büyük katkısı vardır ki bu davranışa iletişim uzmanları bir terim bulmuşlar ve buna “aktif dinleme” demişlerdir.

Aktif Dinleme

Aktif dinlemenin anlaşılması, gerçekleştirilebilmesi için yapılması ve bilinmesi gereken bazı önemli noktalar bulunmaktadır.

Yardımcı Olmak İçin Dinleme

Bir kişi değer verdiğine, hoşlandığına ya da sevdiği birisine, sorunlarını çözmede yardımcı olmak ister. Onun için çoğu kişinin dert ortağı, yakın dostu vardır. Anne, baba, kardeşler ve akrabalar hep bize yardımcı olmaya çalışırlar. Dinlemenin bir kimsenin sorununu çözmede nasıl yararlı olacağını anlayabilmek için, önce bir kimsenin sorununu onun kendisinden başkasının çözemeyeceğinin kabul edilmesi gerekir.

Sorunlar Karşısında Verilen Yaygın Cevap Türleri

Sorunları çözmek için dinleyicinin verdiği cevaplar, nasıl bir dinleme davranışı sergilendiğini ve soruna ne tür bir yaklaşım gösterildiğini belirtir. Aslında tek başlarına ele alındıklarında dinleme davranışlarının hiç biri tam olarak iyi ya da kötü değildir. Ancak dinleme davranışlarının genellikle uygun olmayan durumlarda kullanıldığı görülür. Daha doğrusu, bir kişi belirli bir cevap tarzını ya da yaklaşım biçimini bütün durumlarda kullanma eğilimini gösterir. Oysa, her dinleme davranışının gerektirdiği belirli, uygun bir zaman, yer ve konu vardır. Önemli olan da, bu zamanı ve durumu kavrayıp bu bilinç içinde cevap verebilmektir.

Mutlaka Okumalısın!  Hukuksal Konulara İlişkin Politikalar

Yargılama

Konuşma ve dinleme konusunda yargılayıcı yaklaşım, söz konusu davranışı ya da düşünceyi belirli bir yönde değerlendirir. Yargı olumlu olabilir: “İyi bir fikir”, “şimdi doğru iz üzerindesin” gibi; veya olumsuz olabilir: “Böyle bir tutumla sen hiçbir sonuca ulaşamazsın” gibi. Değerlendirme ister olumlu, isterse olumsuz olsun, şöyle bir kanı oluşur: “Yargılayan kişi, yargılanandan belirli yönlerden daha üstün olduğu için konuşmanın davranışını olumlu ya da olumsuz yönde değerlendirebilmektedir. ”

Yargılayıcı durum karşısında olduğunu anlayan kişi ise, belli süre sonunda savunucu duruma geçer ve kendini iletişime ya da en azından yansıma almaya kapatabilir. Bazı durumlarda da kişi, dile getirdiği gerçek sorununu dinleyerek, olumlu bir değerlendirme yapabilmesi için dinleyicinin onaylayabileceği biçimde konuşmaya başlar. Bu tür konuşma kişinin gerçek sorununa bir çözüm bulmasını önleyecektir.

Çözümleme

Karşısında konuşan kimseyi çözümleyen kimse, konuşanı konuşandan daha iyi bir biçimde kendisinin anladığını ima eder. “Bence seni rahatsız eden şey. . . ” ya da “Söylediğin bu ama, gerçekten düşündüğün. . . ” gibi cümlelerle başlayan çözümlemelerde, dinleyici sanki konuşanın düşüncesini okur ve ona bir tür psikoloji dersi vermeye kalkar.

Dinleyici karşındaki kişiyi çözümlediğinde ilk sorunu ortaya çıkarmış olur: Herşeyden önce, yapılan çözümlemenin doğru olduğuna ilişkin dinleyicinin elinde pek de geçerli kanıt yoktur. Yapılan yorum, konuşmacının kafasını daha da karıştırabilir. İkinci olarak, yapılan çözümleme doğru bile olsa, bunu söz konusu kişiye söylemenin her zaman bir yararı olmaz. Çünkü yoruma muhatap olan asıl konuşmacı, büyük bir olasılıkla savunucu bir duruma geçer. Böyle bir tutum “Ben senden daha iyi bilirim” anlamını ima edeceğinden, konuşmacı farkında olmadan savunucu bir tutumun içine girer.

Soru Sorma

Soru sormak, karşıdakinin ne düşündüğünü daha iyi anlayabilmek için sık kullanılan bir yoldur. Fakat sormanın, çoğu kez, karşıdakinin düşüncelerini yönlendirmek için kullanıldığı da bir gerçektir. Hemen herkes bu tür yaşantıdan geçmiştir. Kişileri ya öğretmenleri, ya anne veya babaları ya da başka bir otorite onları belirli bir yöne götürmek, sonra da kıskıvrak yakalamak için sorular sormuştur. Bu durumda soru sormak bir strateji olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda konuya yaklaşılacak olursa soru soranın kafasında karşısındakini götürmek istediği tuzak olarak kullanacağı bir yer olabilir. Yine böyle bir tavrın kişileri savunma davranışına yöneltebileceği açıktır.

Mutlaka Okumalısın!  Politik İnceleme ve Hipotezler

Rahatlama-Rahatlatma

Bazı durumlarda kişinin biraz cesaretlendirilmeye, biraz desteklenmeye ve rahatlatılmaya gereksinimi vardır. Böyle zamanlarda o kişiye destek olmak, onu rahatlatmak iletişimin sağlıklı gelişmesi açısından yararlı olabilir. Ancak bu, rahatlatıcı davranışın her zaman ve her yerde yararlı olacağı anlamına gelmez. Bazı durumlarda rahatlatıcı davranış gösterme karşıdakine yararlı olmayabilir. Belirli bir konuda bunalmış bir kimseye; “Boşver”, “Yorma kafanı böyle şeylere”, demek ya da neşesi yerine gelsin diye işi şakaya boğmak, dinleyenin onun sorunlarını ciddiye almadığını ya da konuşmacının içinde bulunduğu durum karşısındaki duygu ve düşüncelerinin doğal olarak kabul edilmediği izlenimini verir.

 

Aktif dinleme için yapılması gerekenleri sıralayabilir misiniz?

Aktif Dinleme Kavramı

Daha yararlı olabilecek bir başka tür dinleme davranışı vardır. Bu tür dinlemeye aktif dinleme adı verilmiştir. Çünkü bu türlü dinlemede dinleyen yansıma (feedback) sürecini devamlı olarak kullanır. Aktif dinleme tutumu içindeki dinleyici, bu davranışı ile konuşana anlattığı ile ilgilendiği, onun sorununu gerçekten dinlediği izlenimini verir. Bu tekniğin, çoğu kez, konuşana diğer dinleme davranışlarından daha yararlı olduğu ve konuşanın kendi sorunlarını daha iyi anlamasına yol açtığı gözlemlemiştir. Nadir de olsa bu tür aktif dinleyen insanlarla karşılaşmak mümkündür.

Aktif Dinlemenin Üstünlüğü

Diğer dinleme davranışlarına oranla aktif dinlemenin daha yararlı oluşunun nedenleri üç noktada toplanabilir. Herşeyden önce, her zaman doğru yolu göstermek zorunluluğu duymaksızın dinleyenin, konuşanı gerçekten anlamak amacıyla bütün dikkatiyle dinlemesi ve bunu göstermesi ona büyük bir huzur ve güven sağlar. Konuşan bu huzur ve güven ortamı içinde kafasındakini olduğu gibi ortaya koymaktan çekinmez. Konuşan kendini rahatsız eden şeyi rahatlıkla ortaya koyabilecek duruma gelince kendi sorunlarına daha bir iç rahatlığıyla bakabilir ve o ana dek farkına varmadığı değişik yönler görebilir. Aktif dinlemeyi sürdüren dinleyici ise konuşanın sorunlarına hemen bir çözüm bulmakla yükümlü olmadığı için konuşanı daha rahatlıkla anlamaya çalışır; kendini hemen bir cevap bulmakla, bir çözüm getirmekle sorumlu hissetmez.

Mutlaka Okumalısın!  Bilgi Sisteminin İşletme İçindeki Yeri ve Rolü

Aktif dinlemenin ikinci üstün yanı örtük anlamları ortaya çıkarmak için iyi bir olanak sağlamasıdır. İnsanların, sorunlarını düşüncelerini ve duygularını çoğunlukla simgesel bir biçimde ve bazen yan anlamlara dayanarak ortaya koydukları bilinir. Aktif dinleme bunun açık ve daha kolay anlaşılmasını sağlayacaktır.

Aktif dinlemenin üçüncü üstün yanı, bir kimseyi iyi tanımaya olanak vermesidir. Aktif dinleme, söz konusu kişinin kendisini sizinle paylaşmasına yol açabilir. Böylece, daha sağlam temeller üzerinde kurulmuş iletişim ve toplumsal ilişkiler doğar.

Önemli Soru: Her Zaman Aktif Dinleme Gerekli mi?

Bu sorunun cevabı “hayır”dır. Çünkü, her zaman aktif dinleme kullanılmaz yada buna ihtiyaç duyulmaz. Örneğin birisi yemeğin ne zaman hazır olacağını sorduğunda, “Yemeğin ne zaman hazır olacağını mı bilmek istiyorsunuz?” gibi bir soru yöneltmek herhalde gereksiz olacaktır. İnsanlar kendilerini bir kimseye yardım etmeye ve o kimsenin sorunlarını çözmeye yönelmiş hissettiğinde asıl aktif dinleme zamanı gelmiş demektir.

Bazı Dinleme Engelleri

Dinlemenin sağlıklı biçimde gerçekleşmesini engelleyen ve bazen dinleyenin kontrolünde olmayan bazı engeller söz konusudur.

Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür:
– Fiziksel engel ve rahatsızlıklar
– Düşünce hızı
– Önyargılar
– Bölünmeler
– Konuşanı suçlamaya yönelme davranışı