İlk önce neden ticaret teorisi ile ilgilendiğimiz sorusunun cevabını bulmaya çalışalım. Mal ve hizmet ticareti ülkeleri ekonomik olarak birbirine bağlayan araçlardan bir tanesidir. Tüm ülkelerdeki yöneticilerin uğraştıkları temel sorunlardan bazıları hangi ülke ile hangi malın ve ne kadar ithalat-ihracat işleminin gerçekleştirileceği sorularıdır. Bu önemli kararlar verildikten sonra istenen sonuçlara ulaşmak için gerekli politikalar uygulamaya konulur. Uygulanan politikalar iş dünyası üzerinde önemli etkilere sahiptir. Çünkü bu kararlar, hangi ülkelerin belirlenen ürünleri daha etkin üretebileceğini belirler. Ayrıca ülkenin yerli üretimle rekabet edecek mal ve hizmet ithaline izin verip vermeyeceği de bu aşamada kararlaştırılır. Dolayısıyla, bir ülkenin uyguladığı politikalar, seçilen ülkelere hangi ürünlerin ihraç edileceğini, firmaların seçilen ülkelere satmak üzere ne üreteceğini ve nerede üreteceğini belirler.
Modern teori Klasik İktisat Doktrini ile başlatılır. Klasik ekolün temelleri ise Adam Smith tarafından atılmıştır. Smith’in 1776 yılında yayınlanan “Ulusların Zenginliği” adlı ünlü eseri hem genel ekonomi biliminin hem de uluslararası ticaret teorisinin temel taşı durumundadır. Smith’in Klasik Liberalizm’e yön veren görüşlerine göre devlet kişilerin bireysel girişim haklarını kısıtlamamalıdır. “laissez faire, laissez passer” ifadesi; bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” anlamına gelmektedir. Bazı ülkeler daha serbest bir ticaret politikası uygulayarak pazar koşullarının ticari ilişkileri yönlendirmesini amaçlarlar. Buradaki amaç devlet müdahalesinin ekonomiyi optimumdan uzaklaştırmasını önlemektir. İster müdahaleci, isterse bırakınız yapsınlar (“laissez faire, laissez passer”) yaklaşımları benimsensin, temel dayanak noktası ticaret teorileri olacaktır.
Uluslararası ticaret; tanımlayıcı ve zorlayıcı teoriler olmak üzere iki genel ticaret teorisine dayanır. Tanımlayıcı teoriler, daha çok ticaretin doğal yapısıyla ilgilenirler. Ticari ilişkileri laissez-faire (bırakınız yapsınlar) koşullarında inceler ve açıklarlar. Bu tür teoriler, kısıtlamaların olmadığı durumda ne üretileceği, ne kadar üretileceği ve hangi ülkelerle ticaret yapılacağı sorularını yanıtlarlar. Aşağıdaki tabloda tanımlayıcı teorilerle ilgili bölümde (√) işareti teorinin belirtilen soru ile ilgilendiğini (-) işareti de teorinin soru ile ilgilenmediğini göstermektedir. İkinci tür teoriler ise, ticaretin miktarı, yapısı ve yönünü belirlemek üzere devlet müdahalesinin gerekli olup olmadığını sorgular. Devletin ticareti kontrol etmesi gerektiğine inanan ya da kontrol etmemesini savunan teorilerde ise daha sonra hangi ülkelerle, ne kadar ve neyin ticaretinin yapılacağı sorularına cevap aranır. Hem tanımlayıcı, hem de zorlayıcı teoriler uluslararası işlemleri etkilerler. İhracat için uygun cazip pazarlar hakkında öngörüde bulunurken, başarı şansı yüksek potansiyel ihraç ürünlerini de belirlerler. Ayrıca firmalara üretimi nerede gerçekleştireceği konusunda yardımcı olurlar. Bu teoriler aynı zamanda devletin ticaret politikalarını daha iyi anlamamıza ve firmaların rekabet güçlerini nasıl etkileyeceğini tahmin etmemize yardımcı olur.
Perakende Okulum Mağazacılığı Uzmanından Öğrenin

