Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketleri yaşanan ekonomik krizlerden olumsuz etkilenmiştir. Kriz sürecinde bazı sigorta şirketleri iflas etmiş, bazıları ise tasfiye sürecine girmiştir. 2003 yılı Haziran ayı sonu itibariyle sigorta şirketlerinin sayısı 60′lı rakamlardan 55′e gerilemiştir. Faaliyet gösteren sigorta şirketlerinden 2′si kamusal sermayeli, 45′i yerli sermayeli, 5′i ise yabancı sermayelidir. Sigorta şirketlerinden 2l’i hayat sigortacılığı, 19′u hayat dışı sigortacılık, 12’si ise hem hayat sigortacılığı hem de hayat dışı sigortacılık yapmaktadır. Sektör 2002 yılı sonu itibariyle 10.614 kişiye istihdam sağlamaktadır.
2003 yılı Haziran ayı sonu itibariyle sigortacılık sektörü yaklaşık 2,5 trilyon TL prim üretmiştir. Prim alacakları ise 1,1 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Sigorta şirketlerinin menkul değerler portföyü 3,4 trilyon TL’dir. Sektörün elde ettiği kâr ise sadece 108 milyar TL’dir. Yabancı sermayeli sigorta şirketlerinin daha fazla zarar ettikleri görülmektedir.
Dolar bazında kişi başına düşen prim 43.6 $ ile 2000 yılında en üst düzeyine çıkmıştır. Ancak 2001 yılında 30,7 $’a gerilemiştir. 1994 yılı ve 2001 yılı hariç diğer yıllarda prim artışı enflasyonun üzerinde olmuştur.
En önemli fonksiyonlarından biri fon yaratmak ve yaratılan bu fonları çeşitli yatırım araçları kanalıyla ekonomiye kazandırmak olan sigorta ve reasürans şirketlerinin yatırımları; 2002 yılında bir önceki yıla göre % 35,64 artarak 4.209 trilyon liraya ulaşmıştır. Şirketlerin toplam yatırım portföylerindeki en yüksek pay % 64,81 ile Mazine Bonosu ve Devlet Tahviline ait olup. bunu % 12,09 ile Vadeli Mevduat. % 9,08 ile gayrimenkuller, % 8.15 ile iştirakler izlemektedir.
Son yüzyılda gelişmiş ülkelerde, hayat sigortası, risk ve tasarrufların yönetiminde, çok yoğun olarak kullanılmıştır. Gelişmiş ülkelerin bugünkü gelişmişlik düzeylerine erişmelerinde, hayat sigortasının büyük katkısı olmuştur, Hayat sigortası tekniğine dayalı uygulamalar, uzun zamandan beri gelişmiş ülkelerde başarı ile yapılmakta ve büyük faydalar sağlanmaktadır. ABD’de, hayat sigorta şirketlerinin ve özel emeklilik fonlarının varlıklarının değeri. 2000 yılı sonunda 7.774 milyar dolara ulaşmıştır. Bu tutar ABD’nin GSMH’nin % 78,7 sine karşılık gelmektedir. İngiltere’de, hayat sigortası şirketlerinin toplam yatırımlarının değeri, 2000 yılı sonunda 1.570 milyar Euro’ya ulaşmıştır. Bu tutar, İngiltere’nin GSMH sının % 102′sine karşılık gelmektedir. Fransa’da, hayat sigortası şirketlerinin toplam yatırımlarının değeri 2000 yılı sonunda 811 milyar Euro’ya ulaşmıştır. Bu tutar, Fransa’nın GSMH sının % 58′ine karşılık gelmektedir. Almanya’da ise hayat sigortası şirketlerinin toplam yatırımlarının değeri, 2000 yılı sonunda 548 milyar Euro’ya ulaşmıştır. Bu tutar, Almanya’nın GSMH sinin % 27′sine karşılık gelmektedir. Bu verilerden de anlaşılacağı gibi. gelişmiş ülkelerinde hayat sigorta şirketleri önemli büyüklükte uzun vadeli fonlar yaratmış ve bu fonları ekonomilerinin hizmetine sunmuş bulunmaktadır. Bu fonlar gelişmiş ülkelerin ekonomilerinin temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır. Bu fonlar sayesinde faiz oranları kontrol altında tutulabilmekte, büyük miktarlarda uzun vadeli yatırımların gerçekleşmesi, finansal sistemin düzenli çalışması ve üretimde istikrarlı büyüme sağlanabilmektedir. Kısaca hayat sigorta şirketleri gelişmiş ülkelerin ekonomisinde çok önemli bir yer tutmaktadır.
Türkiye’de, hayat sigortası şirketlerinin toplam aktiflerinin tutarı, 2002 yılı sonunda 1,6 milyar Euro’ya ulaşmıştır. Bu tutar, Türkiye’nin 2002 yılı GSMH’nin % 0,9 una karşılık gelmektedir. Ülkemizde hayat sigortası yeterince gelişmediği için, hayat sigortası fonları da gelişmiş ülkelere göre çok küçük kalmış ve dünya ortalamasının da altında bulunmaktadır. Bu uzun vadeli fonlar oluşmadığından, ekonomiye gerekli katkıyı sağlayamamış ve ekonomi uzun vadeli fonlardan yoksun olduğundan, birçok kere likidite yetersizliğinden kaynaklanan ekonomik krizler meydana gelmiş ve ekonominin gelişmesi sekteye uğramıştır.
Avrupa Birliği ne üye ülkelerde, 1992 yılında 1.671.210 milyon EURO olan toplam yatırım hacmi, 1998 yılı sonunda 3.696.606 milyon Euro’ya ulaşmış ve bu dönemde % 121.2 oranında artış olmuştur. Aynı dönemde Birlik ülkelerinde prim gelirleri reel olarak % 54.9 oranında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) ise reel olarak % 30,2 oranında artmıştır. Türkiye için bu oranlar sırasıyla % 258.6, % 91.6 ve % 35.1′dir. Türkiye’nin 1992-1998 yılları arasında yukarıda verilen göstergeler açısından sağladığı reel büyüme hızı AB ülkelerinin reel büyüme hızını aşmakla birlik te, sigorta sektörü prim gelirleri ve yatırımları açısından AB’ye üye ülkeler ortalama değerleri ile kıyaslandığında prim ve yatırımcı hacminin çok düşük olduğu görülmektedir. 1998 yılı itibariyle AB’ye üye ülkeler GSYİH ortalaması Türkiye’nin 3.5 katı iken, sigorta prim gelirleri 24.9 katı ve sigorta şirketleri yatırımları 159.8 katıdır.
AB’ye üye ülkeler genelinde sigorta şirketleri yatırımlarının GSYİH içindeki payı 1992 yılında yüzde 28,9′dan, 1998 yılında yüzde 49′a yükselmiştir. Bu gelişme AB’ye üye ülkelerde sigorta şirketleri yatırımlarının büyüklüğünü ve sigorta sektörünün ülke ekonomilerine ne ölçüde kaynak yarattığını açıkça göstermektedir. Türkiye’de ise bu gösterge sırasıyla % 0.4 ve % 1.1 gibi oldukça düşük bir düzeydedir. AB’ye üye ülkelerde sigorta sektörü yatırımlarının büyük çoğunluğunu hayat sigortalarına ilişkin yatırımlar oluşturmakta ve toplam içinde hayat sektörünün payı giderek artmaktadır. 1992 yılında hayat sektörü yatırımlarının toplam içindeki payı % 75.2′den 1998 yılında % 80.2′ye yükselmiştir. Ülkemizde ise hayat dışı sigorta sektörünün yatırımlar içindeki payı daha yüksektir.
Genel olarak bakıldığında üye ülkelerin yatırım bileşimlerinin birbirlerinden hayli farklı bir yapıda olduğu dikkati çekmektedir. Birlik toplam yatırım hacmi dikkate alındığında, tahviller ve diğer sabit getirdi menkul değerlere yapılan yatırımların % 39.1 ile ilk sırayı aldığı görülmektedir. Bunu % 31.8 ile hisse senetleri ve diğer değişken getirili menkul değerler izlemektedir. Bu iki menkul değer grubuna yapılan yatırımların toplamı % 71′i bulmaktadır. Bu grupları % 13.6 ile ikrazlar, % 5 ile gayrimenkuller ve diğer yatırım türleri izlemektedir. Türkiye’de ise ağırlık % 66.6 ile tahviller ve diğer sabit getirili menkul değerlerdedir.
Perakende Okulum Mağazacılığı Uzmanından Öğrenin
