Para piyasasında önemli yeri olan ticaret bankaları, tasarruflarını kısa süreli olarak yatırıma dönüştürmek veya evinde, iş yerinde nakit bulundurmak yerine bu nakdi emin bir kuruma emanet ederek harcamalarını bu kurum yardımı ile yapmak isteyen tasarruf sahiplerine hizmet veren finansal aracı kurumlarıdır.
Bankaların en önemli işlevi olan kısa ve orta vadeli kredi vermeye ek olarak müşterilerine sunduğu diğer finansal hizmetler, ekonomik işlerliği etkinleştiren, bireylerin yaşamlarını kolaylaştıran çok önemli hizmetler olarak nitelendirilebilir. 20. yüzyılın son çeyreğine kadar en büyük uğraş alanı mevduat toplamak ve bu mevduatı ticari krediye dönüştürmek olan ticaret bankaları günümüzde oldukça yaygınlaşmış finansal hizmetleri ile önemli bir değişikliğe uğramış bulunmaktadır.
Modern ticaret bankacılığının başlangıç tarihi 1782′dir. Bu tarihte ABD’nin Philadelphia kentinde Bank of North America çalışmaya başladı. Bankanın başarılı çalışmalar yapması diğer bankaların da faaliyete geçirilmesini sağladı. Kurulan bankalar eyalet içinde faaliyet gösteren, genellikle tek şubeli mahalli bankalardı. Her banka kendi banknotunu ihraç ediyordu ve banka kurulmasına ilişkin izinler eyalet otoriteleri tarafından veriliyordu. Bu fiili durumun doğru olmadığı bankacılığın federal hükümetin denetim ve gözetiminde olması ve banknot ihracı yetkisinin bu bankalara verilmemesi görüşü hâkim olmaya başladı. Görüşün Federal yönetim tarafından benimsenmesi 1791′de Bank of the United State in kurulmasına olanak verdi. Banka, hem ticari bankacılık ve hem de merkez bankacılığı işlemleri yapan bir federal banka olarak hayat buldu. Ancak milli bankacılığın karşıtı görüş sahiplerinin galip gelmesi bankanın 1811′de feshedilmesi sonucunu getirdi. Feshedilen bankanın bir ekonomik gereksinme olduğu düşüncesi ile 1816′da Second Bank of the United State faaliyete geçirildi. Fakat bu bankanın yaşamı da 1832′de Başkan Andrew Jackson’un vetosu ile 1836 yılında sona erdi.
1863 yılına kadar mahalli bankaların banknot ihraç etmeleri ve her bankanın kurulduğu eyalette faaliyet göstermesi devam etti. Bankalar altın karşılığında banknot çıkarıyorlardı ve ülkede her eyalette tedavül eden bir milli para birimi bulunmamakta idi. Bu durumun ortaya koyduğu kargaşayı ortadan kaldırmak amacı ile 1863′te Milli Bankacılık Kanunu -National Banking Act yürürlüğe girdi. Bu kanun milli bankaların kurulmasına olanak verdi. Bankaların denetimi Hazine Bakanlığında oluşturulan Office of the Controller of the Currency’e verildi.
Milli bankaların kurulmasına olanak veren Milli Bankacılık Kanunu herhangi bir milli bankaya merkez bankacılığı yapma görevi vermedi. ABD’de merkez bankasının kuruluşu için 1913 yılına kadar beklemek gerekti. O tarihte “Federal Reserve Bank”in kurulmasına hukuken olanak sağlandı ve milli bankaların bu banka sistemine üye olmaları zorunlu kılındı.
1933 tarihinde 1863 tarihli Bankacılık Kanunu bu günün koşullarına uydurmak amacı ile kabul edilen 1933 Bankacılık Kanunu bankacılık ile sermaye piyasası çalışmalarının banka çatısı altında yürütülmesine son verirken Federal Mevduat Sigorta Kurumu (Federal Deposit Insurance Corporation (FDIC)) adı ile bir mevduat sigorta kurumunun kurulmasına olanak verdi. Kanun, o tarihe kadar ticari bankacılık faaliyetleri yanında sermaye piyasası işlemlerine de aracılık eden bankaların bu faaliyetlerini yasaklayarak, yatırım bankacılığının ticaret bankacılığı dışında yürütülmesi sistemini getirdi.
ABD’de ticaret bankacılığı ikili bir gelişme göstermiştir. Birinci kategoride yer alan bankalar, herhangi bir eyalette kurulmuş olan ve o eyalet sınırları içinde faaliyet gösteren eyalet bankalarıdır. Bu bankaların bazılarının kuruldukları eyalet içinde birden fazla şubeleri vardır, bazıları ise tek bir şubesi olan tek şubeli bankalardır. 1803 tarihli Milli Bankacılık Yasası yürürlüğe girmeden önce var olan ve faaliyetlerini öylece devam ettiren eyalet bankaları milli banka kurulmasına olanak veren yasanın yürürlüğe girmesinden sonra da çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Bu olgunun devam etmesi birçok eyaletin milli bankaların eyalet içinde şube açmalarına sınır getirmesine bağlanabilmektedir. Böylece mahalli bankalar, o eyaletlerde, milli bankaların öldürücü rekabetlerinden korunmuşlardır. Ancak bu sınırlamalar milli bankalar tarafından çeşitli şekillerde etkisiz hale getirilmeye çalışılmıştır. Örneğin; holding bankacılığı geliştirilerek, aynı holding çatısı altında faaliyet gösteren birden fazla banka kurulmuş ve böylece şube sayısına sınırlama koyan eyaletlerde çalışma olanakları yaratılmıştır. Eyaletlerin koyduğu yasaklar milli bankaların yurt dışına açılmaları sonucunu vermiş, diğer ülkelerde açılan şubelere veya banka ortaklıklarına ek olarak kıyı bankacılığı (Offshore Banking) olarak tanınan bir bankacılık faaliyeti gelişmiştir.
ABD’deki gelişme diğer batı ülkelerinde de bir hareketlenmeye neden oldu. Merkez bankalarının kurularak para çıkarına görevi bu bankalara verilmeden önce çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren bankalar, mevduat toplayarak topladıkları mevduatı ticari kredilere dönüştürme esas görevlerine ek olarak banknot çıkarma görevlerini de üslenmiş bulunuyorlardı. 20. yüzyılın ilk yansının sonlarına kadar çalışmaları firmaların ticari işlemlerine kaynak sağlamak ve bu alanda hizmet sunmak olan ticaret bankaları yüzyılın ikinci yarısında ve özellikle son çeyreğinde ticaret bankacılığı normlarının dışına çıkarak, müşterilerine, onların finans piyasalarında ve günlük yaşantılarında ihtiyaç duydukları diğer finansal hizmetleri de vererek hizmet alanlarını genişlettiler.
Ülkemizde ilk banka 1847 yılında iki galata bankeri tarafından Bank-ı Dersaadet Banque de Constantinople adı ile kurulmuş, 1862 yılında Fransız sermayesi ile Osmanlı Bankası faaliyete geçmiş ve bunu 1863′te kurulan Ziraat Bankası izlemiştir. Cumhuriyetin kuruluşuna kadar geçen süre zarfında bankacılık sektöründe önemli gelişme görülmüş ve yeni bankalar kurulmuştur. Meşrutiyet döneminde, I. Dünya savaşına kadar ulusal ve mahalli banka kuruluşlarında bir artış görülmüştür.
Cumhuriyetin kurulmasından sonra ülke kalkınmasının hızla gerçekleştirilebilmesi için mahalli ve ulusal bankaların büyük önem taşıdığı bilinci ile bankacılık alanında yatırımlar yapmaya hız verilmiştir. Çok sayıda tek şubeli mahalli banka yanında Türkiye İş Bankası, Türkiye Sınai ve Maadin Bankası. Emlâk ve Eytam Bankası gibi milli bankaların kurulması, 1930 yılında TC Merkez Bankasının faaliyete geçirilmesi Cumhuriyet Döneminin ilk yıllarındaki hızlı kalkınma hamlesinin ürünlerini oluşturmuştur.
Günümüze kadar geçen zaman içinde Türkiye’de mahalli bankaların yavaş yavaş ya tasfiye edilerek ya da çok şubeli milli bankaya dönüştürülerek faaliyetlerine son verildiğini ve 1980 yılında başlatılan serbest ekonomiye geçiş çalışmalarının bir ürünü olarak kısmen yatırım bankacılığı yapan yeni bankaların kurulduğunu görüyoruz. Bankacılık faaliyetinin Ülkemizde başlatıldığı yıllardan beri uygulanan mevduat ve kredi faiz oranlarının Merkez Bankasınca belirlenerek ticaret bankalarına dikte edilmesine 1980′li yılların başında son verildikten sonra bankacılık sektörü para piyasasında daha aktif rol alma olanağına kavuşmuştur.
Serbest ekonomik düzen uygulamasının henüz başlarında bulunan ülkemizde tecrübe ve gelenekler oluşturma safhasını aşamamış olan bankacılık sektörünün bugün oldukça problemli dönemler yaşadığı bir gerçektir
Perakende Okulum Mağazacılığı Uzmanından Öğrenin
