Sık sık kullandığımız kelimelerden biri olan stres kavramı genelde bazı şeylerden memnuniyetsizliğimizi ifade etme anlamında kullanılmaktadır. Stres kelimesinin Türkçe karşılığını bulmak üzere sözcüklere başvurulduğunda “şiddet, zor, gerginlik mukavemet, zorlanma, tahammül” kelimelerinin verildiğini görmekteyiz.
Gerçekte stres kavramı iki farklı şekilde kullanılır. Birincisi rahatsızlık, gerilim ve sinir yorgunluğunun meydana gelmesine neden olan dışsal baskı kaynakları anlamındadır. Özellikle bu tanımda dıştan gelen baskı kaynağı olarak çeşitli etkenler stres olarak ifade edilmektedir. İkincisi ise, insanlarda hoşnutsuzluk duygularının meydana gelmesine neden olan iç tepkiler olarak adlandırılmaktadır. Kavramı ilk kez ortaya atan Hans Selye ise stresi insan vücudunun herhangi bir isteme verdiği özgül olmayan karşılık olarak tanımlamaktadır. Yine başka bir tanıma göre de stres insanın içinde yaşadığı ortamı kötü olarak değerlendirmesi sonucu düştüğü durumdur. Bu tanım da stresin kişinin algılamasına göre değiştiğinin bir göstergesidir.
Stres kavramına ilişkin tanımlar çoğaltılabilir. Bütün bu tanımlar gözden geçirildiğinde kısaca stres, organizma için olumsuz, sağlığı bozan bir durum olarak nitelendirilebilir.
Çevrenizdeki stres yaratan olayları gözden geçirerek, bir tür sınıflandırma yapmaya çalışınız.
Kişilik ve Stres
Kişilik özellikleri ile stres arasında doğrudan bir ilişki vardır. Stresten etkilenme derecesi bireyin kişilik yapısına bağlı olarak değişebilir. Kişilik özellikleri ile stres arasındaki ilişki, birçok araştırmacı tarafından incelenmiş ve Eysenck kişilik ölçeği ile yapılan değerlendirmeler konuya ışık tutmuştur. Eysenck adlı araştırmacı, organizmanın kalıtsal ve çevresel şartlarla belirlenmiş olan aktüel ve potansiyel davranış kalıplarının bütününü kişilik olarak yorumlar. Kişilikteki iki ana boyuttan birincisi nevrotiklik, bunun karşıtı olan dengeliliktir; dışa dönüklüktür ve ikincisi dışa dönüklük ve bunun karşıtı olan dışa dönüklüktür. İnsanlar bu boyutlardan sadece birinin bir yönünden değil, her iki ana boyut ve karşıtlarını oluşturan çeşitli niteliklerden pay alırlar. Bunlardan biri daha baskındır ve bu sebeple kişiliği belirleme özelliğine sahiptir.
Kişinin stresi yaşamaması, kişilik donanımları ve elindeki imkânları kullanabilmesi ile ilişkilidir. Bu sebeple kişisel özellikler stresten korunabilme derecesini de belirler. Bunlar kişinin değişmelere uygun olarak kendini programlayabilme yeteneği, çevre gelenekleri ve geçmiş tecrübelerinden elde ettiklerine bağlıdır.
Yapılan çalışmalar uyum sağlamayı zorlaştıran bazı kişilik özelliklerinin olduğunu göstermiştir. Stresle mücadeleyi zorlaştıran bazı kişilik özelliklerinin olduğu söylenebilir. Özellikle güvenlik güçlerinde çalışan bireylerin kişilik olarak strese dayanıklı olması hem kendisi hem de etrafındaki insanlar açısından son derece önemli bir konudur. Örneğin düşmanlık duyguları baskın olan kişiler, kendilerine her konuda suçluluk payı çıkaranlar, aşırı duyarlı ve duygusal tepkileri önde olanlar strese yatkın kişilik tipleridir. Ayrıca benmerkezci olarak adlandırılan egoist kişilik özelliği baskın olanlar olayları olumsuz yönüyle değerlendirenler, çevreleriyle yeterince iletişim kuramayan kişiler stresle başa çıkmada yetersiz kalmaktadırlar.
Stres araştırmalarında kişilik tipleri, tip A ve tip B olmak üzere gruplanmıştır. A tipi kişiler genellikle rekabetçi, işkolik, aceleci sabırsız, yüksek sesle ve hızlı konuşan, hızlı yemek yiyen, sürekli zamana karşı yarışan özellikler gösterirler. A tipi davranış özelliklerine sahip kimseler kendilerini hiç bitmeyen bir mücadele içinde hissederler ve bu mücadele sonucunda mümkün olan en kısa zamanda çok fazla şey elde etmek isterler. Bu davranışların tam tersi gevşek, sakin, esnek, olayları olduğu gibi kabul eden, zaman baskısı yaşamayan, kolay sinirlenmeyen, sakin ve düzenli çalışan B tipi kişilik vardır. Doğal olarak bu kişiliğe sahip bireyler, stresle kolay başa çıkabildikleri için stresli mesleklerde daha başarılıdırlar.
Perakende Okulum Mağazacılığı Uzmanından Öğrenin
