Yeni Yazı >>
Home / Genel / Örgütsel Stres Kaynakları

Örgütsel Stres Kaynakları

Örgütsel stres kaynakları çeşitli şekillerde ortaya çıkar. Potansiyel stres kaynakları bazı durumlarda gerçekten stres yaratırken, bazı durumlarda da beklenilen ölçüde bir etki yaratmaz. Kişilik yapısı bireyin olayı algılama biçimi, geçmişteki tecrübeleri, inançları düşmanlıkları, bireyin psikolojik durumu stresten etkilenme düzeyini etkileyebilir.

Genel olarak örgütsel stres kaynakları belirli alt başlıklar altında toplanabilir.
– Zaman Baskısı
– Çok Fazla veya Çok Az İş
– Vardiyalı Çalışma Düzeni veya Fazla Mesai
– İş Tehlike Unsuru Varlığı
– Rol Belirsizliği ve Rol Çatışması
– Ücret Yetersizliği
– İş Ortamındaki Adaletsizlikler

Zaman Baskısı

Bazı işler çalışanları zaman baskısı ve işi yetiştirme telaşı ile karşı karşıya bırakmaktadır. İş yetiştirme baskısının çalışanlarda büyük ölçüde bir gerilim kaynağı yaratacağı da bir gerçektir. Zaman kişilik yapısı ve toplumsal ortamın amaç ve beklentilerine göre de zorlayıcı etken niteliği olabilir. Günlük işini bitirmek isteyen bir memur, toplantıya yetişmek isteyen bir yönetici, sınava hazırlanan bir öğrenci, akıp giden zamanla çabaları arasındaki çatışmayı yaşarlar. Zaman baskısı genelde idare ile ilgili faaliyetlerde daha yoğun hissedilir. Gelişmiş ülkelerdeki çalışanların en temel stres kaynakları uzun çalışma saatleri, zaman baskısı ve iş bitirme tarihinin belli olmasını kapsayan ağır iş yüküdür.

Çok Fazla veya Çok Az İş

Aşırı çalışma ya da hiç çalışmama her ikisi de stres yaratabilir. Çoğu işyerlerinde işin yapılışı esnasında insanlar devamlı meşguldürler, konuşmaya, boş oturmaya vakitleri yoktur. Diğer bir anlamda yaptıkları iş sürekli bir dikkat gerektirmektedir. Güvenlik güçleri, hava trafik kontrolörleri, hemşireler, yöneticiler bu tür koşullarda çalışanlara örnek verilebilir.

İşin çok olmasının yanında yapılan işin az olmasının da stres yaratabileceği bir gerçektir. Yapılan araştırmalara göre dünyadaki en zor iş hiç bir şey yapmamaktır. Böylece yaratıcılığı ve becerisi olan bireylerde can sıkıntısı ve monotonluğa yol açacak, bu durumda strese neden olacaktır.

Mutlaka Okumalısın!  Dış Pazarda Satış Çabalarının Amaç ve Hedefleri

Vardiyalı Çalışma veya Fazla Mesai

Modern çağın gereği ve endüstrileşme gece çalışması ve fazla mesaiyi gerekli kılmıştır. Bu durumda çalışanlarda pek çok fiziksel, ruhsal ve toplumsal problemlerin doğmasına yol açmıştır. Gece çalışması gündüz çalışmasına göre daha güç çalışma koşullarında yürütülür. Gerçekten bir taraftan gündüz dönemindeki gün aydınlığının yerini gece suni aydınlatma alırken, diğer taraftan gündüzleri toplumsal yaşamda mevcut olan canlılık ve hareketlilik de yerini derin sessizliğe bırakır. Bu durumda gece çalışanın psikolojisini olumsuz etkileyebilir. Özellikle güvenlik güçlerinde gece çalışması sıklıkla görülmektedir. Gece düzenin sağlanması ve korunmasından sorumlu oldukları için herkesin uyku saatleri onları çalışma saatleri olmaktadır. Özellikle trafik polislerinin herkesin dinlenme eğlenme dönemleri olan gün ve saatlerde daha çok fazla mesai ve gece çalışmaları yaptıkları da bir gerçektir. Bayram tatillerinin, maçların, mitinglerin, toplantıların, olumsuz hava koşullarının olduğu dönemlerde, güvenlik güçlerinin mesailerinin artması da bir diğer örnektir.

Gece çalışması, fazla mesai öncelikle çalışmayı yapan bireyi etkiler. Bu çalışma biçimi çalışanın normal biyolojik, psikolojik ve sosyal yaşama kalıbını ciddi bir biçimde bozar. Vardiya çalışması bedenin normal biyolojik ritmi ile çeliştiği için kronik yorgunluğa, bireyin aile ve sosyal hayatının yıkılmasına sebep olur. Her şeyden önce bireyin yaşam rollerini yerine getirmedeki fırsatlarını engelleyecektir. Bu durum da bireylerde strese neden olabilecektir. Örneğin bir kişi hem eş, vatandaş, ebeveyn, arkadaş gibi pek çok rolü bir arada yerine getirmek zorundadır. Gece çalışması bu rollerden birkaçında başarısız olmasına neden olacak ve çatışma yaratacaktır.

İşte Tehlike Unsurunun Varlığı

İş yaşamında strese yol açan durumlar arasında önemli etkenlerden biri de iş yaparken karşılaşılabilecek tehlikelerdir. Bazı meslekler diğerlerine göre daha tehlikelidir. Örneğin güvenlik güçleri, maden işçileri, pilotlar, inşaat işçileri, denizciler, enerji ve nükleer santrallerde çalışanlar, bomba uzmanları risk altında çalışılan meslek gruplarını oluşturmaktadırlar. Bu tip iş kollarında çalışanların ruh ve beden sağlıkları bakımından tehdit unsuru taşıyan her tehlike faktörü potansiyel bir stres vericidir. Buna göre ölüm riski, yaralanma, düşme çatışmalar, ezilme gibi durumların güvenlik güçlerinin yaptıkları işler dâhilinde olması bile gerilim ve tedirginlik yaratır. Hatta risk altında çalışanların aileleri de bu gerilimi hisseder ve çalışanlara yansıtır. Bu durum, ailelerin tedirginliği de psikoloji problemlere yol açabilir. Tehlikeli durumların söz konusu olduğu işlerde çalışan kişiler, devamlı bir korku ve gerilim içersinde oldukları için bütün ilgi ve dikkatlerini işe yöneltmek zorundadırlar. Büro memurlarına göre bizzat dışarıda görev yapan, fiziksel olarak çalışanlar daha sık tehlikeli durumlarla karşılaşacaklardır. Stresli ve yorucu işler daha çok kazayla sonuçlanır.

Mutlaka Okumalısın!  Mağazacılık ve Perakende de Takım Oyunu Eğitimi...

Rol Belirsizliği ve Rol Çatışması

Rol çatışması işyerlerinde sık sık karşılaşılan ve çok farklı biçimlerde ortaya çıkan sorunlardan biridir. Rol çatışması genelde kişilerin birbirinden farklı ve tutarsız görevler nedeniyle baskı altında kalmaları sonucunda meydana gelir. En belirgin rol çatışması aşırı iş yükü nedeni ile meydana gelenlerdir. Özellikle çalışanların kişisel kapasitesi veya değerleri ile istenen iş talepleri arasında eşitsizlik varsa ortaya çıkabilir. Örneğin trafik polisleri için hazırlanmış olan meslek standartlarından biri şöyle ifade edilmektedir: 3. seviyede çalışan kişi, geniş veya dar bir meslek alanında, o mesleğin gerektirdiği çoğunlukla rutin olmayan ve karmaşık nitelikli görev ve işlemleri değişik koşullarda yapabilir. Bu görev ve işlemleri yerine getirirken önemli ölçüde sorumluluk alabilir ve kendi başına karar verebilir. Çoğunlukla yanında çalışanları yönlendirir ve denetler. Bu meslek standardına polislerin bürokratik nedenlerle uyamadıkları (özellikle kendi başına karar verme konusunda) söylenebilir. Sorumluluklarının olup yetkilerini yeteri kadar kullanamamaları nedeniyle sık sık rol çatışmaları yaşadıkları söylenebilir. Bu tür rol çatışmalarının iç çatışmalara yol açtığı, kişiler arası gerilimlere neden olduğu, iş tatminini düşürdüğü kişinin kendisine ve örgüte olan güveninin azalmasına yol açtığı söylenebilir.

Rol baskısının diğer bir şekli de rol belirsizliğidir. Rol belirsizliği en basit bir ifade ile bireyin, nelere ve kimlere karşı sorumlu olduğunun tam olarak belirlenememesidir. İki tip rol belirsizliği vardır. Bunlardan ilki görev belirsizliğidir. İkincisi ise sosyal duygusal belirsizliktir. Kişinin kendini başkalarının nasıl değerlendirdiğinden emin olamamasıdır. Belirsizlik durumlarında da iş tatminsizliği, iş gerilimi, kendine güvensizlik, yararlı olamama duygusu ortaya çıkar.

Ücret Yetersizliği

Personelin ücrete ilişkin davranışları birbirinden farklı iki nedene dayanabilir. Bunlardan ilki, kazanç sağlama, ikincisi ise yapılan işin hakkını almanın ödülü olarak doyum sağlama isteğidir. Kazanç sağlama personeli daha yaratıcı devamlı ve tutarlı olmaya yönelten bir etken olarak kendini göstermiştir. Diğer yandan ücret personel için, örgütün üretimine yaptığı katkının hak edilmiş ödülü ve karşılığıdır. Streste en güçlü etkenlerden birinin para olduğu ve düşük gelir gruplarında mali güçlüklerin güvensizlik ve belirsizliği artırarak ruh sağlığını bozduğu ileri sürülmektedir. Son yıllarda ekonomik durum birçok kişi için önemli bir stres kaynağı olmuştur. Çoğu kimse gereksinimlerini daha iyi karşılayabilmek için ikinci bir iş yapma yoluna gitmektedir

Mutlaka Okumalısın!  Organizasyonlarda Bilgi Sisteminin Stratejik Önemi

İş Ortamındaki Adaletsizlikler

İş ortamındaki kişi ayırımı, terfi veya iş dağılımında taraflı davranmak, performans değerlendirme sistemindeki eşitsizlikler en büyük stres faktörlerinden birisidir. İş yerinde ayırım yapıldığının farkına varma, çalışmalarının iyi değerlendirilmemesi, açık ve dürüst bir iletişim kurulamaması, çalışmanın yeteri kadar ödüllendirilmemesi çalışanlarda örgüt bağlılığını, işe ve kişilere olan güvenini azaltacaktır. Örgütlerde tarafsız ve açık fikirli olmak, hataları kabul etmek, yargıya olan bağlılığı sergilemek, bireyler eşit davranmak, başkalarının hatalarından veya eksikliklerinden kendine çıkar sağlamamak örgütlerdeki adaletsizlikleri engelleyecek ve stresi önleyebilecektir.