Yeni Yazı >>
Home / Genel / Kuruluş Yerinin Belirlenmesi

Kuruluş Yerinin Belirlenmesi

Kuruluş yeri belirlenirken üzerinde durulan etkenlerin önemini açıklamak.

İşletmelerin kurularak yerleşeceği alanın seçimi, tüm işletmelerin karşı karşıya kaldığı ve çözmek zorunda olduğu bir sorundur. Üreticiler, toptancılar, perakendeciler, finansal kurumlar ve tüm hizmet işletmeleri bu sorunla karşı karşıyadır. Kuruluş yeri sorunu, yalnızca işletmelerin ilk kuruluşlarında değil büyüme, pazarların değişmesi, arz kaynaklarının değişmesi gibi çeşitli nedenlerle yerleşim alanının değiştirilmesi sırasında da ortaya çıkar. Ayrıca, bir işletmenin şubeler ya da ek bürolar oluşturması ya da varolan çevresini genişletmesi durumunda da kuruluş yeri kararları alınacaktır.

İşletmelerin kuruluş yeri, işletmelerin amaçlarına ulaşması için gerekli koşulları gerçekleştirecek biçimde olmalıdır. Kuruluş yerinin seçilmesinde her şeyden önce üretilen maddelerin maliyet giderlerinin çeşitli kuruluş yeri etmenleri aracılığıyla düşürülmesine çalışılır. Yer seçiminde işletme giderlerinin en düşük ve işletme gelirlerinin en yüksek olduğu, yani en yüksek kârın ya da en büyük yararın sağlandığı yer aranır. İşletmelerin ilk kuruluşlarında seçecekleri yeri üç aşamalı olarak ele alabiliriz:

1. Aşama: Belli bir ülkenin sınırları içindeki belli bir bölgeyi seçmek
2. Aşama: Seçilen bu bölgenin içinde kalan belli bir noktayı saptamak
3. Aşama: Bu noktadaki bir arsada işletmeyi oluşturup, işletme için gerekli üretim araçlarını sağlamak ve işletmenin iç yerleşim düzenini kurmak.

Kuruluş Yeri Etkenleri

İşletmelerin seçecekleri kuruluş yeri için geçerli olan etkenlerden söz ederken, işletmelerin uğraş alanlarının dikkate alınması gerekir. İşletmelerin üretim işletmesi olması ya da toptancılık, perakendecilik, bakım onarım gibi hizmet işletmesi olması, göz önünde tutulacak etkenlerin farklılaşmasına yol açar. Üretim işletmelerinin kuruluş yeri bölgesini seçerken değişik derecelerde etkili olan, ancak her kuruluşta ağırlıkları ölçüsünde değer verilmesi gereken etkenler şunlardır:

– Hammadde
– Ulaştırma (Taşıma)
– Pazara Yakınlık
– İşgücü (Emek)
– Enerji ve Yakıt
– Su
– İklim Koşulları
– Artıkların Atılması
– Özendirme Önlemleri
– Öteki Etkenler

Bunların her birini ayrı ayrı ele alalım.

Hammadde

İşletmeler belli bir malın üretimi için çeşitli girdileri kullanmak zorundadırlar. Bu girdilerin bir bölümü, üretilecek malın önemli bir bölümünü oluşturur, bir bölümü ise bu malın içine küçük ölçülerde doğrudan ya da dolaylı yolla katılarak, malın oluşmasına katkıda bulunurlar. Malın önemli bölümünün oluşmasına katkıda bulunan girdiler hammadde, öbürleri ise yardımcı madde ya da malzeme adını alır. Kuruluş yerinin seçiminde en çok etkili olan etkenlerden birisi, hammadde ve yardımcı madde sağlama olanağıdır.

Hammadde, fiziksel ve kimyasal nitelikleri açısından çağdaş ve geçerli bir işletme yönetiminin uygulanmasına olanak vermeli, sağlanmasında süreklilik ve güvenlilik bulunmalı, fiyatı elverişli olmalı ve iyi bir ulaştırma şebekesinin yakınında bulunmalıdır. Hammaddeler çabuk bozulduğu için, tarımsal ürünleri kullanan işletmeler bu ürünlerin yetiştirildiği bölgelerde kurulurlar. Örneğin, dondurulmuş sebze ve meyveler, meyve suyu özü üreten işletmelerin kuruluş bölgeleri tarımsal ürünlere yakındır. Hammaddenin gerekli niteliklere sahip olması koşulu ile, sürekli ve güvenilir olarak sağlanabileceği kuruluş yeri seçilmelidir. Aşırı rekabet tehlikesi bulunan ya da güvenilir hammadde satıcısı olmayan durumlarda, hammadde kaynağına sahip olma çabaları gösterilmelidir. Hammadde kaynağının sayılan bu niteliklerinin dışında, hammadde ve yardımcı maddenin satın alma bedelinin ya da kendi hammaddesini üreten işletmelerin üretim maliyetlerinin, rekabete olanak verebilecek bir düzeyi aşmaması gerekir.

Ulaştırma

İşletmeler için, üretim sürecinin değişik aşamalarında ulaşım önem kazanır. İşletmenin kullanacağı girdilerin, istenen nicelik ve nitelikte, istenen zamanda ve yerde bulundurulması, ayrıca fiyatlarının ve ödeme koşullarının uygun olması ulaşım olanaklarıyla doğrudan bağlantılıdır. Bir kuruluşun bulunduğu yerin doğal yapısı ve oradaki yaşam koşulları, kuruluş yeri seçiminde önemlidir. Ancak, bu etkenler her zaman yeterli değildir. Önemli olan nokta, bir işletmenin kuruluş yerinin, rakip işletmelerin kuruluş yerine göre ulaşım açısından daha olumsuz bir durumda olmamasıdır. Olumsuz ulaşım koşulları, yüksek maliyetler ve rekabette zorlanma anlamına gelir. Tarihe baktığımızda, eski büyük kentlerin çoğunluğunun su yolları çevresine (nehir, göl, deniz) kurulduğunu görürüz. Bunun nedeni, su taşımacılığının büyük hacimli, küçük değerli yüklerin taşınmasında en ucuz yol olmasıdır.

Mutlaka Okumalısın!  Bürolarda Geleneksel Örgüt Yapıları

Ulaştırma etkeni, maliyetleri, hıza ve belli bölgelerde elverişli olan özel taşıma olanaklarının seçimine bağlıdır. Örnek olarak, su yolu ile taşıma olanaklarının bulunup bulunmamasına göre birbirinden farklı uygulamalara gidilir ve her uygulamanın değişik yarar ve sakıncaları oluşur. Taşıma maliyeti, seçilen yol türüne, kullanılan araca ve uzaklığa bağlıdır. Kilometre başına malzeme taşıma maliyeti genellikle uzaklık arttıkça azalır. Taşımada temelde beş yol kullanılır: Demiryolu, karayolu, denizyolu (su yolu) , havayolu, boru hattı. Günümüzde hızlı ve yoğun ulaşımın önem kazanması, ağırlığın karayolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığına verilmesini gerektirmiştir. Ürünleri özel taşıma olanakları gerektiren işletmeler, bu olanakların bulunduğu yerlere yerleşirler.

Malların tüketim bölgelerine taşınması, orta ve küçük işletmeler için büyük önem taşır. Aracıları kaldırmak ya da azaltmak, pahalı mal taşımacılığını ortadan kaldırmak için tüketim malı üreten işletmeler, kent içlerine ya da yakın çevreleri- ne kurulmaktadır. Örnek olarak, ham petrolün ucuz fakat ürünlerinin pahalıya taşınması ve dünyanın bir çok ülkesinde ham petrol çıkarılamaması ve dışalım yoluyla sağlanması nedeniyle, petrol rafinerileri kıyısı bulunan ülkelerde büyük tüketim merkezlerine en yakın olan liman kentlerine kurulmaktadır.

Pazara Yakınlık

Pazara yakınlık, kuruluş yeri kararlarındaki önemini hiç yitirmemiştir. Nüfusun yoğun olduğu alanlar, birçok işletmeyi çekmektedir. Bunun nedenlerinden birisi, aracıların çok ucuz bir ulaşım gideriyle işletmeye ulaşma olanağı bulmalarıdır. Nüfusun büyümesi ve buna bağlı olarak pazarların büyümesi, buralardaki işletme sayısını hızla arttırır. İstanbul, İzmir, Bursa, Adana gibi nüfusça yoğun illerde işletmeler de yoğunlaşmaktadır. Tersine, doğu illerinde öbür etkenlerin yanı sıra nüfusun artmaması ve göç gibi nedenlere de bağlı olarak, işletme sayısının azaldığı gözlemlenmektedir.

Pazara yakın olmak, taşınması zor ve pahalı ürünler üreten işletmeler için özellikle önem kazanır. Hammaddeden yarı bitmiş ya da bitmiş mala dönüştürüldüğünde değeri fazla yükselen malları üreten işletmeler, hammadde yakınında kurulabileceği gibi, tüketim alanlarında da kurulabilirler. Onarım ve bakım gibi yoğun bir satış sonrası hizmet gerektiren malları üreten işletmeler, örnek olarak bilgisayar satıcıları, ya pazara çok yakın olarak kurulmalı ya da servis işini yürütecek ayrı olanakları pazarda sağlamış olmalıdır. Satış sonrası servis (hizmet) işlerini yürüten işletmeler, her zaman pazara en yakın yerleri seçmelidirler. Kimi işletmeler, ulusal pazarda yaygın biçimde satmak üzere mallar yaparlar. Bu durumda işletme, malların ülkenin her yanına en ekonomik biçimde dağıtılabileceği bir yerde kurulmalıdır. Dar bir pazar alanı içinde çalışan ve çevresel gereksinmeleri karşılayan küçük işletmeler, genellikle tüketim alanlarına yakın ya da tüketim alanlarının içinde kurulurlar. Büyük işletmelere hammadde, malzeme ya da yarı bitmiş mallar üretip satan işletmeler, ilişkileri olan büyük işletmelerin yakınlarında kurulurlar.

İşgücü

Bir işletmenin kurulması ve işletilmesi için gerekli unsurların başında, işgücü gelir. Mekanizasyon ve otomasyonla gerekli işgücü azaltılabilirse de tümüyle kaldırılıp yerine başka bir öğe koymak olanaksızdır. İşletmeler için işgücü, yaşamsal önemde ve pahalı bir üretim elemanıdır. İşletmenin yerleşimi, beceri kazanmış, eğitimli ve işletme amaçlarına yönelik olarak çalışan işgücü sunumuna büyük ölçüde bağlıdır. İşgücünün büyüklüğü, becerisi, ücret düzeyleri, sendikalaşma derecesi ve çalışanların işe ilişkin tutumları kuruluş yeri seçiminde önem taşır.

Yerinde bir kuruluş yeri kararı, işletmenin gerek duyduğu işgücünün bir kaç katının bulunacağı bir bölgeye yönelik olur. Sınırlı bir işgücü sunumuna karşın, yoğun bir işgücü istemi bulunuyorsa, işletmeler arasında işgücü sağlamada yoğun bir rekabet oluşur. Hızlı bir işgücü değişim çabukluğu ve yüksek bir işgücü maliyeti ile karşılaşılır.

Büyük yerleşim merkezlerinin yakınında kurulacak işletmeler için, nitelikli işçi sağlamak daha kolaydır. Nüfusu az bölgelerde kurulacak işletmeler için, gerek kuruluş gerekse işletme dönemlerinde nitelikli işçi sağlamak daha zordur. Maliyet giderleri içinde işçilik payının çok yüksek olduğu işkollarında yer alan işletmeler, ilke olarak düşük işçilik maliyeti olan bölgeleri seçerler. Özellikle küçük kentlerde yaşam pahalılığının daha az olması, buralardaki ücret düzeylerinin de düşük olmasına yol açar. İşçinin üretim maliyetindeki payı işletmeden işletmeye büyük farklılıklar gösterir. Kuruluşlardaki mekanizasyon ve otomasyon derecesi, işletmenin kapasitesi ve kapasite kullanımı, nitelikli işçinin tüm işçiye oranı, çevredeki ortalama işçi ücretleri, işçiliğin ürün maliyetindeki payını etkileyen en önemli noktalardır.

Mutlaka Okumalısın!  Güdülenmenin Anlamı ve İşleyişi

Enerji ve Yakıt

Bölgedeki enerji olanakları, kuruluş yeri kararlarında önem taşır. Kömür ya da elektrik enerjisini sağlama olanakları, maliyetler, enerjinin sürekliliği, kararı etkiler. Enerji gereksinmesi sanayiden sanayiye değişir. Kimi üretim dallarında çok az kullanılan elektrik enerjisi, çimento, şeker ve kağıt üretiminde üst düzeyde kullanılmaktadır. Kimi dallarda yer seçimini etkileyen en önemli etken, enerjinin sağlanması ve fiyatı olmaktadır. Değirmenler, bıçkı atölyeleri gibi enerji gereksinmesi çok olan işletmeler, ucuz ve kolay elektrik enerjisi elde edilebilen akarsuların çevrelerinde kurulurlar.

Yukarıdaki irdelemeleri yakıt için de yapabiliriz. Yakıtın ana maliyet öğesi olduğu endüstrilerde, ucuz yakıt kaynakları, işletmelerin yerleşim kararlarında belirleyici etkenlerden birisi olmaktadır. Petrol, doğal gaz, kömür gibi yakıt kaynaklarının bol olduğu bölgeler, bu endüstriler için önemli üstünlükler sağlar. Demir-çelik endüstrisinin kömür kaynaklarına yakın kurulması kömürün ana maliyet öğesi olmasındandır.

Su

Endüstriden endüstriye büyük değişiklik gösteren öğelerden birisi de su gereksinmesidir. Yer seçimine etkisi bakımından su sağlanması, kimi endüstri dallarında en başta gelen etken olmaktadır. Önem derecesi değişmekle birlikte, her canlı gibi her işletmenin de suya gereksinmesi olduğu ve susuz yerde endüstri kurulamayacağı açıktır. Metalürji ve kimya endüstrisi, kağıt endüstrisi, dokuma endüstrisi üretimlerinde yüksek basınçlı su kullanırlar. Demir-çelik endüstrisinde soğutmada bol su gereklidir. Soğutma suyu olarak gerektiğinde tuzlu su kullanılabilirse de temizlik suyu, beslenme suyu, işleme suyu ve içme suyu olarak tatlı suya kesin gereklilik vardır. Kullanılacak suyun nicelik ve niteliği kuruluş yeri seçiminde giderek daha önemli olmaktadır.

2. Dünya Savaşı sırasında Teksas’ta, savaş uçakları ve parçaları üretmek üzere yapılan çok yüksek bir binada iklim koşulları tümüyle denetim altına alınmıştı. Söz konusu binada dışa açılan hiç bir cam bulunmuyordu ve aydınlatma yapay ışıkla sağlanıyor, havalandırma da iç donatımla gerçekleştiriliyordu. Binanın içinde çalışanlar, dışarıdaki hava koşullarından tümüyle arıtılmışlardı. Isının, yağmurun, gün ışığının ayırtında değillerdi. Savaş için gerekli malzemenin üretimini dış koşulların etkilerinden arınmış olarak, robotu andırır biçimde gerçekleştiriyorlardı.

Doğa Koşulları

İklim, işletmede çalışanların sağlığını, çalışma yeteneğini ve üretkenliğini etkiler; ayrıca ısı derecesi, nemlilik derecesi ve bunların değişme derecesi ve çabukluğu da işletmelerin üretimlerini doğrudan etkiler. Fazla sıcağın ve soğuğun verimli çalışmayı etkilediği işletmeler için en uygun olan koşullar sağlanmak istenirse,ek giderlere katlanmak gerekecektir. Ilımlı hava koşulları isteyen işletmelerin bir bölümü açık havaya kurulabilir. İklimin üretilen mallar üzerinde de etkisi vardır. Sıcak ve nemli iklimin ayrı bir sakıncası, büyük işletmelerde genellikle varolan asit ve korazif etkilerin artması nedeniyle, onarım ve bakım giderlerinin yükselmesidir. Bir işletmenin daha verimli çalışması belli iklim koşullarına bağlıysa, bu durumun yer seçiminde göz önünde tutulması gerekir. Bu nedenle, kar ve yağmur yağışları, en yüksek ve en düşük sıcaklıklar, nem ve rüzgarların yönü gibi noktalar karşılaştırılarak karar verilir.

İklim, günümüzde yerleşim açısından eskiye göre daha az önemli bir etken durumundadır. Endüstride çalışanlar için iklimin önemi yerini korurken, endüstrinin kendisi için önemini yitirmiştir. Gerekli iklim koşulları değişik yollarla sağlanabilmekte, bu konuda yapılacak giderlere katlanmak zorunlu olmaktadır. İklim koşullarının yanında ele alınacak başka bir kuruluş yeri etkeni depremdir. Deprem kuşaklarında ve çevrelerinde yerleşecek işletmelerin yapacakları binaların özel koşullara uyması ve bu nedenle daha fazla harcama yapması gerekir. Zorunluluk olmadıkça, bu hareketli kuşakların içinde kalmayan kuruluş yerlerinin seçilmesi uygun olur.

Mutlaka Okumalısın!  Bütünleşik Bilgi Sistemi

Atıklar

Zararlı atıkları olan işletmeler, yerleşim alanlarının dışında kurulmuş olsalar da, zamanla çevresinde oluşacak yerleşim birimlerine zararlı olacak ve yakınmalara yol açacaktır. İşletmeler nereye kurulurlarsa kurulsunlar, atıklarla ilgili önlemleri zamanında almak zorundadırlar. Sağlıkla ilgili yasal düzenlemeler, belediye uygulamaları ve oluşturulmuş kent planları çeşitli endüstri dallarının nerelerde ve nasıl kurulacağına ilişkin kurallar koyar. Atıkların zararsız bir biçime dönüştürüldükten sonra atılmaları zorunluluğu vardır. Bu konuda gittikçe gelişen bir yasal sınırlama ve kamusal tepki kendini göstermektedir.

ISO 14000 standartları, sürdürülebilirlik prensiplerine göre çevre yönetiminin çerçevesini belirlemektedirler. ISO 14000 standardı kuruluşların önceden belirledikleri çevre politikası ve çevresel hedeflerine uygun bir çevre yönetim sistemi kurmalarını, bu sistemi geliştirmelerini ve sürekliliğini sağlamalarını öngörmektedir (Standart, Haziran 2000) .

Özendirme Önlemleri

Devlet, işletmelerin belli yerlerde kurulmasını özendirmek ya da zorlaştırmak için çeşitli önlemler alır. Halkın çıkarlarını korumak, çevrenin bozulmasını engellemek, endüstri ve ticareti belli yerlerde geliştirmek ya da sınırlamak bu önlemlerle olur. Özendirme önlemleri iki ana kümede ele alınabilir: Birincisi, enerji, ulaştırma ve haberleşme gibi altyapı yatırımlarının devletçe gerçekleştirilmesi, ikincisi de özel kesime vergi ayrıcalığı ya da indirimi sağlamak, belli bölgelerde kurulan özel işletmelere yatırım indirimi, gümrük indirimi, özendirme kredisi, vergi iadesi gibi doğrudan önlemler uygulamaktır. Günümüzde, Türkiye’de bu önlemler ve bunların dışında çeşitli önlemlerle, geri kalmış yörelere özel kesim işletmelerinin kurulması için yoğun çabalar harcanmaktadır.

Özendirme önlemleri arasında, orta ve büyük işletmeler için daha büyük önem taşıyan organize sanayi bölgelerini ayrıca vurgulamak gerekir. Bunlar, büyük yerleşim merkezlerinin çevresinde, işletmelerin düzenli ve planlı olarak bir araya toplandığı bölgelerdir. İşletmelerin tek başlarına alt yapıyı oluşturmaları, çok büyük giderleri gerektirir. Belli bölgelerde yol, su, elektrik, kanalizasyon, PTT, sağlık ve eğitim merkezleri, bakım-onarım merkezleri, araştırma-geliştirme büroları gibi çeşitli alt yapı ve temel hizmetlerin önceden gerçekleştirilmiş olması, işletmelerin kuruluşunu büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır. Öte yandan, daha küçük işletmeler için oluşturulan küçük sanayi siteleri de özendirme önlemleri çerçevesinde düşünülebilir. Orta ve küçük işletmeler için, kentlere daha yakın yerlerde kurulan ve alt yapı sorunları çözülmüş ekonomik açıdan uygun kuruluş yerleri küçük sanayi siteleri adını alır. Buralarda, daha çok mobilya, oto yedek parçası, dokuma, oto onarım gibi atölye sistemi ile çalışan işletmeler yer alır.

Öbür Etkenler

Saydıklarımız dışında kalan etkenler de vardır. Kuruluş yerinin seçilmesinde bunların da etkileri görüldüğünden, tümünü birden öteki etkenler başlığı altında inceleyebiliriz. Bunlardan biri, belediyelerin ya da öteki yerel yönetimlerin koyduğu yerel vergi, resim ve harçlardır. Bunlar, kimi ülkelerde işletme kuruluşlarını etkileyecek ölçüde önem kazanabilir. Bu yönden işletmelerin katlanacakları parasal yükün boyutu, işletmeleri belli yörelere çeker ya da oralardan uzaklaştırır. Kültürel koşullar, kuruluş yerinin seçimindeki ikincil etkenlerdendir. Çalışanların ve ailelerinin kültürel gereksinmelerini karşılayacak alanlarda işletmelerin kurulması, bu etkeni açıklar. İşletmelerin, birçok sanayi dalının bir araya toplandığı bölgelerde kurulmasının getireceği çeşitli üstünlükler vardır. Dışsal ekonomiler adı verilen bu etken, nitelikli işçi bulmada, finansal kurumlardan yararlanmada, onarım, yedek parça sağ- lamada, çeşitli araçlardan yararlanmada etkili olur.

Kuruluş yeri etkenlerinden hangisine öncelik verilmelidir?

İşletmelerin kuruluş yeri seçiminde bazı unsurlar diğerlerinden daha fazla önem taşıyabilir. İşletmenin amaçlarına ve üretim konusuna göre, kuruluş yeri etkenlerinin önem sırası değişir. Güzel Holding örneğinde, hazır giyim üretimi için önem kazanan kuruluş yeri etkenleri işgücü, pazara yakınlık ve ürünlerin pazara ulaştırılması olanaklarıdır. Moda, tasarım ve dikiş konusunda nitelikli eleman bulunması ve işe alınması sağlanmalıdır. Hazır giyim ve moda merkezinin İstanbul olduğunu düşünürsek, fabrikanın buraya yakın olması gerekecektir. Enerji, hazır altyapı gibi etkenlerin de dikkate alınmasıyla Bilecik OSB nin uygun bir kuruluş yeri olduğunu düşünebiliriz.