Yeni Yazı >>
Home / Genel / İnsan Kaynakları Yönetiminin Gelişim Süreci

İnsan Kaynakları Yönetiminin Gelişim Süreci

İKY terimi, son 10 yılda kabul görmüş bir terimdir. Başlangıç noktası personel yönetimidir. Konuyla ilgilenen herkes, personel yönetiminden İKY’ye nasıl geçildiğini bilmelidir. Burada kastedilen, sözcüklerdeki değişim değildir. Bu sözcüklerde ifadesini bulan yaklaşım farkıdır.

“KURALLAR Yıl 1850. Günümüzden tam 150 yıl önce. Chicago’da bir departmanlı mağazanın kurallarından biri şöyleydi. “Erkek işçilere haftada bir akşam gezme, bir kez kiliseye gitme izni verilir. Mağazada14 saat geçirdikten sonra, boş saatler genellikle okuyarak değerlendirilmelidir. ”

Yıl 1934. Günümüzden tam 66 yıl önce Eskişehir, Tayyare Fabrikası müdürünün çalışanlara yönelik bir ilânında şunlar yazılıydı:

– Müteaddit ihtarlara rağmen, bazı efendilerin, perşembe günleri, takımlarını takımhaneye teslim etmedikleri görülmüştür. 1 Şubat 934 tarihinden itibaren perşembe günleri teslim edilmeyen takımlara zayi olmuş nazarı ile bakılarak hamillerine takımın yeni ücretinin ödettirileceğini ehemmiyetle bildiririm.

– Hastalık müstesna olmak üzere, bir efendi günde ancak iki defa paydos zamanlarında dışarıya çıkmakla ihtiyacını defedebilir (tuvalete gidebilir) . Paydos zamanlarından hariç fabrika dahilinden harice hiç bir efendi çıkmayacaktır.

– Bugün mekanik atölyesinde üç efendiyi işbaşında vakit geçirmek kabilinden isteksiz ve birbirleriyle çekişir vaziyette gördüm. Bu efendilerin birer yevmiyesini kesmekle beraber son ihtar yapılmış olup tekerrürü halinde işten el çektirilecektir.

– Ustabaşılar, maiyetindeki (emrindeki) efendilerin mesaisini takip etmelidir. Teftişim esnasında aksini görürsem, yalnız bu efendiyi değil, ustabaşını da tecziye muamelesine tabi tutacağımı hatırlatırım. ”

Günümüz işletmelerinin personel yönetimi anlayışından İKY anlayışına nasıl geçtiğini açıklamak.

Personel yönetimi anlayışından, İKY anlayışına geçişte etkili olan unsurlar şöyle özetlenebilir: Ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yönden gelişmeleri, yetişmiş insan gücünün artması, davranış bilimlerinde gözlenen gelişme, sendikacılığın gelişimi, çalışma koşullarını düzenleyen yasaların yürürlüğe girmesi, işgörenlerin eğitim ve kültür düzeylerinin yükselmesi, refah seviyelerinin artması, istek ve beklentilerin değişmesi, iletişim ve bilişim teknolojilerinin gelişimi. Birinci Dünya Savaşından önceki dönemlerde çalışanlar için olumlu bir ortam yaratmak amacıyla para harcama düşüncesi, işverenlerin çoğuna gülünç ve anlamsız gelirdi. O zamanlar emek bol, ucuz ve savunmasızdı. Emek sosyal bir varlık değil, sadece bir üretim aracıydı. 1940′lı yıllarda, işletmelerin personel bölümleri (Çizelge 8. 1) örgütün en alt düzeyinde, işgörenlerin kayıtlarını tutan küçük bir servis konumundaydı. İşgören sosyal bir varlık değil, sadece bir üretim aracıydı.

Mutlaka Okumalısın!  Elektronik Bilgi Sisteminin Ögeleri

Savaş sırasında artan işgücü ihtiyacı, şirketleri verimlilik arayışına itti. Endüstriyel psikoloji konusu ilgi alanı oldu. Bu dönemde, personel bölümünün görevleri arasına, işletmeye nitelikli personel kazandırma ve işletmede tutma çabaları eklendi. Personel bölümünün, çalışanların sorunlarına eğilmesiyle birlikte, örgüt içindeki konumu ve saygınlığı da arttı. Artık işletmelerin çoğunda personel yöneticileri, orta düzey yönetici konumundaydılar. 1960′lı yıllarda işçi-işveren ilişkilerini düzenleyen yasaların çıkarılması, personel bölümünün önemini daha da arttırdı. Personel yöneticilerinin rolü hızla değişmeye başladı. Artık iyi bir personel yöneticisi, davranış bilimleri ve çalışma yasaları konusunda uzman olmak zorundaydı. 1980′li yıllardan sonra, işletmelerin amaçlarına ulaşması ile işgörenin ihtiyaçlarının karşılanması arasındaki kaçınılmaz ilişkinin bilincine varıldı. İKY işlevlerinin işgören verimliliği üzerindeki etkileri tartışmasız kabul edildi. Böylece klasik personel yönetimi anlayışından sıyrılan çağdaş işletmeler, örgüt yapılarının üst düzeylerinde insan kaynakları bölümlerine yer vermeye başladı.

“Rank Xerox’un İşletme Müdürü Bernard Fournier, “bize göre çalışanı memnun etmek, tüketiciyi memnun etmekten çok daha önce gelmeli” deyince, salondakilerin bir bölümü önce şöyle bir irkildi. Ama sonra ne demek istediği anlaşılınca kendisine hak verildi. Yıllar boyu, tüketici memnuniyeti, şirket politikalarının odak noktasına konmuş, ama çalışanların memnuniyeti göz ardı edilmişti. Oysa asıl önemli olan, öncelikle şirket çalışanlarını memnun etmekti. Çalıştığı işyerinden memnun olmayan bir işgörenin, hizmet verdiği müşteriyi memnun etmesi beklenemezdi. “