Yeni Yazı >>
Home / Genel / Finans ve Muhasebe Faktörlerinin Analizi

Finans ve Muhasebe Faktörlerinin Analizi

Diğer taraftan işletmenin nakit akışı durumuyla finansal masrafları (faiz ve komisyonlar) azaltma ya da ortadan kaldırma imkânlarının ölçüsü, bilinmesi ve analiz edilmesi gereken iki elemandır. bu amaçla finansal kaynaklarla ilgili bazı genel tahminlerde bulunulmaktadır. Böylece işletme, gelecekteki stratejisiyle ilgili olarak, düzeltilecek bazı konular ve yönelimlerini belirleyebilecektir. Eğer işletmenin gelecekteki stratejisiyle ilgili olarak finansal sorunlar ortaya çıkarsa seçimde özgürlük azalacak (zayıf noktalar), sınırlayıcı bazı hususlar hareket alanını daraltacaktır. Böyle hallerde, işletmenin kredi politikasını gözden geçirmek yararlı olacaktır. O takdirde, işletmenin bilânçosundaki sabit sermaye yatırımlarının ve gayrimenkullerin oranlarını azaltmak, yaşamsal bir önem taşımaktadır.

Aşağıda, finans ve muhasebe bölümü için, ana stratejik avantajları değerlemeye yardımcı olan sorulardan oluşan bir liste veriyoruz. Bu etmenleri soruşturup değerleyerek, işletmenin güçlü ve zayıf taraflarını analiz edebiliriz.

  • Finansal kaynakların toplamı ve gücü,
  • Endüstriye ve rakiplere oranla düşük sermaye maliyeti,
  • Etkili bir sermaye yapısı, ek sermaye ihtiyaçlarının artması karşısında kaynak dağılımında esneklik (fleksibilite), finansal kaldıraç,
  • Sahipler ve hissedarlarla dostça ilişkiler,
  • Verimli ve etkili finansal plânlama, çalışma sermayesi, sermaye bütçelemesi süreçleri,
  • Vergi koşullarından ve yatırım indirimlerinden sağlanan yararlar,
  • Etkili ve verimli maliyet muhasebesi sistemleri, bütçeleme, kâr plânlama ve denetim süreçleri,
  • Envanter ve stok değerleme politikaları.

Bu listede verilen ana inceleme konularının amacı, işletmenin finansal bakımdan rakiplerinden güçlü ya da zayıf olup olmadığını belirlemektir. Güçlü olduğu takdirde bu gücü, uzun süre elinde bulundurabilir mi? Zayıfsa bunu daha etkili hale getirmek için, ne yapmak gerekmektedir? Yukarıdaki listede 2,5 ve 6 numaralı faktörler işletme içi verimliliği 3 ve 4′ncü faktörlerse stratejik değeri ifade etmektedir. Yedinci faktör, yasal ve yönetim bilgi amaçları için gerekli olan muhasebe kurmay fonksiyonuna ilişkindir. Enflasyon ya da diğer dış koşullarda meydana gelen değişimlere cevap olabilecek nitelikte olanıysa envanter ve stok değerlemede kullanılan muhasebe politikasını belirleyen sekiz numaralı faktördür.

Mutlaka Okumalısın!  Ücret Ödenmesi

İşletmenin, finansal açıdan güçlü ve zayıf yönlerini incelerken, eldeki varlıkların durumu, dönen ve duran varlıkların, finansal açıdan para yatırılan ve verimli biçimde kullanılmaları gereken hususlar olduğu dikkate alınmalıdır. Örneğin; stoklara bağlanan aylık paralar, finansal açıdan nakit tuzağı olduğu gibi, verimsiz (bina, makine, teçhizat vb. ) duran varlıklarda aynı şekilde nakit tuzağıdırlar. Şimdi yatırımların elden çıkarılması konusunda ele alacağız.

Yatırımların Elden Çıkarılması

Verimli dönemini geçiren, yani, ürün hayat eğrisi düşüş dönemine ulaşan yatırımların ortadan kaldırılması ürün analizinde yöneticiler arasında sık sık anlaşmazlık konusunu oluşturmaktadır. Hâlbuki yukarıda da açıkladığımız gibi tıpkı edinimde yani, aktiflerin satın alınmasında olduğu gibi, zamanında elden çıkarılan yatırımlar ya da satılan aktifler, işletmenin rekabet durumunu iyileştirebilir. Böylece, elde edilen fonlar, geleceği daha parlak yeni sahalara kaydırılarak, kârların büyüme oranları hızla artırabilir. Ancak, yöneticilerin ve işletme sahiplerinin bu işe, kolayca girişememelerinin nedenleri, genellikle psikolojiktir. Bunları şu biçimde özetleyebiliriz. – Yatırımların elden çıkarılması, geçici bir zaman için ciroyu ve bilânçodaki aktiflerin değerlerini azaltabilir. Bu faaliyet, hacim olarak büyüme ve kâr etme amaçlarına, kısa bir süre için de olsa zıt düşmektedir. – Yatırımın elden çıkarılması, işletme çevresi için ve özellikle bu yatırım alanındaki rakipleri yönünden kötüye gidiş olarak yorumlanır. Bu nedenle, sahipler ve yöneticilerin cesaretleri böyle bir girişimde bulunmaya kâfi gelmez. – En önemli sorunlardan biri, bir yatırımın elden çıkarılmasının işletmenin personel kadrosunda değişmeleri gerektirmektedir.

Böyle değişimler işletme yönünden acı olduğu gibi, çalışanlar açısından da acıdır. Sanayi psikolojisinde doğruluğu daha önce saptanmış acı bir gerçek vardır. Şöyle ki, daha önce belli bir işte ve makinede çalışmaya alışmış, bunların üzerinde uzmanlaşmış işçiler ve teknik elemanlar şiddetle yeniliklere karşı koymaktadırlar. Bu nedenle, personelin yeni yatırımların gerektirdiği teknolojiye karşı pasif direnişe ya da toplu direnişlere (grevler) geçmeleri olağan olabilir. Öte yandan, işletme tarafından faaliyetine son verilen tesislerde çalışan personelin de işine son verilmesi, bazen firma için karşılanması çok zor, büyük tutarlarda tazminatların ödenmesini gerektirir. Bu nedenle, yöneticiler işletmeyi bütünüyle etkileyecek böyle bir girişimden şiddetle kaçınırlar.

Mutlaka Okumalısın!  Tutum Değişiklikleri ve İletişim Stratejileri: Perakende Sektöründe Uygulamalar

Bütün aleyhte nedenlere rağmen, işletmenin yaşamını tehlikeye sokmamak ve aksine büyüme amaçlarını gerçekleştirmek için bir yer ayırmalıdır. Başka bir deyimle, ileride işletmenin başına büsbütün dert açacak yoğaltıcıların gözünde demode olmuş bir yatırımı zamanında elden çıkarmalı ve bunun için de işletmenin araştırma, ürün geliştirme ve yenilik çalışmalarını ya da faaliyet kolunda yapılan bu tür çalışmaları dikkatle izlemeli ve anında harekete geçmelidir. Bir yatırımın elden çıkarılmasının yararlarını şu örneklerle açıklayabiliriz.

İşletmenin marjinal kârlılığı azalmakta ve artış oranları düşmekte olan bir yatırımı elden çıkarması, yükseltilmiş bir büyüme oranının elde edilmesine olanak verebilir, ya da sermayenin verimliliği iki misli olduğunda işletmenin değeri dört misli yükselir.

Örneğin; bir milyon lira değerindeki bir yatırım üzerinden, iki işletmeden biri %10, diğeriyse %20 oranında kâr etmiş olsalar 15′inci yılın başında, bileşik faiz hesaplarından hareket edersek, birinci işletme 4 milyon liralık sermayeye sahip olurken; ikinci işletmenin sermayesi 16 milyonu bulacaktır. O halde, eğer, saptanmış olunan ortalama kârlılıktan düşük oranda kâr getiren yatırımlar azaltılırsa ve elde edilen likit paralar karşılığı yüksek ve büyümesi güçlü faaliyetlerde kullanılırsa, rantabilite, büyüme oranları büyük ölçüde artmış olur.

Öte yandan, yatırımı elden çıkarma, işletme dengesini yeniden kurmanın bir amacı olabilir. İşletme yeni sahalara açılma ve gelişmeyle ya da yeni edinimlerle faaliyetlerini çeşitlendirerek içinde bulunduğu endüstriden bağımsız hale gelir ve talep dalgalanmalarından kurtulur. Ancak, dalgalanmalar arz eden sektörden kurtularak riski azaltmak ve faaliyetleri aşırı ölçüde dağıtmak, ayrı bir dengesizliğin konusunu teşkil eder. Bu dengesizlik, özellikle, uzmanlaşma noksanlığı ve maliyet seviyelerinin yüksek olması açısından ilgi çekicidir.

Üretilen ürün, dördüncü safhanın içinde, yani çöküş devresindeyse işletmenin likiditesi, diğer bir deyimle, nakit akışı yetersiz olma tehlikesine gireceğinden, yeterli olmayan bir finansal yapıya sahip olan işletmeler, sonradan yeni yatırımlara girişmek isteseler de onların pazar üzerinde hâkim bir durum edinmeleri ve bu durumu korumaları zorlaşacaktır. Çünkü pazar üzerinde hâkimiyet kurma, fiyat indirimleri, üretim artışları, araştırma ve geliştirme faaliyetleri için bol miktarda nakit para gerektirir. Bu tür yatırımlar, aynı zamanda, işletmenin kârlarını büyük ölçüde azaltan kaybedilmiş fonlardır. Çok sayıda büyüme sektörlerine bağlı işletmeler kârların düzenli artışını sağlamak yönünden birçok güçlüklerle karşılaşacaklarından, yeni bir dengesizlik ve borçlanma içerisine düşebilirler.

Mutlaka Okumalısın!  Küresel Ticarette Taşımacılık Kuralları ve Perakende Mağazacılığa Etkileri

Finansal Analiz

Ürün analizi yaparken bazı fonları verimsiz yatırımlardan geriye çekmek ve yeni yatırımlar için işletmenin malî (finansal) yapısını sağlam tutmak, finansal analizi ürün analizlerine yardımcı bir araç biçimine sokar. Girişilecek finansal analizin ilk amacı işletmenin genel büyüme denkleminin parametrelerini meydana çıkarmaktı.

Bunlar:
– Aktif değerlerin net kârlılığının (rantabilitesinin) gelişme eğiliminin saptanması, işletmenin ortalama rantabilite oranının seyri ve gelecekte göstereceği gelişme durumunu öngörmek;
– Kullanılan öz sermaye maliyetini belirlemek ve elde edilen kâr miktarıyla karşılaştırmak;
– İşletmenin almış olduğu borç fonları için, vergiden sonra ödeyeceği ortalama faiz hadlerini saptamak ve bu oranının gelecekte göstereceği gelişimini öngörmek;
– İşletmenin borçlanma oranının durum ve gelişmesinin, işletmenin her türlü borçlanma sonucunda katlanacağı maliyetlerin, işletmenin finansal yapısı üzerinde yapacağı sonuçların etkilerini belirlemek;
– Yeni yatırımlar için fon tedariki ve harcamaları hususunda öngörüsel (tahmini) bütçeler ya da nakit giriş ve çıkış bütçeleri hazırlamak;
– Yeni yatırımlar için maliyetlerin yapısının analizi ve öngörüsel (tahmini) satış fiyatları belirlemek, ayrıca mümkünse yatırılacak fonların değişim süratlerini de öngörmek.
– Ancak bu bilgilerin sıhhatli bir biçimde elde edilmesiyle işletmenin gelecekte büyüme potansiyeli ortaya çıkacaktır.