Yeni Yazı >>
Home / Genel / Dinleme Hakkındaki Mitler

Dinleme Hakkındaki Mitler

Çok önem taşımasına karşın, dinleme insanlar tarafından yanlış anlaşılmakta ya da daha doğru bir deyişle dinleme becerisinin ne olduğu ve dinlemenin nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği, olması gereken biçimiyle bilinmemektedir. Bu da iletişimi doğrudan etkilemektedir.

Dinleme ile ilgili olarak üç kavram önem taşımaktadır:
– Dinleme işitme değildir.
– Dinleme becerisi doğal değildir.
– Bütün dinleyiciler aynı iletiyi almazlar.

Dinleme işitme değildir: Dinleme süreci ses dalgalarının kulak zarına çarpıp titreşimlerle beyne iletilmesidir. Kulaklarımız ses dalgalarını toplar ve beyne iletir, başka deyişle istesek de istemesek de işitme gerçekleşir. Oysa dinleme otomatik değildir. Bazen işitiriz ama dinlemeyiz. Bazen de kasten dinlemeyiz ve bazı şeyleri dinlemekten kaçınırız. Anlaşılacağı gibi dinleme pasif hareketten daha fazlasını kapsar. Başka deyişle dinleme gelen seslerin, iletilerin kod açımının yapılması ve anlamlandırılması ile ilişkili iken, işitme, sadece ses dalgalarının belli işitme düzenekleri ile beyne iletilmesinden ibarettir. İşitme engeli olmayan her insan işitir. Ama, dinleme belli bir uğraşı gerektiren bir süreçtir.

Dinleme becerisi doğal değildir: Bazı insanlar dinlemenin nefes almak kadar doğal olduğunu düşünürler. Oysa ki bu doğal değildir. Dinleme becerisi konuşma, yazma ve okuma gibi öğrenilir, sonradan kazanılır. Okuma yazma konularında birçok kurs ya da eğitim programı varken dinleme konusunda eğitim çok yaygın değildir. Çoğunlukla dinleme birisi konuşurken ses çıkarmamakla özdeş tutulur. Oysa gerçekten dinleme yapmak zor, karmaşık ve öğrenilmesi gereken bir işitme boyutudur. Hemen herkes dinlediğini zanneder ya da öyle görünür. Ancak kurallara uygun dinleme bu işi bilen az sayıda insan tarafından hayata geçirilmektedir.

Bütün dinleyiciler aynı iletiyi almazlar: Konuşmacı bir iletiyi doğru ilettiğini zannederken karşısındaki insanların söylediklerini farklı anlamlandırdığını görebilir. Bunun nedeni her insanın yaşamında farklı deneyimlere sahip olması ve söylenenleri kendi görüş açılarını temel alarak yorumlamasıdır. İletişim bilimi deyimleri ile ifade edilecek olursa; her insanın bağıntı çerçevesi (frame of reference) birbirinden farklıdır ve insanlar maruz kaldıkları iletileri bağıntı çerçeveleri doğrultusunda yorumlayarak farklı anlamlandırır.

Mutlaka Okumalısın!  Hukuki ve Ekonomik Açıdan Birleşme Türleri

 

Dinleme ile ilgili olarak önem taşıyan kavramları sıralayabilir misiniz?

İnsan ilişkilerinde etkili olabilmek için önce ilişki içinde olunan insanın hangi görüş açıları (paradigmaları) aracılığıyla iç ve dış dünyasını anlamlandırdığını öğrenmek ve keşfetmek önemlidir. Bunun için de konuşan kişiyi iyi ve doğru dinlemek bir gerekliliktir. Bireyler, insan ilişkilerinde çoğu kere teşhis koymadan reçete yazan doktora benzer. Çoğunlukla insanlar karşıdaki kişinin asıl sorusunu anlamaya çalışmadan hemen konuşmaya başlar, kendi paradigmaları içinde yaratılan dünyadan bakarak onun soru ve sorunlarını anladığını zanneder. Bunun da ötesinde insanlar kendi dünyalarını muhataplarının yalnızca kendi paradigmalarıyla anlamasını sağlamaya çalışır. Etkili iletişimin sırrı, insanların, kendi paradigmalarını başkalarına empoze etmelerinde değil, karşısındakilerin paradigmalarını keşfederek o kişinin dünyasına bakabilmesinde yatar. İletişim alanında önemli ilkelerden biri “önce anla daha sonra anlaşılmayı bekle” biçiminde dile getirilebilir.