Yeni Yazı >>
Home / Genel / Çokuluslu İşletmelerin Yabancı Ülkelere Giriş Yolları

Çokuluslu İşletmelerin Yabancı Ülkelere Giriş Yolları

 

Çokuluslu işletmelerin yabancı ülkeye giriş yollarını ayırdetmek.

İşletmeler ülke dışına çıkarak kârlarını arttırmayı düşünürler ancak, bu kararları ile yeni riskleri üzerine alırlar. Ülke dışına çıkmak kârlılıkla sonuçlanabileceği gibi, olumsuz sonuçlar da yaratabilir. Üzerinde durulması gereken ilk nokta, ülke dışına çıkmak veya çıkmamak konusunda karar vermektir. Bir yönetici ülke içinde yeni faaliyetlere girişirken bunu kolayca yapabilir. Ülke içinde pazarlama ilkeleri, dağıtım kanalları büyük farklılıklar göstermeyebilir. Tüketicilerin zevkleri değişmeyebilir. Ancak ülke dışında koşullar çok farklıdır. İşletmelerin ülke dışına çıkarken derinlemesine bir araştırma yapmamaları, ülke dışında faaliyette bulunmanın üstünlüklerini olumsuz bir trende dönüştürebilir. Ülke dışı ekonomik, sosyal, politik, kültürel ve hukuki koşulların araştırılması ve işletmenin bunlara karşı ne tür bir tepki vereceğinin belirlenmesi gerekir.

 

Çokuluslu işletmelerin ülke dışına çıkarken temel amaçlarının ne olduğunu tartışınız. Sermet ve Sermet A. Ş.’nin yöneticileri, ülke içindeki büyümelerinin yeterli olduğu ve ülke dışı faaliyetlere ağırlık vermelerinin uygun olacağı düşüncesindedir. Ülke dışı faaliyetler yeni fırsatların ve kârların yanı sıra riskleri de getirir. Ülke dışındaki belirsizlik fazla olduğundan, iki kardeşin alacağı tedbirler belli koşullar içinde başarılı olabilir. Ayrıca ülke dışı faaliyetlerden lisans anlaşması yapılması, joint venture veya şube açma konusunda tercihlerin iyi yapılması gerekir.

Çokuluslu işletmelerin yabancı ülkelere girişi değişik yollarla gerçekleşebilir.

Bunları kısaca açıklayalım:

İhracat-ithalat: Ülke dışında en kolay ve en az riskli yollardan biri olan ihracat faaliyeti ülkede üretilen malların başka ülkeye veya ülkelere satılmasıdır. Organizasyon değişikliğine gerek duyulmayan bu faaliyet türünde, en az düzeyde kaynak kullanımı söz konusudur. Bir çok durumda işletme ihracat bürosu kurarak, büyük yatırımlar yapmaktan kurtulur. Ülke içindeki satışlarında sorun yaratan mallar ülke dışına rahatlıkla satılabilir. Örnek olarak, ABD’deki işletmelerin yarısı ihracat faaliyeti ile yetinmekte ve ticaret açığını azaltıcı yönde etki yapmaktadır. İhracat faaliyeti bazı sakıncalar taşır. İhracat faaliyetleri sırasında üretim ve taşımacılık giderleri önemli miktarlara ulaşır. İhracat yapılan ülke hükümetleri tarafından konulan yüksek vergiler, işletmeler için önemli birer maliyet unsurudur.

Mutlaka Okumalısın!  Bürolarda Uyarlanabilir Örgüt Yapıları

Bu durumda, İhracat yapılan ülkelerdeki yerel işletmelerle rekabet edebilme yönünde stratejiler geliştirilmesi gerekir. İthalat, bir ülkede üretilmeyen ya da yeterli olmayan mal veya hizmetlerin başka ülkelerden satın alınmasıdır. Ülkemizde, özellikle ileri teknoloji gerektiren ürünler ithal edilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin büyük miktarlara varan ithalatı yanı sıra, dünyanın en gelişmiş ülkeleri de ithalat yapmaktadır. Örnek olarak ABD, Japonya ve Almanya’dan otomobil, yine Japonya’dan elektronik aletler ithal etmektedir.

Lisans anlaşması: Ürünlerin diğer bir ülkede satılmasını sağlayan, aynı zamanda yönetim faaliyeti gerektirmeyen bir yöntemdir. Uluslararası işletmeler, ihracat faaliyetinden tatmin olmadığı, ancak dolaysız yatırım riskinden korunmak istediği zaman, lisans anlaşmasını tercih ederler. İşletmecilik alanında lisans anlaşmaları oldukça eski ve yaygındır. Lisans anlaşması, bir işletmenin mallarının ve isminin yabancı bir ülkede üretilip satılması konusunda yasal izin vermesini ifade eder.

Lisans anlaşmaları çeşitli başlıklar altında gruplandırılabilir:

– Paketler, buluşlar, formüller, süreçler, tasarımlar
– Telif hakları, musiki eserleri, sanat eserleri
– Ticari isim, markalar
– Franchising, lisanslar ve kontratlar
– Metotlar, programlar, yöntemler, sistemler vb.

Lisans anlaşması sonucunda lisans veren işletme, bunun karşılığında komisyon veya royalte alır. Örnek olarak, bir ABD işletmesi olan Pepsico’nun, Kore’de ve Türkiye ile lisans anlaşmaları vardır. Kore ve Türk işletmeleri kendi ülkelerinde Pepsico üretip satmakta ve bunun karşılığında Pepsico’ya lisans ücreti ödemektedirler. Lisans anlaşmasının işletmelere en büyük katkısı, ülke dışına çıkmanın kolay ve risksiz olmasıdır. Böylece, sermayenin tehlikeye atılmaması sağlanır. Ayrıca, lisans anlaşması yoluyla, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin kendi olanaklarıyla üretemediği malların ülke içinde üretimi mümkün hale gelir. Bu durumun, istihdam yaratma ve teknoloji transferi gibi önemli yararları vardır. Lisans anlaşması, lisans veren ülkelerin eskiyen teknolojilerinin değerlendirilmesi açısından da katkı sağlar. Lisans anlaşmasının bazı sakıncaları da vardır. Lisans verilen işletme yeteri kadar kâr elde edemezse, lisans veren işletme bundan zarar görecektir. Lisans alan işletme kaliteyi düşürerek, lisans veren işletmenin marka imajını zedeleyebilir. Ayrıca lisans alan işletme, bilgi ve tecrübesini arttırarak lisans veren işletmeye rakip duruma gelebilir.

Mutlaka Okumalısın!  Araştırma Sürecindeki Basamaklar

Franchising: Bir işletmenin, imtiyaz, maliyet, satış ve dağıtım haklarının, isim ve marka kullanımı ile birlikte bir başka işletmeye verilmesidir. Bu uygulamada hakları veren taraf, mal ya da hizmetlerinin yurt içinde ya da yurt dışında hakları alan işletme tarafından üretilmesini ve pazarlanmasını sağlar. Bu karşılıklı ilişki, verici işletme açısından bir dağıtım ve pazarlama yöntemi, alıcı işletme açısından ise yatırım ve iş kurma fırsatı olarak değerlendirilebilir. McDonald’s, Pizza Hut, Holiday Inn, franchising modeli ile diğer ülkelerde yaygınlaşan çok sayıda örnekten bir kaçıdır.

Dış ticaret işletmeleri: Ülke dışında ürettiği malları satmak isteyen işletmeler, uluslararası alanda üretici ile alıcı arasında köprü görevi yapan ticari işletmeleri tercih edebilir. Bu işletmeler üretimle ilgilenmezler ve ülkedeki işletme için dış ülkelerde müşteri bulmakla sorumludurlar. Ayrıca üretici işletmelere, pazar özellikleri, ürün kalitesi, fiyat beklentileri, dağıtım, kambiyo hakkında bilgi verirler.

Ülke dışında şube açma: Çokuluslu işletmelerin başvurduğu yollardan biri olan ve dolaysız yatırımı gerekli kılan şube açma çok görülen bir faaliyet türüdür. Kapsamlı bir yönetim faaliyeti gerektirmemesi ve yetkilerin ana işletmenin elinde bulunması tercih nedenidir. İşletmeler ülke dışına çıkarken, bir mülkiyet stratejisi belirlemelidir. Mülkiyetin tamamına sahip olmak isteyen bir işletme, bu yatırıma giderken iki yoldan birini seçer. Yabancı ülkede faaliyette bulunan bir işletmeyi satın alır veya yeni bir işletme kurar. Çokuluslu işletmenin ülke dışındaki faaliyetlerinde temel amaç, riskleri azaltmak ve kâr sağlamak olduğuna göre, tam mülkiyet stratejisine önem vermek gerekir. Bu stratejinin izlenmesiyle, bir ölçüde yönetim serbestisi kazanılırken, amaçlara ulaşmak da kolaylaşır. Örnek olarak, Nestle, ABD’de mülkiyetin tamamına sahip olduğu bir işletmeyi faaliyete geçirmiştir.

Mülkiyetin tamamının çokuluslu işletmeye ait olduğu yatırımların bazı üstünlükleri vardır:

Mutlaka Okumalısın!  Etik Sorumluluk ve İşletme Kararları

– Yönetim esnekliği ve karar almada serbestlik sağlar.
– Kârların yerel ortaklarla paylaşılması sorunu olmaz.
– Teknoloji ve tecrübenin denetimi yatırım yapan işletmenin elindedir.
– Yatırım yapılan ülkede yeni işler yaratılmış olur.

Mülkiyetin yatırım yapan işletmeye ait olmasının sakıncalı yönleri de ortaya çıkabilir.

– Yerel bir ortağın sağlayacağı yardımdan uzak kalabilirler.
– Mülkiyetin ana işletmeye ait olması riskleri arttırır.
– Ürün başarılı olmadığında bütün yatırım yok olabilir.
– Yabancı ülkeler %100 mülkiyeti benimsemediklerinde, işletmelerin bu tür ülkelerde tam mülkiyetle yatırım yapma olanağı azalır.

Örnek olarak, IBM Hindistan’daki yatırımın tamamen kendisinin olması eğiliminde olmasına karşılık, yasal engeller yüzünden bu ülkedeki yatırımlarını azaltmıştır. Aynı şekilde Coca-Cola, denetim ve yetkilerinin azaltılması yönündeki baskılardan dolayı, Hindistan’daki tesislerinin bir kısmını kapatmıştır.

Joint venture: İki veya daha çok ortağın kendi faaliyetlerini sürdürürken, belli bir işi görmek üzere sürekli veya geçici olarak bir şirket kurup, bu şirketin faaliyetleri için kendi işletmelerinden teknik, mali ve ticari destek sağlamak üzere anlaşmalarıdır. Joint venture uygulaması, iki ya da daha fazla yerli işletme arasında olabileceği gibi, farklı ülkelerin işletmeleri arasında da gerçekleştirilebilir. Joint venture uygulaması ile, iki farklı ülkeden işletmeler, yeni ürünler, süreçler, tesisler ve faaliyetler gerçekleştirerek, bu faaliyetlerin yönetimi için her türlü çabayı paylaşırlar. Joint venture çeşitli konularda yapılabilir. Araba üreticileri arasında yapılanlar çok fazla göze çarpmaktadır. Böylelikle büyüklüğün getirdiği ekonomilerden yararlanma, üründe yüksek kalite standardı elde edilmesi gibi üstünlükler sağlanır. General Motors ve Suzuki Motor’un, son yıllarda Chevrolet’in en uygun fiyatlı markası olan Geo Metro’yu üretmek için kurduğu Cami Automotive isimli şirket ya da Toyota ve Sabancı’nın kurduğu ToyotaSA, son yıllardaki Joint venture örnekleridir.