Yeni Yazı >>
Home / Genel / Bürolarda Meydana Gelen Değişimler

Bürolarda Meydana Gelen Değişimler

1960’lı yıllara kadar yöneticiler daha çok fabrikalarındaki üretimle ve satışla ilgilenmişlerdir. Hammadde ve malzemelerin sağlanması, onların en yüksek kârı sağlayacak ürünler haline dönüştürülerek satılması enerji ve zamanlarının büyük kısmını almıştır. Bu nedenle o tarihlerde yapılan araştırmalar, bu konularda ortaya çıkan problemlerin çözülmesine ve üretim maliyetlerinin azaltılarak verimliliğin artırılmasına yönelik olmuştur. Büro faaliyetleri ve bu faaliyetlerin yönetimi üzerinde hiç durulmamıştır. Bu arada kaçınılmaz nedenlerle bürolarda yapılan işler artmış ve üstesinden gelinemez olmuştur.

Yıllar içinde vergi mevzuatı daha karışık hale gelmiş; işletmeler, artan vergilerinin yanında, çalışanlarının vergilerini de yönetmek ve izlemek zorunda kalmışlardır. Kamu kurum ve kuruluşlarının işletmelerin faaliyetlerine yönelik bilgi istekleri artmış ve daha ayrıntılı hale gelmiştir. Ekonominin gelişmesine bağlı olarak rekabet artmıştır. Rekabet ortamındaki işletme yöneticileri için bilgi çok önemlidir. Yönetime günlük, haftalık, aylık ve üç aylık gibi aralarla verilmesi gereken bilgiler için raporlar, listeler, şemalar vb. leri geçmiş yıllarla karşılaştırmalı olarak hazırlanmaya başlanmıştır. Bunların yanı sıra teknolojik gelişmeler, tüketicilerin gereksinimlerinin çeşitlenmesi, nüfus artışı, sosyal ve kültürel değişimler vb. gibi nedenlerle işletmelere yönelik veri ve bilgi akışı hızlanmıştır. Buna bağlı olarak tüm veri ve bilgilerin toplanması, süreçlenmesi, kontrol edilmesi, dosyalanması ve sık sık geri çağırılması maliyet artışına ve zaman kayıplarına neden olmuştur. Daha çok kayıt, daha çok belge ve daha çok dosyalama gerekmiş; bu da çalışanların sayısının artmasına yol açmıştır.

Bürolar iş miktarının ve çalışanların artışına bağlı olarak büyümek ve genişlemek zorunda kalmışlar, bu durum da büro faaliyetlerinin yönetimini güçleştirmiştir. Sonuçta yöneticiler, yönetim işlevlerini yerine getirmek için gereksinim duydukları bilgiyi sağlayamaz duruma gelmişlerdir. Amaçlara ulaşmak için karar vermede ve sonuçların planlara göre değerlendirilmesinde kullanılabilecek yeterli bilgi, işletme içinde olmasına rağmen, düzenli ve doğru biçimde yöneticilere iletilemez olmuştur. Bunun yanı sıra geçmişte işletmeler, bütünü oluşturan çeşitli işlevleri ayrı ayrı düşündükleri için istedikleri verimliliğe ulaşamamışlardır. Ancak çağdaş yönetim düşüncesinin gelişmesiyle birlikte tüm işletme faaliyetleri gibi büro faaliyetleri de önem kazanmaya başlamış; etkililiği, verimliliği ve kaliteyi sağlama yönünde çalışmalar yapılmıştır.

Mutlaka Okumalısın!  İstatistikte Veri Derleme

 

Şirketlerin bürolarının bulunduğu binalar 20. Yüzyılın en büyük ikonlarından biri olmuştur. Bir örneğini Resim 1.1’de görebileceğiniz gibi dünyanın her kıtasında büyük şehir merkezlerinin gökyüzlerine büroların yer aldığı kuleler yükselmiş; bunlar o ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel ve teknolojik gelişmişliğinin en görülebilir sembolleri sayılmışlardır.

Günümüzde büro, daha çok 19. Yüzyılın sonunda Batı dünyasında meydana gelen yönetimsel değişmenin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemde büyük miktardaki bilginin; toplanması, düzenlenmesi, dağıtılması ve bu işlemlerin denetlenebilmesi için büro, hem gerekli hem zorunlu hale gelmiştir. Ancak geçen yüzyıl boyunca büroların ve binalarının bir ülkenin sembolleri haline gelme başarısı, bazı çevreler tarafından pek benimsenmemiş ve büroların kabul gören imajı, genellikle “altın” değil, “gri” olmuştur.

Büro çalışmaları ve büro kültürü, gerek yazın alanında, gerek görsel sanatlarda, tiyatroda, katı ve sıkıcı, çağdaş yaşamın melankoli kaynaklarından biri olarak anlatılmıştır. 20. yüzyılın ortalarında izlediğimiz filmlerde, bürolar, genellikle daha çekici bir ortam olarak ele alınmaya başlansa da, film kahramanlarının favori ortamları bürolar olmamıştır. 20. Yüzyılın başında Kuzey Amerika, Kuzey Avrupa ve Japonya’da toplam işgücünün yaklaşık yüzde 5’inin çalıştığı bürolarda bu oran günümüzde yüzde 50’ye çıkmıştır. Buna karşın, kimi çevrelerin büro karşıtlığı tutumlarının sürdüğü görülmektedir. Belli sanatçıların ve yazarların yansıttığı bu olumsuz bakış açısının, çoğu büro çalışanı tarafından da paylaşıldığına inanmak mümkündür. Bunun kökeninde yatan nedenlerden biri, büro mimarisine yerleşen değerler olabilir. 19. Yüzyılın son çeyreğine kadar gerçek çalışma, çiftliklerde, madenlerde ve açık denizlerde yapılırdı; bürolar ise, itaatkâr memurların çalıştığı kasvetli ortamlardı. Git gide, daha çok insan, büro işlerinin doğasında bulunan büyük ölçüde kâğıda bağımlı, ruhsuz, tekrarlayıcı görevlerin dışına çıkma gereksinimi duymaya başladı. Ancak bu görevler hiyerarşik bir örgüt yapısı içinde kaçınılmaz olarak katı bir bürokrasi yaratmıştı.

Mutlaka Okumalısın!  Perakende ve Mağazacılıkta Ürün Analizi ve Ürün Hayat Eğrisi

20. Yüzyılın ilk yarısında, büro çalışanlarının sayıları artmakla beraber statüleri düşme eğilimi gösterdi. Bu statü düşmesinin temel nedeni olarak, çağdaş işletmeye katkıları erkeklere göre daha düşük olarak değerlendirilen kadın çalışanların sayısının artması gösterilmektedir. 1960’lardan itibaren programcılar, sistem analistleri, pazarlama yöneticileri, danışmanlar, tasarımcılar gibi yeni uzmanların istihdam edilmeye başlanmasıyla birlikte büroların popülerliğinin artmaya başladığı söylenebilir.

Büroların değerlerinin tam olarak anlaşılamamasının belki de en temel nedeni, ürettiği şeyin çoğunun, dış dünya için soyut olmasıdır. Çünkü “bilgi” elle tutulamaz, gözle görülemez. Bugün bile bilginin ne kadar önemli olduğu sürekli söylenmesine karşın çoğu kişiye hiçbir şey ifade etmemektedir.