Teknik gelişmeler, teknik buluş, keşif ve bunlarla ilgili olarak yapılan araştırma ve geliştirme faaliyetlerine bağlıdır. Teknik gelişmeler, yeni ürünlerin piyasaya sürümüne, yeni üretim, satış ya da dağıtım usullerinin uygulamaya konulmasına olanak vermektedir. Yerli buluş ya da yönetimin etkinliği, sağlanan verimlilik artışıyla ölçülmektedir.
Uygulamada teknik gelişmeler, işletmeler, devlet, üniversiteler ve bireysel araştırmalar tarafından yürütülen dağılmış bir çalışma gayreti içinde vücuda getirilirler. Günümüz dünyasında teknik gelişmelerle işletme arasındaki ilişkileri üç grupta inceleyebiliriz. 1) Teknik gelişmeler, çeşitli faaliyet kollarını izleyerek çeşitlenirler. 2) Teknik gelişmeler hızlı bir seyir takip ederler. 3) Teknik gelişmeler masraflı ve rastlantıya bağlıdırlar. Teknik gelişmeler masraflı olduğundan araştırma geliştirme çabaları birçok ileri sanayi ülkesinde devletin mali yardım ve desteğini görür.
Teknik Gelişmeler ve Faaliyet Dalları
Teknik gelişmelerin doğrudan doğruya ölçümü zordur. Teknik gelişmelerin büyük bir ülkede hızını ölçmek için patent ve markaların sayısı, bunlardaki yıldan yıla gözlemlenen artışlar esas alınabilir. Bu durum ölçümünün sayısal ya da hacimsel yönüdür. Ayrıca, ölçümü kolaylaştırmak ve para birimi cinsinden ifade etmek için ekonomik faaliyetin çeşitli dallarına bağlanmış araştırma masraflarını hesap etmelidir. Uygulamada da en tutarlı yol budur. Böylece, teknik ilerlemelere hangi dallarda daha fazla önem verildiği, gelecekte en fazla ümit bağlanmış olan kolların neler olduğu, hakkında fikir yürütmek kolaylaşmış olacaktır.
Örneğin ABD’de yapılan bir araştırma sonucuna göre havacılık endüstrisi %33′le baş sırada elektrik, elektronik ve haberleşme endüstrisi de %22 ile ikinci sırada bulunmaktadır. En düşük araştırma fonlarının tahsis edildiği ağaç endüstrisi %0. 08′dir. Bu istatistiksel rakamlar aslında işletme için anlamlıdır. Çünkü işletme, faaliyette bulunduğu endüstri dalının ortalama araştırma çabalarını bilerek, araştırma güç ve stratejisini ayarlar. Bu gücün kaynaklarına uygun olup olmadığı tartışılabilir. Rakiplerine göre sektördeki güçlü ve zayıf yönleri ortaya çıkarılır.
Teknik Gelişmenin Hızlılığı
Teknik gelişmelerin hızlılığının ölçümü iki şekilde olmaktadır. Bunlardan birincisi, buluşların düzenli ya da birbirini izleyen bir ahenk içinde artması; ikincisi, buluşların teknik gelişmelerin ve yenilik sürelerinin gittikçe azalmasıdır. Bir teknolojik yeniliği vücuda getirmek için 20′nci yüzyılın başında 37 yıllık bir zaman aralığı gerekirken, bu süre Birinci Dünya savaşından sonra 24 yıla, İkinci Dünya savaşından sonraysa 14 yıla düşmüştür. Araştırmalar göstermektedir ki teknik gelişmelerin bu hızlılığını izlemeyen ve zamanında gerekli yenilikleri, değişiklikleri yapamayan işletmelerden birçoğu ekonomik yaşantılarını kaybetmişler; diğer bazıları da, dikkatle izledikleri bu gelişmelerin kendilerine sağladığı fırsatları iyi bir şekilde değerlendirerek başa güreşmeye başlamışlardır.
Teknik gelişmelerdeki şiddetli hızlanma, rekabet baskısının artışıyla, işletmeleri eski klâsik tutucu tutumlarından kurtararak, zamanımızda araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ayak diremek yerine, rakiplerden daha önce yenilik yapma zorunluluğuna itmiştir. Gerek milli, gerekse milletlerarası rekabette yeni ürünler çok hızlı bir biçimde hızla dünyaya yayılmışlardır. Hatta günümüzün bazı ileri ülkeleri kendi teknik ve buluşlarını ihtira beratları ve patentler şeklinde geri kalmış ülkelere satma yarışına girmişlerdir. Bu nedenle, Amerikan, Alman, İngiliz, Fransız son yıllarda Japon ve Çin tekniği süratle dünya ülkelerine yayılmaktadır. Bu durum, işletmeleri olduğu kadar, ülkeleri de araştırma ve geliştirme yarışı içine itmektedir.
Araştırma Geliştirme Masraflı ve Rastlantıya Bağlıdır
Araştırma ve yenilik yapmanın oldukça zor, zaman alıcı, masraflı olmasına karşılık, eski ürünleri geliştirmek ya da onlara yeni özellikler kazandırma faaliyetleri daha az masraflı ve kolaydır. Teknik buluşlar, yeniliklerse bilimsel araştırmalar ve deneyler yanında büyük finansal harcamaları gerektirdiğinden bunlar, üniversiteler, devletin açıp finanse ettiği bilimsel ve teknik araştırma merkezleri, önemli bir iriliğe sahip işletmeler tarafından yürütülürler. Çünkü araştırmalarda kullanılan araç ve donanımlar hem pahalıdır ve hem de bu işler için özel biçimde geliştirilir. Ayrıca, sonuçların elde edilmesiyle hareket edilen sonuçların hipotezleri gerçekleştirmesi büyük ölçüde rastlantıya bağlıdır. Çoğu hallerde, bir buluş için yapılan uğraşlar diğer başka türdeki buluşların meydana gelmesine neden teşkil etmişlerdir. Ayrıca, elde edilen başarılı buluşlar ticari yola kanalize edilemez, yani, ticari bir ürün olarak pazarlara sunulamazsa, bu amaçla ayrılan finansal kaynakların boşa gitmesi söz konusu olacaktır. Bu nedenle, bu tür risklerin altından her işletmenin kolayca kalkabileceğini düşünmek, hayalden öteye geçemez. O halde, bu uğurda başta devlet olmak üzere, bilimsel kuruluşlara ve araştırma merkezlerine de büyük yükümlülükler düşmektedir.
Araştırma Geliştirme Faaliyetlerinin İşletme Stratejisindeki Önemi
Ürün analizleri bölümünde açıkladığımız üzere, her ürünün kendine özgü bir hayat eğrisi mevcuttur. Ancak, her ürün, diğer ürünlerden zaman süresi bakımından farklı bir hayat eğrisine sahiptir. Temel işletme stratejileri özellikle endüstrinin ürün hayat eğrisinin süresiyle değişmektedir. Bu nedenle, işletmeler çoğu hallerde stratejilerini plânlama periyodu olarak endüstri kolundaki ortalama teknik yenilik süresini seçmektedirler. Çünkü ortalama teknik buluşlar süresi sonunda, yeni buluşlar ve araştırma geliştirme çabaları sayesinde, eski ürünlerin teknolojik ömürleri sona ermektedir. Bu nedenle, işletmenin yatırım yapmayı ve araştırma, geliştirme faaliyetlerinde bulunmayı düşündüğü yeni yatırım alanlarını incelerken; 1) Bu alanların ekonomik özellikleri ve canlılığının ne ölçüde ilgi çekici olduğunun; 2) Yeni ekonomik faaliyete katkıda bulunmak için, ne türde imalat ve teknik bilgilere (üretim yönünden) sahip olunması gerektiğinin incelenmesi ve aynı şekilde ürünlerin depolanması, dağıtım fonksiyonlarının da gözden geçirilmesi gerekmektedir. Mümkün olduğu ölçüde, bu konuda işletmenin daha önce elinde bulunduğu olanaklarını değerlendirecek bir seçimde bulunmak, diğer bir deyimle, sinerji yeteneklerini dikkate almak da gereklidir. Bunun sonucunda rakiplerine oranla güçlü ve zayıf tarafları ortaya çıkarılacaktır.
Bir işletme ne kadar yenilik yaparsa, uzun sürede kârlılığını ve gelişme şanslarını da o ölçüde artıracaktır. Ancak, işletmenin büyük fonksiyonları arasında kurulacak bir denge sayesinde, bu sonuca ulaşılacaktır. Avrupa’da yapılan bir araştırma sonuçları göstermiştir ki, stratejisi bozuk ya da düzensiz olan işletmelerde, pazarlama, üretim ve araştırma geliştirme fonksiyonlarından biri ve çoğunlukla üretim fonksiyonu aşırı önem taşımakta ve diğer fonksiyonların üzerinde hâkim bir mevkii elinde tutarak dengeyi bozmaktadır.
Şekilde görüleceği üzere, işletmenin ana fonksiyonları arasında, üç ayrı tipte, çiftleşme biçimlerini birbirlerinden ayırt etmek gerekir. Zayıf dereceli çiftleşme sürecini takip eden işletmelerin sadece fonksiyonlar arasında tek yönlü bir etkileşme sürecine sahip olduklarını görmekteyiz. Bu tür işletmeler, araştırma ve üretim faaliyetlerini pazarlama bilgilerinden mahrum biçimde yaparlar. Müşteri arzu ve isteklerinin gözönünde bulundurulmadığı ya da eksik (özellikle yönvericilik niteliğinden mahrum) bir biçimde dikkate alındığından bu tür işletmelerden başarı beklemek zor olmaktadır. Bu işletmeler rakiplerine kıyasla zayıftırlar.
Orta dereceli çiftleşme halinde, araştırma geliştirme fonksiyonuyla üretim, üretimle pazarlama fonksiyonları arasında karşılıklı (çift yönlü) etki ve tepki olanakları meydana getirilmiştir. Böylece, müşterilerden edinilen pazarlama bilgileri sayesinde, önce üretim fonksiyonunda gerekli revizyonları yapmak olanak içersine girmekte, üretim fonksiyonu da bir tepki olarak sonradan araştırma ve geliştirme fonksiyonunu etkilemektedir.
Yüksek dereceli çiftleşme biçimindeyse orta dereceli çiftleşmeden ayrıcalık arz eden bir durum ortaya çıkmakta, araştırma ve geliştirme fonksiyonuyla pazarlama fonksiyonu arasında da karşılıklı bir etki ve tepki yolunun kurulması olanak içersine girmektedir. Böylece, üç önemli ana fonksiyon arasında, üçlü kombinasyonla karşılıklı ilişkiler kurulmuş olmaktadır. Burada araştırma geliştirmeyle pazarlama fonksiyonu arasında kurulan son haberleşme köprüleri sayesinde, araştırma geliştirme fonksiyonu yeni buluşlarını ya da anında geliştirdiklerini pazarlama departmanına sunmakta, diğer bir deyimle, üretim departmanı aracılığıyla meydana gelen zaman kaybı ya da haberleşme eksikliği ortadan kalmaktadır. Pazarlama departmanı da, müşteri ihtiyaçlarında ve pazarlarda ortaya çıkan bütün değişme, gelişmelerden, vakit geçirmeden araştırma ve geliştirme departmanını bilgilendirmelidir. Bu işletmeler rakiplerine kıyasla güçlü kuruluşlardır.
Tam ve ayrıntılandırılmış pazarlama bilgileri, ürün hattını planlama işini, kolaylaştırıcı bir esas olduğu gibi, araştırma ve geliştirme projelerinin seçimi imalat maliyetleriyle hammaddelerin bulanabilirliği (temin kolaylıkları) pazarlama organizasyonun özellikleri ve rakip işletmelerin karşı hareketlerinden büyük ölçüde etkilenebilirler. Üretimdeyse yeni ürünlere girişmenin, işletme üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltmak, kritik ve önemli bir sorundur. Ürün kalitesinin sıkı bir kontrolü, ürünlerin yoğaltıcılara (müşterilere) satışındaki başarıda ve bu konuda eksiklikler varsa, bunların düzeltilmesi de önemli bir husustur. Her şeyden önce, bütün fonksiyonlar üzerinde, zamanın baskısı her zaman şiddetlidir. Zaman, ekonomik bir faktör olarak, işletmeler üzerinde stratejik fırsat ve olanakların anında yakalanması bakımından önemli bir rol oynamaktadır. Ülkemizde bunun canlı bir örneği de kurtuluş savaşından sonra Kırıkkale’de kurulan silah fabrikasının, araştırma geliştirme kuruluşunu ihmal etmemiz nedeniyle İkinci Dünya Savaşında teknik yönden savaş ihtiyaçlarına cevap veremediği ve demode olduğudur. Bu nedenle, fabrikalarımızın bazı bölümlerini kapatmak zorunda kalmışızdır. Böylece, onlar atıl çalışmakta ve silah ihtiyaçlarımızın birçoğunu dışarıdan ithal yoluyla gidermek durumuna düşmüş bulunmaktayız.
Zamanımızda teknik olarak kurulmuş birçok endüstri, büyük ölçüde yüksek çiftleşmeyi gerektirmektedir. Örneğin; özellikle, plastik endüstrisi ve elektronik endüstrileri zincir halkası şeklinde entegre edilmiş araştırma geliştirme, üretim ve pazarlama fonksiyonlarını gerektirmektedir. Fonksiyonların birbirlerini etkilemesiyle yakından ilgili olan pazarlama stratejilerini dört grupta incelemek mümkündür.
Bunlar;
– Lider olma ya da başı çekme; pazarda birinci olma diğer işletmeler arasında ilgili endüstri dalında başı çekmek, ancak güçlü bir araştırma ve geliştirme programına sahip olmaya, teknik liderliğe ve risk almaya bağlıdır. Buna, diğer bir deyimle, hücumkâr yaklaşım adı verilir. Araştırma ve geliştirme fonksiyonu, yoğaltıcıların ihtiyaçlarını pazarlama departmanıyla sıkı bir işbirliği içinde çalışarak, iyi bir şekilde değerlendirmekte ve ürünler üzerindeki yenilik ve gelişmeleri diğer rakiplerden daha önce başarmayı saptamakta yardımcı olmaktadır.
– Liderin ardından gitme; güçlü bir geliştirme programı ve kaynakları üzerine kurulmuştur. Pazar, lider işletme tarafından yapılan yeniliklerle büyüme safhasına erişirken, lideri izleyen işletmeler güçlü geliştirme olanaklarıyla çabucak reaksiyon göstererek harekete geçme ve kendilerini yeniliklere uydurma yeteneğini gösterebilmektedir. Bu tür işletmelerdeyse pazarlama fonksiyonu tarafından uyarılan üretim ve geliştirme fonksiyonları önem taşımaktadır. Bunlara uyanık, esnek ve kopyacı işletmeler de diyebiliriz. Çünkü bunlar yenilik yaratma riskine bizzat girmez, aksine yeniliği yaratanların ardından giderler.
– Mühendislik uygulamaları; bu tür işletmeler, büyümesini ikmal etmiş olgun pazarda, belirli sayıda ve tipteki yoğaltıcıların ihtiyaçlarına uygun ürün geliştirmeleri ya da bu müşterilerinin arzularına göre yeni değişiklikler ve ilaveler yapmalarıyla tanınırlar. Bu işletmeler, ancak pazarın sınırlı bir müşteri kitlesine hitap edebildiklerinden fazla gelişemezler, sıkı ilişkiler kurdukları müşterilerini de, onların ihtiyaçlarına cevap verebilecek esnek teknikleri sayesinde kolayca başkalarına kaptırmazlar.
– Ben de varım; bu cins işletmeler yenilik yapmak ve yenilikleri kolayca uygulayabilmek yerine, başka işletmeler tarafından geliştirilen ürünlerin ya da yeni buluşların piyasaya çıkmasından sonra, bu ürünleri, etkili üretim ve maliyet kontrolleri sayesinde, daha ucuza mâl ederek, müşterileri kendilerine çekmeye çalışırlar. Bu tür işletmelerin, böyle bir programı yürütebilmeleri için, güçlü bir imalat ya da üretim işlevlerine ve maliyet kontrollerine sahip olmaları, araştırmalarını bu yönde geliştirmeleri gerekir. Sektörde, rakiplerine göre işletmeler, kendi durumlarının ne olduğunu, güçlü ve zayıf noktaların neler olduğunu belirlemelidir. Hem bu açıkladığımız hususları, hem de araştırma ve geliştirme fonksiyonunun diğer yönlerini değerlemek için, bir dizi sorular belirlemiş bulunuyoruz. Bu liste araştırma geliştirme ve teknolojiye ilişkin stratejik avantajları belirleme ve işletmenin rakiplerine göre güçlü ve zayıf yönlerini belirleme bakımından önemlidir.
- Rakiplerimizden daha çabuk yeni mamul geliştirme ve araştırma yeteneğimiz var mıdır?
-
Piyasadaki teknolojik yenilikleri rakiplerden daha kısa süre içinde işletmeye getirerek uyarlayabilecek (plânlı ve geliştirilmiş taklit) yeteneklere sahip miyiz?
-
Çağdaş işletmecilikle ilgili her türlü fonksiyonel, yönetsel ve teknik yenilikleri izleyen ve işletme için plân ve projeler hazırlamakla görevli bir ekibe sahip miyiz? Bu alanda rakiplerden daha üstün durumda mıyız?
-
Araştırma geliştirme uzmanları, personeli ve teçhizatıyla ilgili olanaklar yeterli midir?
-
Araştırma geliştirme faaliyetlerinin etkinliği, maliyetleri ve verimliliği ne durumdadır?
-
Kısa vadede, geliştirme projeleriyle uzun vadeli yenilik araştırma projeleri ve bunlar arasında bir dengenin bulunup bulunmadığı
-
İşletmenin mevcut teknolojik durumu, rakiplere oranla güçlü ve zayıf tarafları.
-
İşletmenin teknolojide önderlik durumu.
-
Endüstri sektöründeki teknolojik araştırma ve geliştirme çabalarının yoğunluğu, satışlara oranla yapılan ar-ge masrafları, bunun işletmede yapılan masraflarla karşılaştırılması.
-
Araştırma geliştirme, üretim ve pazarlama bölümleri arasındaki işbirliği derecesi ve rakip firmalardaki durumla kıyaslanması. Günümüzde araştırma geliştirme ve yenilik çabaları işletmelerin faaliyette bulundukları endüstri sektöründeki duyarlılığı ve çevresel gelişmelere göre önem taşımaktadır. Bu nedenle, hangi sektörlerin dünyada yenilik çabalarına ve dolayısıyla ar- ge bölümlerine gerek duyduğu stratejistler tarafından iyi belirlenmelidir. Bugün tüm dünya piyasalarında, örneğin; elektronik, kimya ve plastik sektörleri en çok teknolojik yeniliklere sahne olan endüstrilerdir. Buna karşın, örneğin; ağaç endüstrisiyle varil ve şişe gibi mal taşıma araçları üreten kap endüstrisinde teknolojik yenilikler oldukça düşüktür ve çevresel koşullardan az oranda etkilenmektedir.
Çevresel koşullardan etkilenen ve sık geliştirme ve yenilik yapma zorunda olan endüstrilerde faaliyetlerini sürdüren işletmeler için araştırma ve geliştirmeyle yenilik yapma faaliyetleri ana stratejik avantajlar yönünden ön sırada yer almaktadır.
Perakende Okulum Mağazacılığı Uzmanından Öğrenin
