Burada dikkate değer hareket noktası toplam kârlar üzerine faaliyette bulunulan her sektörün katkısının ne olduğunun araştırılmasıdır.
Bunun için, işletmenin kâr merkezi sistemine göre çalışan bir mâli ve muhasebe yapısına sahip olması gerekmektedir. Her ürün için, gerçekleştirilen kârlılık tutarları belirlendikten sonra, her ürünün görünümüyle ilgili olarak işletmede, ürünlerin hayat eğrisiyle marka imajını incelemek yararlı olacaktır. Böylece zayıf olan ürünlerin bugün ya da yarın satışlarının nasıl artabileceği üzerinde durulacak, her ürünün tüketici özellikleri, tüketici ve aracı pazarlarının nitelikleriyle tutundurmaya yardımcı olacak reklâm araçları gözden geçirilecektir. Ürünün hayat eğrisiyle marka imajı düşüş dönemine girmiş ve yapabilecek hiç bir şey yoksa işletme için kambur hale gelmiş olan bu yatırıma son vermekten başka çaremiz kalmamış demektir.
İkinci analiz konusuysa işletme kaynaklarının çeşitli ürünler arasında dağılımının incelenmesine ilişkin olacaktır. Kaynaklarla kastımız, sadece sermaye, üretim araçları ve teçhizatlar değil, aynı zamanda beşeri kaynaklar, örneğin; değerli yöneticiler, teknik elemanlar da bu kapsam içerisine girmektedir. Çoğu kez bir sektörde üretilen ürün satışlarının düşmesi, çok kıymetli olan bir yöneticinin ve teknik personelin de işine son verilerek başının yakılmasına neden olabilmektedir. Bazı sektörlerde ikinci ve üçüncü sınıf yöneticiler fazla çaba göstermedikleri halde ürün piyasa koşulları nedeniyle kârlı olduğu için bu yöneticiler başarılıymış gibi görülmektedir. Böyle bir analiz ve değerlemenin işletmelerde faaliyet alanları itibariyle araştırma ve geliştirme çabalarını da yanlış yönlendirebileceği ifade edilebilir. Yatırımlarını çeşitlendirmiş tüm işletmelerde, başarılı geçmişinden dolayı, personel ve kredi bakımından tüm üstünlükleri kendine çeken prestijli bir bölüm mevcut bulunmaktadır. söz konusu favori bölüm, diğer bölüm ve hizmetlerin ikinci plâna itilmesine neden olmakta ve potansiyel olarak geleceği iyi olanların da ihmal edilerek rakiplere bırakılması sonucunu doğurmaktadır. Kaynak dağıtımı analizi bize, az rasyonel olan politikanın değiştirilmesine yardımcı olacaktır.
Ürünlerin taşıdığı riskleri saptamak amacıyla hangi konular araştırılır?
Birçok işletme, birden fazla ürün üretip piyasaya sürmektedir. Bu durum işletme analizini genişleten bir hususu oluşturmaktadır. Üretilip satılan her ilave ürün, stoklama masraflarının, büro giderlerinin ve üretim maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır. Ürün çeşitlerinden sağlanan yararların (kârların), yapılan masraflarla karşılaştırılarak değerlenmesi, ilgililerin harekete geçirilmesi açısından da iyi bir motivasyon unsuru oluşturacaktır. Böylece, toplam kârlar üzerine katkısı bulunmayan ya da yetersiz bulunan ürünleri ortaya çıkararak, firmaya kambur ve yük olanları elimine etme olanağı sağlayabilecektir.
Bazı hallerde, çok müşteriyle çalışan işletmelerde dağıtım masrafları, bir ya da iki müşteriyle çalışan işletmelere nazaran daha fazla olabilecektir. Bu durum müşteri sayısını artırarak riski dağıtmış olan işletmelerde kârların azalması tehlikesini de beraberinde getirebilecektir.
Örneğin; bazı firmalarda, masrafların ürünlere dağılımı, ortalama bir hesaba göre yapılır ve bütün ürünler için satış hâsılatının %3 ya da 4′ü gibi sabit bir miktar olarak düşünülür. Stok masraflar da aynı ilkeye göre belirlenmektedir. Ancak, gerçek maliyetlerin hesabında bir teslim, işleminin gerçek maliyeti gözönünde bulundurulduğu takdirde, müşteri sayısında ortaya çıkan azalmalar, dağıtım ve teslim giderlerinin azalmasına neden olmaktadır. Şu halde, bir seferde çok miktarda mal alan az sayıda müşteriyle çalışan firmaların kârlılıkları daha yüksek olmaktadır. Şu halde, gerçek dağıtım masrafları, satışlara oranla, belli bir sabit sayıya göre hesap edilen bir normal dağılım göstermez. Bu yüzden işletme, küçük siparişleri için, sabit taşıma giderlerini de göz önünde bulundurarak satış fiyatlarını yükseltmek ya da ayarlamak zorundadır.
Perakende Okulum Mağazacılığı Uzmanından Öğrenin
