Halen yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 25/1 Maddesi ile yürürlük ten kaldırılan 3182 sayılı Bankalar Kanunu kalkınma ve yatırım bankalarını 92 ve 93. Maddelerinde tanımlamış ve bu bankaların tâbi olacağı kanun maddelerini saymıştır. Ancak 4389 sayılı kanun bu tanımlamaları tekrar etmemiş kalkınma ve yatırım bankaları deyimlerini kullanmak yerine mevduat kabul etmeyen bankalar deyimi ile yetinmiştir. Mevduat kabul etmeyen bankalar ile ilgili olarak 20. Maddesinin 2. Fıkrasında bu bankaların kanunun hangi maddelerindeki hükümlere tâbi olmayacaklarını sıralamıştır. Bu maddeler ise mevduat ve kredi işlemleri ile ilgili maddelerdir. Şu halde mevduat kabul etmeyen bankalar olarak kalkınma ve yatırım bankaları mevduat ve kredileri düzenleyen hükümler dışında Bankalar Kanunu’nun kapsamı içerisindedirler.
Kalkınma ve Yatırım bankaları, mevduat toplamamakla beraber öz kaynak ve diğer kaynaklardan sağladıkları fonları orta ve uzun vadeli krediye dönüştürdükleri için bankacılık görevi görmektedirler. Bu nedenle Bankalar Kanunu ile getirilen, mevduat dışındaki düzenlemeler bu bankalar için de söz konusudur. Bankalar Kanunu’na göre kalkınma bankalarının anonim şirket olarak kurulmaları zorunludur. Bu nedenle banka Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlerle ilgili düzenlemelerine ve yaptığı işlemler nedeni ile Borçlar Kanunu hükümleri kapsamına girmektedir. Kalkınma ve Yatırım bankaları, bir para piyasası aracı kurumu değildirler. Ülkemizde sanayileşme ve ekonomik kalkınma çalışmalarına mâli destek vermek üzere kurulmuş bankalar hukuksal nitelikleri itibarı ile iki gruba ayrılmaktadırlar. Birinci grup bankaları sahiplikleri devlete ait bankalardır, ikinci grupta yer alan bankalar ise özeldir.
Kalkınma bankacılığımızın tarihçesi anlatılırken değinildiği gibi Cumhuriyetin kurulmasından sonra faaliyete geçirilen birçok devlet bankasının faaliyetlerine son verilmiştir. Özel bir kalkınma bankası olan Türkiye Sınai Bankası ise Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ile birleşmiştir.
Perakende Okulum Mağazacılığı Uzmanından Öğrenin
