İzleyici Merkezlilik
İletişim konusunda çalışma ve araştırma yapanların önemli bir bölümü, iyi konuşma ve konuşmacıların izleyici merkezli olmasının gereklerine işaret ederler. Başka deyişle konuşma yapmanın ilk ve tek temel amacı birisinin öğrenmesine etki etme, birisinin üstünlüğünü kanıtlaması olmamalıdır. Başarılı konuşmanın anahtarı konuşulan kişiye bir doğruyu, bir bilgi ya da düşünceyi sözcüklere dökerek mükemmel biçimde aktarmak olarak ele alınmalıdır. İzleyici merkezli olmak, izleyiciden uygun tepkiler alabilmek için konuşmacının inanç ve düşüncelerini değiştirmesi anlamına da gelmemelidir. Yapılması gereken, belli izleyicilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere konuşmacının önce kendisine dürüst olmasının yanı sıra iletiyi gerekli bir biçimde düzenlenmesidir.
Bu bağlamda konuşmaya hazırlanırken şu sorular akıldan çıkarılmamalıdır:
– Kime konuşuyorum?
– Konuşmanın sonunda dinleyicilerin neleri bilmesini, nelere inanmasını ve neleri yapmasını istiyorum?
– Bu amaca ulaşmak için konuşmamı düzenleme ve sunmamın en etkili yolu ne olabilir?
Yukarıdaki sorulara verilecek cevaplar başlık seçimini, özel amaç belirlemeyi, ana fikri ve destekleyici materyalleri ortaya koymayı, iletiyi düzenlemeyi ve konuşmayı gerçekleştirmeyi etkileyecek hatta belirleyecektir.
Topluluğa karşı konuşma yapmadan önce kendinize sormanız gereken soruları biliyor musunuz?
İzleyicilerin Psikolojisi
Bir konuşma izlendiğinde bireyler bazen çok yakın bir dikkat gösterirken, bazı durumlarda da konuşmaya ilgi göstermezler. İnsanlar bir konuşmaya katılmaya zorlanabilir ama hiç kimse kendi istemi dışında hiçbir şey dinlemez ve daha önceki bölümlerde incelenen dinleme olumsuzluklarına yönelebilirler. İşte konuşmacının becerisinin önemi buradadır. Konuşmacı gerekli yol ve yöntemleri kullanarak izleyicilerin dinlemesini sağlamalıdır.
Aslında dikkat gösterildiğinde bile izleyiciler her zaman konuşmacının iletisini algılayamayabilir. İşitsel algı, seçici bir nitelik gösterir. Unutulmamalıdır ki her konuşma iki ileti içerir. Konuşmacı tarafından gönderilen ileti ve dinleyici tarafından alınan ileti. Konuşmacının söyledikleri mutlaka izleyicilerin referans çerçeveleri yoluyla süzülür. Başka deyişle anılan süzme işlemini belirleyenler bireylerin ihtiyaçları, ilgileri, beklentileri, bilgi ve deneyimleridir. Özcesi bireyler istediklerini duyar kalanlarına ilgi göstermezler.
Bunların da ötesinde, insanlar kendilerine anlamlı gelen şeyleri duymak isterler. Aslında insanlar egosantrik (içedönük) yapıdadır. İzleyiciler kendi değerleri, inançları gibi konuları etkileyen ya da ilgilendiren iletilere daha yakın ilgi gösterirler. Çoğunlukla izleyiciler “bu benim için neden önemli?’ sorusu ile konuya yaklaşırlar.
Demografik İzleyici Analizi
Konuşmacının izleyicileri, yaş, cinsiyet, grup üyeliği, dini kökeni, ırksal, etnik ve kültürel yapıları vb. görünür özellikleri açılarından analiz etmesine demografik izleyici analizi adı verilir. Bu analiz iki aşamada gerçekleşir. Bunlar; izleyicilerin genel demografik özelliklerinin belirlenmesi ve belli bir konuşma ortamında bu özelliklerin dikkate alınmasıdır.
Demografik özelliklerden konuşma açısından önem taşıyan bazıları şunlardır:
Yaş: Çok az şey insanın dış görünüşünü yaşı kadar etkiler. Her kuşak, aşağı yukarı onları diğerlerinden ayıran belli bazı değer ve deneyimlere sahiptir. Bu anlamda değişik yaş gruplarının bir arada bulunduğu gruplarla konuşulurken “ortalama’ tutturulmasına dikkat etmek çok önemlidir. Bu yapılmaz ise dinleyenlerin bir bölümünü yakalarken diğer bir bölümünden tamamen uzaklaşmak mümkündür.
Cinsiyet: Günümüzde kadınlar ve erkekler daha geniş bir deneyim, ilgi ve özlem yelpazesini paylaşmaktadır. Konuşmacılar artık gündem dışı kalmış olan bazı cins stereotiplerini göz ardı edebilirler. Ancak unutulmaması gereken önemli bir nokta kadın ve erkeklerin farklı biçimde toplumsallaştıklarıdır. Zeki bir konuşmacı cinsler arasındaki farklılık ve benzerliklere eşit oranda uyum gösterir. Burada, insanların doğal cinsiyetlerinin ötesinde onlara toplum tarafından yüklenen birtakım değerler anlamına gelecek toplumsal cinsiyet olgusu ve bunun ilgili özelliklerini de ihmal etmemek gereklidir.
Din: Konuşmacı kendi dini inanışlarının mutlaka izleyiciler tarafından da paylaşılması gerektiğini düşünmemelidir. Buna bağlı olarak özellikle dini konularda konuşulduğunda konuşmacı izleyicilerin dini yapılarını genel hatlarıyla da olsa bilmelidir.
Dünya görüşü: Bazı öğelerini dini inançlardan almakla birlikte, toplumsal olgu ve olaylara bakış ve onları değerlendirişin bütün boyutlarını kapsaması nedeniyle dünya görüşü konusu da konuşmada önem taşır. Yine konuşmacı kendi dünya görüşünün dinleyenler tarafından paylaşılmasını beklememeli ve mümkünse genel anlamda da olsa izleyenlerin dünya görüşlerini bilmelidir. Bu, belli bazı olumsuzlukların doğmasını önler.
Irksal, Etnik ve Kültürel Yapı: Farklı ırksal, etnik ve kültürel grupların farklı gelenek ve inançları vardır. Bu nedenle konuşmada geçen bir nokta bazı izleyicilere ters düşebilir. Buna bağlı olarak konuşma yapılırken anılan yapıların da gözden geçirilmesi gerekecektir.
Grup Üyeliği: Dinleyicilerin üyesi oldukları grupların yapıları kuşkusuz onların ilgi ve tutumlarının neler olabileceği konusunda ipuçları verebilir.
Durumsal İzleyici Analizi
Durumsal izleyici analizi genellikle demografik analizler üzerine inşa edilir. Bu analiz türü, izleyicilerin o anda somut olarak elde bulunan görünür yapılarının analizidir. Bu özellikler, izleyicilerin sayısal çokluğu, fiziksel düzenleme tarafından etkilenen tutum ve davranışlar, izleyicinin konu, konuşmacı ve olaya bağlı olarak düzenlenmesini kapsar.
Sayısal Çokluk: Konuşma yapılan izleyici grubunun sayısı ne olursa olsun konuşmacının aklından çıkarmaması gereken nokta, izleyici grubun büyümesinin konuşmanın daha resmi bir yapı kazanmasını beraberinde getirmesidir.
Fiziksel Düzenleme: Bazı durumlarda izleyicinin algılayabilirliği konuşmacının kontrolünün ötesinde bazı faktörlerce etkilenir. Bu faktörlerden bazıları şunlardır: Beklenen izleyiciye oranla konuşmanın yapılacağı odanın küçük olması, toplantı saati ve bağlı olarak örneğin konuşmanın hemen yemekten önce ya da sonra yapılacak olması, kalabalık nedeniyle ortamın ısı kontrolünün yapılamaması, ortamın gereğinden fazla aydınlık veya loş oluşu vb. Bu tür olumsuzlukların izleyiciyi etkilemesi doğaldır. Ancak diğer taraftan konuşmacı mümkün olduğunca söz konusu olumsuzluk ve durumlardan etkilenmediğini bir şekilde izleyiciye kanıtlamalıdır.
Konuya Bağlı Düzenleme: Konuşmacı başlık belirlerken temelde izleyiciyi ölçüt almalıdır. İdeal olanı hem izleyiciye hem de kuşkusuz konuşmacıya uygun konu seçimidir. Bir kez başlık belirlendikten sonra, konuşmacı ne denli ayrıntıya inerse izleyicinin tepki vereceğini de önceden kestirmelidir. Ayrıca konuşmacı başlıkta izleyicinin ilgisini, konu hakkındaki bilgisini ve konuyla ilgili tutumlarını değerlendirmelidir.
Konuşmacıya Bağlı Düzenleme: İzleyiciler, konuşmacıya karşı ya anında oluşan ya da önceden oluşmuş birtakım tutumlara sahiptirler. Bu tutumların ne olabileceğinin kestirilmesi ve bunun konuşmaya olabilecek etkilerinin belirlenmesi durumsal izleyici analizinin çok önemli bir bölümünü oluşturur.
Olaya Bağlı Düzenleme: Durum ne olursa olsun, izleyicilerin konuşmaların uygunluğu konusunda belli düşünceleri vardır. Bu beklentileri zedeleyen konuşmacı izleyicilerin ilgisini kaybeder. Belki de en önemlisi bizzat olayın kendisinin, konuşmanın nasıl olması gerektiğini belirlemesidir.
İzleyici Hakkında Bilgi Edinme
İzleyici hakkında ne öğrenilmesi gerektiğinin belirlenmesinin ardından nasıl öğrenileceği sorusu gelir. Burada izleyiciler hakkında yapılan gözlemler her zaman yeterli olmayacağından yüz yüze görüşme ve sormaca uygulanması önemli bilgi toplama yollarıdır.
Yüz yüze Görüşme: Bu yol son derece esnek ve derinlemesine sorgulamaya imkân verecek yapıdadır. Uygun şekilde planlanıp, yapılandırılarak yönetilmesi halinde izleyiciler hakkında bilgi sahibi olmanın çok iyi bir yoludur. Yüz yüze görüşmeler; yapılandırılmış, yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış görüşmeler olarak üç türdedir. Bunların her birinin birbirine karşı üstünlük ya da eksiklikleri vardır.
Sormacalar: Sormacalar izleyici analizinde etkin olarak kullanılabilecek bir başka araçtır. Sormacalarda üç tür soru yer alır. Bunlar çoktan seçmeli sorular, sıralama soruları ve açık uçlu sorulardır. Gerekli hallerde sormacaların amaca uygun olarak işleyip işlemeyeceğini belirlemek için, sormacayı benzer niteliklere sahip olduğu düşünülen bir kontrol grubuna uygulamalıdır. Bu sınamada gerekli biçimde işlemeyen sorular belirlenir ve bunlar yeniden yapılandırılabilir.
İzleyici hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla hazırlanan sormacalarda şunlara dikkat etmek gerekir:
– Sormaca tam olarak ihtiyaç duyulan bilgiyi elde etmek üzere planlanmalıdır.
– Üç soru türü de kullanılmalıdır.
– Sorular açık ve anlamlı olmalıdır.
– Sormaca görece olarak kısa olmalıdır.
İzleyicileriniz hakkında bilgi edinmek için sormaca hazırlarken nelere dikkat edersiniz?
İzleyiciyle Uyumlaşma
İzleyici analizinin yapılmasından sonra dinleyenlerin yapısı çok net bir biçimde belirlenir. Elde edilen bilgilerin konuşma hazırlanırken nasıl daha iyi kullanılacağı ise temel anahtardır.
Çoğunlukla iletişim kaynağı konumundaki konuşmacılar izleyicilerin temel özelliklerini belirler, fakat düşüncelerini izleyicilerle uyumlaştırma problemi yaşarlar. İnsanlar uzman oldukları bir konuda konuşurken, kendilerini o konu ile ilgili hiçbir şey bilmeyenlerin yerine koyabilmede güçlük çekerler. Konuşmacının dinleyenlerle empati kurabilmesi, başka deyişle kendilerini dinleyicilerin yerine koyabilmesi; iletişim bilimi terimleriyle ifade edilecek olursa, kendi bağıntı çerçevesinden sıyrılıp başkalarının bakış açısıyla dünyaya bakması gerçek bir başarıdır. Aslında bu tam olarak her başarılı konuşmacının yapması, izlemesi gereken bir süreçtir. Bu yapıldığında konuşmacı kendini, konuşmayı izleyicilerin kulakları ile duyabilir ve konuşmasını ve akışı gerektiği gibi ayarlayabilir. Konuşmacı, izleyicinin neden hoşlandığını, neden hoşlanmadığını, nerelerde şüpheleri ve soruları olduğunu, herhangi bir noktada daha çok ayrıntıya ihtiyaç olup olmadığını, nelerin onların ilgisini çektiğini kestirmeye çalışmalıdır.
Ayrıca konuşmacı hemen her noktada izleyicinin tepkisine hazır olmalıdır. Konuşmacı, iletişimi süreç yapan öğe olarak nitelendirilebilecek olan yansımaya (feed-back) kendisini kapalı tutmamalıdır. Bu öğenin sağlıklı ve doğru işletilmesi yoluyla konuşmacı, kendi iletişim başarısını da sürekli kontrol edebilir ve ortaya çıkan iletişim sorunlarını giderme yoluna gidebilir. Böylelikle konuşmanın amaca ulaşması ve konuşmanın sağlıklı gerçekleşmesi de sağlanmış olacaktır.
Bunlardan başka konuşmacı şu sorulara da cevap vermelidir:
– İzleyici konuşmacının giriş ve sonucuna nasıl tepki gösteriyor?
– İzleyiciler örnekleri açık ve ikna edici bulacak mı? Görsel destek düşüncelerin alınmasına yardım edecek mi?
– İzleyiciler kullanılan dile nasıl tepki verecek?
Bu ve benzeri sorulara cevap vermek aslında izleyici ile özdeşleşme anlamını taşır. Konuşmacının birçok boyutu gibi izleyici ile uyumlaşmayı gerçekleştirme aslında söylenenden daha zordur. Ancak bir kez bu başarıldığında gerisi kolay ve başarı doludur.
Perakende Okulum Mağazacılığı Uzmanından Öğrenin
