Yeni Yazı >>
Home / Genel / İletişimin Düşünsel Analizi

İletişimin Düşünsel Analizi

İletişim sorunlarının çözümü, iyi niyete ve bu sorunların altında yatan psikososyal süreçlerin bilinmesine bağlıdır. İletişim konusunda bilinçlenme, kişiye önemli etkileşim olanakları sağlar. Bu olanaklardan yararlanarak, doyumlu bir yaşamı gerçekleştirmek, kişinin kendisini değerli görmesiyle başlar. İletişim konusunda teknik bilgiler ve beceriler gerekli, fakat kendi başına yeterli değildir. İletişim bilgi ve becerilerinin arkasında gönül zenginliği, sevgi, anlayış ve hoşgörü olmalıdır. Bu temel olmadan her türlü iletişim becerisi, yalın ve anlamsız bir egzersizden ileri gidemez. İnsan iletişimi, hem kafa hem de gönül zenginliği ister: Biri olmadan diğerinin etkinliği yoktur.

Bir kişinin kendinden hoşlanması ve kendini diğer insanlarla, doğayla ilişki içinde görmesi, yaşamının anlamlı olmasını sağlar. Genel olarak, gergin bir toplum içinde yaşıyoruz. Ekonomik ve toplumsal sorunların altında ezilen insanlar daha hoşgörüsüz, daha kızgın bir hale geliyor. Bu durum, kişiler arası iletişimsizliğin en temel nedenlerinin başında geliyor. Diğer yandan bazı iş ve görevlerin özelliklerinden kaynaklanan ağır çalışma koşulları da iletişim sorunlarının yaşanmasına neden oluyor. Gün boyu çok sayıda ve hepsi de birbirinden farklı kişilik özelliklerine sahip ve her birinin çok önemli olan sorunları olan insanlarla iletişim kurmak, onları dinlemek, sorunlarına çözüm üretmek hiç kolay bir iş değildir. Özellikle, toplumun güvenliğini, huzurunu sağlamakla görevli polis ve jandarmalarımızın yürüttükleri görevin niteliğinden kaynaklanan gergin bir iş ortamında yaşadıklarını biliyoruz. Polis ve jandarmalarımızın, bu ağır çalışma koşullarının altında ezilmemek için, iletişim bilgi ve becerisini işlerinin çok önemli bir unsuru olarak görmeleri gerekir. Bu konuda yeterli bilgi edinmeleri ve bunları uygulanabilir becerilere dönüştürmeleri bu tür meslek gruplarının olmazsa olmaz koşulları arasında yer alır. Bu nedenle, hepimizin ama daha çok insanlarla yüz yüze, iletişim kurmayı gerektiren işleri yapan kişilerin kendileriyle ve çevreleriyle, bilinçli ilişki kurması gerekir. Bilinçli iletişim, anlamlı yaşamın, anlamlı yaşam da sakin ruh ha linin gelişmesini sağlar.

Mutlaka Okumalısın!  Başlıca Etik Yaklaşımları

Duygu ve Davranışlarımızın Nedenleri

İletişimin, karşılıklı anlayış ve paylaşımı öne çıkaracak şekilde gerçekleşmesi herşeyden önce kişilerin, duygu ve davranışlarının nedenleri üzerine düşünmelerine ve bunları anlamalarına bağlıdır. Duygu ve davranışlarımızın nedenini dışımızdaki kişi ve olaylarda arama yanılgısı, iletişim çatışmalarının en büyük nedenini oluşturur. Duygu ve davranışlarımızın nedenleri, kişinin kendi dışında gerçekleşen olaylarda değil, bu olaylarla ilişkili olarak ürettiğimiz düşüncelerimizde yatmaktadır. Bu yaklaşım örneğin, bizi arkadaşımızın yaptığı hatanın değil, arkadaşımızın hatası ile ilgili düşüncelerimizin öfkelendirdiğini kabul etmemizi gerektirir. Bu nedenle, “Arkadaşım beni öfkelendirdi.” ifadesi yerine “Arkadaşımın yapmış olduğu davranış karşısında kendimi (düşüncelerimle) öfkelendirdim.” İfadesi daha doğru olacaktır. Kendi duygularının nedenlerini, kendi içlerinde ve kafalarında değil de, karşısındakinin yaptıklarında arayan iki insanın iletişim sürecini başlatıp yürütebilmeleri pek mümkün olmayacaktır.

Diğer yandan, dış olayların düşüncelerimiz üzerindeki etkisini de kolayca bir kenara atamayacağımızı belirtmeliyiz. Bir söz, bize karşı yapılan bir davranış kuşkusuz duygu ve davranışlarımızın oluşmasında etkili olacaktır. Fakat bu etki, o duygu veya davranışı yaşamamıza neden olan bir araç ya da vesile olmaktan öteye gitmeyecektir. Bir olaya ilişkin duygu ve davranışlarımızı değiştirebilmenin yolu, o olayla ilgili düşüncemizi değiştirmekten geçer. Bir başka deyişle duygu ve davranışımıza yol açan düşüncemizi değiştirmeden onun yol açtığı iletişim davranışımızı değiştiremeyiz. Örneğin, genel olarak insanlara güvenilmemesi yönünde bir düşünceye sahipsek, bu bakış açısını değiştirmeden insanlarla güvene dayalı, açık, yalın bir iletişim davranışı gerçekleştiremeyiz. Olsa olsa birbirlerini karşılıklı etkilemeye çalışırlar.

Davranış ve duyguların değişebilmesi düşüncelerin değişiminden geçtiğine göre, düşüncelerin özelliklerini daha yakından tanıyabilmek onları değiştirebilme olanağını da o oranda artıracaktır.