Yeni Yazı >>
Home / + 1. Mağaza merkez Yönetimi / Finans ve Muhasebe İşlevlerine İlişkin Politikalar

Finans ve Muhasebe İşlevlerine İlişkin Politikalar

Bu politikalar, şirketin kaynak dağıtım süreciyle işletmenin bütçeleme faaliyetlerine yakından bağlantılıdır. Fakat para politikaları finansmanla ilgili olup sermayenin nereden geleceğini, nasıl kullanılacağını ve gereksinimleri nasıl karşılayacağını önceden görmeye yarayan rehberlerdir. Muhasebe politikalarıysa envanterlerin nasıl kullanılacağını, harcama ve maliyetlerin nasıl belirleneceğine ilişkin soruların yanıtlanmasını kapsarlar. Aslında, bu iki fonksiyon işletme faaliyetlerinin parasal açıdan etkin ve verimli yürütülmesini kontrol eder. Bu politikaların firmanın başarılı ve başarısız görünmesinde büyük rolleri olduğu söylenebilir.

Sermaye, Otofinansman ve Borç Tedariki

İşletmeyle ilgili faaliyetlerin nasıl finanse edileceğini belirlemek için hem uzun, hem de kısa dönemli politikalara gerek vardır. Örneğin; bir finans politikası, belli bir cari oran düzeyine kadar, kısa dönemli faaliyetleri finanse etmek için, kısa süreli borç alma işlemlerini düzenler. Uzun dönemli yatırım işlemleri için, uzun süreli borç, öncelikli ve genel hisse senetleri durumuna göre oluşturulur. Doğal olarak borç alma felsefesi, nüfuz kullanma ve faaliyetlerin gidişini kontrol vb. faktörlerle sermaye maliyeti ve vergi ve benzeri yükümlülükler gibi ekonomik faktörlere de bağlıdır. Bu nedenle, politikaların oluşturulmasında bu etmenler de önemli rol oynarlar. Örneğin; 25 Ocak 1980 kararlarından sonra, Türk İşletmeleri yüksek faizler nedeniyle çok pahalıya gelen borçlarını azaltma yollarını arayarak ya otofinansman politikalarını gözden geçirdiler ya da eski alışkanlıkları olan yüksek stokla çalışma eğiliminden vazgeçmek zorunda kaldılar. Dolayısıyla, bu çevresel etken borç alma politikası yanında, envanter politikası, otofinansman politikası hatta satın alma yerine kiralama politikası vb. hususlardaki politikaları değiştirmiş oldu.

Kiralama ya da Satın Alma Seçenekleri

Sermayenin nereden temin edileceği, onun nasıl kullanılacağıyla yakından ilişkilidir. Örneğin; bir sabit kıymetin satın alınmasında uzun süreli borçlar ve özkaynaklar kullanılırken, aynı sabit kıymetin kiralanması durumunda kısa süreli borç kaynakları ya da duruma göre, orta vadeli borçlar da kullanılabilecektir. Bu durum, işletmenin borç dengesini, bütçeleme politikasını, diğer faaliyetlere kaynak aktarabilme yani, yatırım bütçesine ilişkin politikalarını da etkileyecektir. Özellikle endüstride işlerin durgun olduğu ya da kötüye gittiği hallerde özkaynakları satın alma alternatifine yöneltmek çok yanlış olacaktır. Bu tür durumlarda, özkaynaklar gelişmekte olan, pazar payı artan, endüstrilere kanalize edilebilir. Ayrıca yine, hızlı bir genişleme stratejisi durumunda, eğer özkaynaklar kısa süreler için kısıtlıysa, kiralama politikası, satın alma seçeneğinden daha uygun bir yol olacaktır. Teknolojisi hızla değişen elektronik alanlara dayalı makine ve teçhizat kullanan sektörler de yeniliklere süratle ayak uydurmak için kiralama politikasına yönelebilirler. Ayrıca satın alma durumunda ödenecek KDV, ithal vergileri gibi önemli tutarlar da kiralama politikasını, günümüzde yaygın bir finansal araç haline getirmiştir.

Mutlaka Okumalısın!  Tüketici Davranışında Duyguların Rolü ve Etkileri

Yatırım Risk Politikaları

Bazı riskli yatırım projeleri için yatırım yapma durumunda başka finansman politikaları da geliştirilir. Risk, kazançla ve kayıpla yakından ilgilidir. Bazı riskli projeler başarılı olduğu takdirde, büyüme gösteren sektörlerde, çok önemli kazançlar sağlarlar. Ancak bu projelere yatırım yapma, kaybetme riskini de göze almaya bağlıdır. Çünkü riskli projeler, araştırma geliştirme, pazarlama yatırımlarını da beraberinde getirirler. Yani, bu tür stratejik seçenekte yapılan masraf da büyüktür. Şu halde, eğer bir firma genişlemeyi arzuluyorsa, daha büyük riskleri göze alır. Sadece düşük riskli projeler, yani kazanç ve kayıpları düşük projeler söz konusuysa, işletmede sıkı para politikasına ağırlık verileceği anlaşılır. Doğaldır ki tüm bu hususlar, firmanın büyüme, durgun büyüme ve tasarruf stratejileriyle yakından ilgilidir.

Sabit Kıymetlerin Kullanılmasına İlişkin Politikalar

Sabit kıymetlerin geri dönüşümü, özellikle amortisman ayırımı şeklinde, kanunların elverdiği ölçü ve seçenekler dâhilinde yapılmaktadır. Bu da; alacaklar, nihai ürünler ve hammaddelere yatırılan paraların dönüşümüne benzer. Ancak, sabit kıymet eskimeleri için ayrılan amortismanlar, gerçek giderler olmayıp, firmanın finansmanında ve özellikle de vergilerin miktarlarını azaltılıp çoğaltılarak, firma bakımından oluşacak fonlar için önem arz etmektedir. Gerek yukarıda açıkladığımız döner varlıklar ve gerekse sabit varlıkların dönüşümüne ilişkin politikalar, birbirleriyle yakından ilişkili olup, işletmenin geçmişte izlediği stratejilere ve ülkenin içinde bulunduğu enflasyon oranına göre belirlenir. Bu nedenle, yöneticiler, hangi politikanın kendileri için yararlı olacağına bu koşulsal durumları gözönünde bulundurarak karar verirler. Doğaldır ki, elde edilen bilgilerin yorumlanması ve algılanmasında yöneticilerin bireysel seçimlerinin etkisi de önemlidir.

Aslında belirlenen tüm fonksiyonel politikalar, diğer fonksiyonel politikalarla yakından ilgilidir. Bunlar, birbirleriyle uyumlu bir biçimde, işletmenin birlik ve bütünlüğünü temsil ederler. Örneğin; gerek hammadde ve gerekse mamul madde stok seviyelerinin belirlenmesi, sadece finansal açıdan bunlara yatırılan parasal değere bağlı olmayıp, işletmenin müşteri ilişkilerine, üretim süreçlerine ve pazarlama açısından da ürün dağıtım yeteneklerine bağlıdır. Eğer bir işletme, zamanında üretim politikası izleyerek stok düzeyini sıfırlamak ve azaltmak istiyorsa, bu politika finans işlevine bağlı olduğu kadar, üretim ve pazarlama yetenek ve politikalarına da bağlıdır. Müşteri portföyünü artırmak isteyen bir işletme, kredili satışlara yönelirse, bu durum, onun finansal durumunu da gözden geçirmesini gerektirebilir. Finansal politikalar işletmelerarası birleşmeler, tasfiye ve koordinasyon gibi özel durumlar açısından da önemlidir. Hisse satmak, hisse almak, ortak olmak, bir firmaya hâkim olmak, finansal açıdan işletmenin yeni fonlar edinmesi ya da fon aktarımı gibi bir takım politik kararları da gerektirir. Bu durum vergi ödemeleri, geçmiş yıl zararlarının vergiden düşülmesi vb. konular açısından da finansal fon yaratma yollarını oluşturur.

Mutlaka Okumalısın!  Perakende Mağazacılığında İnsan Kaynakları Arzının Yönetimi: Stratejiler ve Uygulamalar

Tasarruf stratejileri izlendiği zaman, nakit akışının ne olacağı, paranın dönüş süratinin hızlandırılması, borçların tasfiyesi, hisse senetlerinin elden çıkarılması için güdülecek politikalar önem taşımaktadır. Örneğin; Türkiye’de ve batı ülkelerinde 1980 yılı başında enflasyona karşı istikrar stratejisi izlemek ve yüksek faiz giderlerinden kurtulmak için borçların azaltılması özsermayenin güçlendirilmesi yanında nakit akışının hızlandırılması politikalarının izlenmesi yoluna gidilmiştir.

Her ne kadar, finans politikaları, seçilmiş stratejinin uygulanması için oluşturulmaktaysa da uygulanan finansal politikalar ve eskiden beri alışılagelmiş yol ve yöntemler stratejik atılımları önleyebilir, yöneticilerin risk alma eğilimleri bu politikalardan etkilenebilir. Bu nedenle de strateji, alışılmış finansal politikaların ürünü olarak etkin uygulanmayabilir.

Finans politikalarının etkin şekilde belirlenmesi için, aşağıdaki sorulara cevap aramalıyız.
– Eğer bir işletme büyüme ve genişleme politikası izliyorsa gerekli fonları hisse senedi mi, tahvil mi çıkararak temin edeceğiz. Ya da hangisinden ne oranda çıkaracağız. Ağırlıklı ortalama sermaye maliyetimiz ve kâr payı dağıtım politikamız ne olacak?
– Eğer dış destekli büyüme arzuluyorsak, başka işlemlerle birleşmek için öncelikli ve normal hisse senetleri bakımından ne yapacağız? Yoksa müşterek yatırım ortaklığı mı oluşturacağız?
– Seçilen stratejinin uygulanabilmesi için nakit akışımızın ne olması gerekir? Alacak, stok devir süratleri ve bunları destekleyecek üretim ve pazarlama politikaları ne olacaktır?
– Enflasyon muhasebesi, yeniden değerleme, envanter değerleme ve maliyet muhasebesi sistemleri açısından izlenen politikalarımız ne olacak?
– Sermaye bütçeleme sistemlerimiz nasıl olacak, borçların özsermayeye oranını nasıl belirleyeceğiz. Borçsuz bir yapı düşünüyorsak, bunu hangi kâr payı dağıtım ve özsermaye artışı politikalarıyla destekleyebiliriz.
– Uluslararası finansal pazarlardan fon temini için ne yapılacaktır? Yabancı yatırımcılara açılma, hisse satma, kısa, orta ve uzun vadeli kredi kaynakları temin etme politikaları ne olacaktır?
– Yeni finansal araçlardan opsiyon, future, leasing, forfaiting, franchising vb. yararlanarak stratejiyi uygulamada yeni fon kaynakları bulmak için ne yapılabilir?
– Sermaye maliyetini ve ağırlıklı ortalama sermaye maliyetini asgari ölçüde tutmak için kısa, orta ve uzun vadeli borç terkipleri yanında bilançonun aktif yapısındaki dönen varlıklarla duran varlıklar dengesini ve bu varlıklara tahsis edilen para miktarlarını ne ölçüde ve hangi politikalarla asgari ölçülere indirebiliriz.

Mutlaka Okumalısın!  Perakende Mağazacılıkta Pazarlama Karması Stratejisinin Geliştirilmesi

Finans yöneticisi tüm bu sorulara çözüm getirecek politikaları işletmesinin içinde bulunduğu durum ve koşulları ve işletmenin izlediği stratejileri gözönünde bulundurarak cevap verebileceklerdir.